diş ile cümle

diş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
O, ne konuştu nede ağladı, sessizce dışarı çıktı.He neither spoke nor wept, but went out in silence.
Sık sık içmek için dışarı gidiyor.He often goes out drinking.
Cumartesi geceleri sık sık dışarıda yemek yiyor.He often eats out on Saturday nights.
Cumartesi akşamları genelde dışarıda yer.He often eats out on Saturday nights.
O, hoşça kal demeden dışarı çıktı.He went out without saying good-bye.
O, gece dışarı çıkardı.He used to go out at night.
O, yasa dışı bir eylem yaptı.He committed an illegal act.
O yağmurda dışarı gitti.He went out in the rain.
Yağışlı günler dışında o her gün yürüyerek işe gider.He goes to work on foot every day except on rainy days.
O, yağmur için hazırlıklı olarak dışarı çıktı.He went out prepared for rain.
İngilizcede sıra dışı bir yeteneği var.He has an unusual ability in English.
İspanyolca dışında İngilizce de konuşabiliyor.He can speak Spanish, not to mention English.
İngilizcenin dışında yabancı dil bilmez.He knows no foreign language except English.
O, yaz aylarında uzun bir yürüyüş için dışarı çıkardı.He would go to out for a long walk in summer.
O, evin dışına giderken görüldü.He was seen going out of the house.
O, evden dışarı fırladı.He tore out of the house.
O, evden dışarı atıldı.He got thrown out of the house.
Ailesini terk etti ve yurt dışına gitti.He deserted his family and went abroad.
O iyileşme şansı dışındadır.He is beyond the chance of recovery.
O yurt dışında okumak için kararını verdi.He made up his mind to study abroad.
Dış ilişkiler hakkında çok şey bilir.He knows a lot about foreign affairs.
O, yurt dışında eğitim gördü.He studied abroad.
O yurt dışında seyahat etmeyi sever.He likes to travel abroad.
Yurt dışında bir yolculuk için para biriktiriyor.He is saving money for a trip abroad.
Bütün dikkatimi dışarıdaki manzaraya yöneltti.He addressed my full attention to the landscape outside.
O az önce yurt dışından döndü.He just returned from abroad.
O, iki yıllığına yurt dışında eğitim görme ayrıcalığına sahipti.He had the privilege of studying abroad for two years.
O, yurt dışındaki deneyimi hakkında çok sayıda kitaplar yazdı.He has written lots of books about his experience abroad.
O, yurt dışına gitmek için istekli.He is eager to go abroad.
O, yıllarca yurt dışında yaşadı.He lived abroad for many years.
O, hiç yurt dışında bulunmadı.He has never been abroad.
O hiç yurt dışına gitmedi.He has never been abroad.
O, yurt dışına gitmeye kararlıydı.He was determined to go abroad.
O, yurt dışına gitmeye karar verdi.He decided to go abroad.
O, dönmemek üzere, yurt dışına gitti.He went abroad, never to return.
O dışişlerinde iyi deneyimlidir.He is well versed in foreign affairs.
O yirmi yıldır dış ticaretle uğraşıyor.He has been engaged in foreign trade for twenty years.
O dış ticaretle ilgileniyor.He is engaged in foreign trade.
O dışarı gitti.He has gone out.
O her dışarı gidişinde kitapçıya uğrar.Every time he goes out, he drops in at the bookstore.
O, dışarı gittiğinde, onun evine göz kulak olmamı rica eder.When he goes out, he asks me to keep an eye on his house.
O, Dışişleri bakanı olarak atandı.He was established as Foreign minister.
O şehir dışına gitmeden önce onu görmüş olmayı umuyordu.He expected to have seen her before he went out of town.
O kampüs dışından yaşıyor.He lives off campus.
Kırık bir çenesi var ve birkaç dişini kaybetti.He got a broken jaw and lost some teeth.
O, aceleyle dışarı çıktı.He went out in a hurry.
Arkadaşını uğurlamak için yurt dışına gitti.He went to the airport to see his friend off.
O hava yoluyla yurt dışına gitme hakkındaki fikrini değiştirdi.He has changed his mind about going abroad by air.
Yurt dışına gitmene itiraz edecektir.He will object to your going abroad.
O gece geç saatlerde asla dışarı gitmez.He never goes out late at night.
Daha sonra yurt dışında kaldı.He remained abroad later on.
Yurt içinde ve yurt dışında ünlüdür.He is famous both at home and abroad.
O bugün dışarıda oynar.He plays in the outfield today.
Pencereden dışarı bakarak oturuyordu.He sat looking out of the window.
Karısının dışarıda çalışmasına itiraz etti.He objected to his wife working outside.
Dün yurt dışından döndü.He returned from abroad yesterday.
Öldürmenin dışında bir şey yapacaktır.He will do anything but murder.
O bir yürüyüş için dışarı çıktı.He has gone out for a walk.
O, dişleriyle ipi kesti.He cut the rope with his teeth.
O dişini çektirdi.He had his tooth pulled.
İlgili Sayfalar