Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Dengan kata lain -- (Tawa) bersimpatilah, jangan dicela.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Det är inte sakerna, utan belöningen, vi vill ha. Ett nytt sätt att se på lyxprylar. När någon kör en Ferrari-
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.En d'autres mots - (Rire) ressentez de la sympathie, plutôt que du mépris.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.En otras palabras... (Risas) sientan compasión, en lugar de desprecio.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.In altre parole - (risate) provate compassione, più che disprezzo.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Innymi słowy -- (śmiech) należy mu współczuć, a nie pogardzać.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Inými slovami -- (Smiech) súciťte s ním, než by ste ním pohŕdali.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Jinými slovy -- (Smích) sympatizujte, místo abyste opovrhovali.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.다시 말해서 -- (웃음) 경멸하기 보다는 동정하시란 겁니다.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Más szóval -- (Nevetés) Inkább együttérzést mutassanak, mint megvetést.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Med andre ord -- (Publikum griner) Føl sympati i stedet for foragt.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Met andere woorden -- (gelach) voel medeleven in plaats van minachting.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.(Risos) (Aplausos) Por outras palavras, sentir compaixão, em vez de desprezo.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Theo một cách nói khác ( Cười) hãy cảm thông hơn là khinh miệt.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Toisin sanoen -- (Naurua) tuntekaa sympatiaa vastenmielisyyden sijaan.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Z drugimi besedami ... (smeh) Namesto prezira občutite sočustvovanje.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Με άλλα λόγια -- (Γέλια) κοιτάξτε τον με συμπόνια, όχι με περιφρόνηση.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Другими словами... (Смех) почувствуйте симпатию к нему, вместо того, чтобы гневаться.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.Інакше кажучи... (сміх) Поспівчувайте йому замість ненавидіти його.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.С други думи -- (Смях) чувствайте съчувствие, а не презрение.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.במילים אחרות -- (צחוק) תרגישו אהדה במקום זילזול.
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.بعبارة اخرى -- (ضحك) تعاطف معه بدلا من احتقاره
Diğer bir deyişle - (Gülüşmeler) küçümsemek yerine sempati hissedin.軽蔑でなく 同情してあげて下さい 他にも理由があります --
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Autrement dit, votre position dans la vie n'est plus accidentelle, mais méritée.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Cu alte cuvinte, poziţia în viaţă nu este accidentală ci meritată şi binemeritată.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.-där de som förtjänar det når toppen- -tror man även, vad värre är- -på ett samhälle där de som förtjänar det-
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.En otras palabras, tu posición en la vida llega a considerarse no accidental sino digna y merecida.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Ens position i livet virker ikke længere tilfældig, men fortjent.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.In altre parole, la tua posizione nella vita non sembra più accidentale, ma meritata e guadagnata.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.In anderen Worten, die eigene Position im Leben erscheint somit nicht zufällig, sondern verdient.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Innymi słowy, czyjaś pozycja życiowa nie wydaje się przypadkowa lecz zasłużona.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Inými slovami, vaša životná pozícia nie je náhodná, ale zaslúžená.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Jinými slovy, vaše pozice v životě se začne jevit nikoliv náhodná, ale zcela zasloužená.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.다시 말해서 삶에서의 위치는 우연이 아니라 각자가 자초한 마땅한 결과라는 것입니다.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Más szóval, a pozíciónk nem véletlennek tűnik, hanem megérdemeltnek.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Met andere woorden: je positie in het leven is ineens niet meer toevallig, maar verdiend.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Nói cách khác, vị trí của bạn trong cuộc sống không phải là một điều ngẫu nhiên, mà là do cố gắng mà đạt được.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Ou seja, a nossa posição na vida deixa de parecer acidental, mas sim merecida.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Toisin sanoen, henkilön asema elämässä ei ole sattumanvarainen vaan ansionsa mukainen.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Tvoj položaj v življenju se ne zdi več naključen, ampak zaslužen.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Με άλλα λόγια, η θέση σας στην κοινωνία δεν είναι κάτι τυχαίο, αλλά αποτέλεσμα αξίας και κατάκτησης.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.В результаті положення в житті стає не випадковим, а закономірним і заслуженим.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.Другими словами, твоя позиция в жизни оказыватся не случайной, но по праву заслуженной.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.С други думи, вашата позиция в живота не изглежда да е случайна, а основателна и заслужена.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.במילים אחרות, מעמדך בחיים מתחיל להראות לא מקרי, אלא ראוי ומגיע לך.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.بعبارة اخرى,فان موقعك في الحياة لا ياتي بمحض الصدفة و انما هو مستحق و مُكتسب.
Diğer bir deyişle, hayattaki pozisyonunuz rastlantısal görünmez, ancak layık olduğunuz ve hak ettiğinizdir.実力で獲た物 と言え だから 失敗がとても痛烈なのです
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Cu alte cuvinte, am cumpărat componente standard şi am făcut un spectroscop.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,En d'autres termes, j'ai pris des composants sur étagère, et j'ai construit un spectroscope.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,En otras palabras, tomé componentes comunes, e hice un espectómetro.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,In altre parole, ho tolto dallo scaffale componenti, e ho fatto uno spettroscopio.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,달리 말하자면, 저는 기존 생물학적 부품들을 사용해서 분광기를 만들었지요.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Más szóval, néhány könnyedén beszerezhető alkatrészből építettem egy új spektroszkópot.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Met andere woorden, met kant-en-klare onderdelen kan ik een spectroscoop maken.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Mit anderen Worten, ich habe Teile von der Stange gekauft und ein Spektroskop gebastelt.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Nói cách khác, tôi đã lấy các linh kiện hoàn thiện và lắp ráp một kính quang phổ.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Z gotowych komponentów zrobiłem spektroskop. Z gotowych komponentów zrobiłem spektroskop.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Με άλλα λόγια, πήρα εμπορικά διαθέσιμα κομμάτια κι έφτιαξα ένα φασματοσκόπιο.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,Другими словами, я взял готовые компоненты и создал спектроскоп.
Diger bir deyisle, hazir bilesenleri aldim, ve bir spekrtoskop yaptim,С други думи, взел съм свободно достъпни компоненти и съм направил спектроскоп.