Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.Hij leerde hoe je een groot, lomp probleem soms het beste op kan delen in kleinere problemen.
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.그리고 링컨은 푸는 방법을 배웠는데요, 여러분이 그런 문제를 접했을 때 때로는 그 커다란 문제를 더 작은 문제로 자르는 것이 해답이 됩니다.
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.Přitom postupně zjišťoval, že k řešení může dospět tím, že příklad rozkouskuje do menších celků.
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.Și învăța că, dacă ai o problemă complexă, uneori, soluția e să o împarți în niște probleme mai mici.
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.Uczył się, że duże problemy trzeba czasem rozbić na mniejsze.
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.Той научаваше, че когато имате трудна непосилна задача, понякога решението е да я разделите на малки задачи.
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.והוא למד כיצד, כשיש מולך בעיה גדולה ומסובכת, כדאי לחלק את הבעיה לבעיות קטנות יותר וקלות לפתרון.
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.وكان يتعلم كيف، اذا كان لديك مسألة جنارلي طويلة في بعض الاحيان يجب تقسيمها الى اجزاء صغيرة
Ve o, devasa bir problemin çözümünün bazen onu daha küçük parçalara bölmekte yattığını öğreniyordu.どうやって問題を小さく分解するかを勉強していました 物理や数学では普通のこのやり方は 社会問題にも使われます
Ve oluşan yapılanmanın düzeyi devasadır.И уровень этого изменения огромен.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.E il semplice fatto che qualcuno si preoccupi per loro fa un'enorme differenza.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.사람들이 그들에게 관심이 있다는 사실만으로도 그들에게는 큰 변화가 있었습니다.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.O simples facto de as pessoas se importarem para elas, faz uma diferença abissal.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.Pour eux, juste le fait d'y faire attention, cela fait une grande différence.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.Sam fakt, że ktoś się przejmuje ich losem, wiele dla nich znaczył.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.Schon die Tatsache, dass sich Leute um sie kümmern, macht für sie einen riesigen Unterschied.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.Simplul faptul că oamenilor le pasă înseamnă foarte mult pentru moralul lor.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.Y el simple hecho de que a alguien le importe significa mucho para ellos.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.И просто то, что кому-то не всё равно, оказывается чрезвычайно важно для них.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.И само факта, че някой го е грижа, вече променяше за тях нещата много.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.ורק העובדה שלאנשים אכפת עושה הבדל ענק בשבילם.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.ولمجرد أن الناس يهتمون يؤثر بشكل كبير عليهم.
Ve sadece şu gerçek ki insanların ilgisi onlara devasa fark yapıyor.彼らには大きな違いをもたらしたのです あと一つだけ話して
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirC'est donc un énorme problème pratique. Mais c'est aussi un énorme problème social.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirDeci asta e o enormă problemă practică. Dar e deasemenea o enormă problemă socială.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirDies ist also ein großes praktisches Problem. Es ist aber auch ein großes soziales Problem.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirDit is een enorm praktisch probleem. Maar het is ook een enorm maatschappelijk probleem.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirIsto é um grande problema prático. Mas também é um grande problema social.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirJadi ini adalah masalah praktis yang cukup besar. Namun ini juga adalah masalah sosial yang besar.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirJest to duży problem praktyczny. Ale jest to także duży problem społeczny.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirJe to obrovský praktický problém. Ale je to také velký sociální problém.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdir이것은 실질적으로 큰 문제입니다. 또 사회적인 문제이기도 합니다.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirPor eso es un problema práctico enorme. Pero también es un problema social enorme.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirSå dette er et kæmpestort praktisk problem. Men det er også et kæmpestort socialt problem.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirSi tratta di un enorme problema pratico. Ma anche con un risvolto sociale.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirSzóval ez egy hatalmas gyakorlati probléma. De ugyanakkor óriási társadalmi probléma is.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirTakže je to veľký praktický problém. Ale je to tiež veľký sociálny problém.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirTämä on suuri käytännön ongelma. Mutta myös sosiaalinen.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirVì vậy đây là một vấn đề thực tế rất quan trọng. Nhưng nó cũng là một vấn đề xã hội rất quan trọng.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirΑυτό λοιπόν είναι ένα τεράστιο πρακτικό πρόβλημα. Αλλά είναι επίσης και ένα τεράστιο κοινωνικό πρόβλημα
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirТак что это огромная практическая проблема. Но это ещё и огромная социальная проблема.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirТа това е голям практически проблем. Но също е и голям социален проблем.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirТож це величезна практична проблема. Але це також й величезна суспільна проблема.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirמכאן שזו בעיה מעשית עצומה. אבל זו גם בעיה חברתית עצומה.
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdirان هذا امرٌ خطير حقاً وهي مشكلة داخلية كبيرة .. واجتماعية أيضاً
Yani bu, devasa bir fiili problemdir. ama aynı zamanda, sosyal da bir problemdir同時に 社会的な問題です 正しく感じる瞬間とは
Yönetim, burada, devasa yeni kaynakta, petrol sondajı yapan kişilere karşı ceza davası başlattı.Die Verwaltung hat eine strafrechtliche Klage gegen die Menschen, die dort nach Öl Bohren,
Sonunda elimize geçecek devasa bir elektrik dağıtım ağı.EM: Genau. Es wird ein riesiges Stromversorgungsunternehmen.
Sonunda elimize geçecek devasa bir elektrik dağıtım ağı.EM: Inderdaad. Het is een gigantische, gespreide nutsvoorziening.
Sonunda elimize geçecek devasa bir elektrik dağıtım ağı.EM: Pontosan. Ez egy óriási elosztott közmű irányába mutat.
Sonunda elimize geçecek devasa bir elektrik dağıtım ağı.EM: Přesně. Jde o obrovskou produkční síť elektřiny.
Sonunda elimize geçecek devasa bir elektrik dağıtım ağı.EM: Se trata de un gran sistema de suministro.
Swartz bu devasa arţivi paralel yüklemelerle kaydetmeye baţladý.PACER كان سوارتز ينزل بشكل متزامن وآلي نظام
Swartz bu devasa arţivi paralel yüklemelerle kaydetmeye baţladý.Swartz effectuait des téléchargements parallèles massifs depuis le système PACER.
Swartz bu devasa arţivi paralel yüklemelerle kaydetmeye baţladý.Swartz estaba dirigiendo una descarga paralela y masiva del sistema PACER.
Swartz bu devasa arţivi paralel yüklemelerle kaydetmeye baţladý.Swartz stava conducendo un massiccio download parallelo automatizzato del PACER.
Swartz bu devasa arţivi paralel yüklemelerle kaydetmeye baţladý.Шварц провеждаше масирано автоматично паралелно сваляне на системата PACER.
Swartz bu devasa arţivi paralel yüklemelerle kaydetmeye baţladý.Шварц проводил массовые автоматизированной параллельной загрузку системы PACER.
Swartz bu devasa arţivi paralel yüklemelerle kaydetmeye baţladý.連邦裁判所の270万の文書、テキストにして 約2000万ページを手に入れることができた。
"Tanrım, gitarınız devasa büyük!"(笑)