dert ile cümle

dert kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Clare Lockhartová je zde, tak budu citovat rozhovor, který měla s negramotnou ženou na severu Afganistánu.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Et cette femme lui a dit qu'elle ne s'inquiétait pas d'avoir ou non à manger sur sa table.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.저는 두 도시를 탔는데--여행했죠--
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Quella donna le ha detto che non le importava di avere del cibo in tavola.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Y esa mujer dijo que no le preocupaba si tendría comida en su mesa.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Тази жена й каза, че за нея не е важно дали ще има храна на масата си.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.רכבתי - נסעתי -
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.لا يهمها ان تملك طعام كاف في منزلها ام لا .
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.昔は3時間で行けたはずの2つの都市なのに
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.Le message que l'administration Obama leur envoyait plus spécifiquement était :
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.Mọi chuyện có thể xảy ra như thế,<br/>Swartz đã có thể chiến thằng
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.Y el mensaje que la administración de Obama quería enviar a esa comunidad en particular era según mi opinión:
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.私の見立てでは、「あなたがたは既存体制に対し トラブルを起こす能力があることを我々は知っている、 そして我々は、あなたがたの多くがこうしたトラブルを 引き起こしたくないと恐れるよう、
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."A oni povedali, "Tým sa netrápte."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."A oni powiedzieli: "Nie martw się o to."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."A oni řekli: "S tím si nedělejte starosti."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."E eles disseram: "Não te preocupes com isso."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."És azt mondták: "Ne aggódj emiatt."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Ils ont dit : "Ne vous inquiétez pas de ça."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."그 점은 걱정하지 말라면서
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Men de sade, "Oroa dig inte över det."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Mi dissero: "Non preoccuparti".
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler." Program yürütücüsü " Yarın tekrar gel." dedi.Và họ nói, " Đừng lo về chuyện đó." vị giám đốc của chương trình đó nói rằng : " ngày mai hãy quay lại đây."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Și ei mi-au spus, "Nu-ți face griji."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Und sie sagten: "Machen Sie sich darüber keine Sorgen."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Y dijeron: "No te preocupes por eso."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Ze zeiden: "Maak je daar niet druk over."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."И те казаха - не се притеснявайте.
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Но мне сказали: "Не переживай".
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."והם אמרו "אל תדאג בקשר לזה."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."فأجابوني،" لا تقلق بهذا الشأن."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."学科のディレクターは「明日また来なさい」と言いました
Ve sanki onun tek ihtiyacı olan, dert yanmaktı, bu yzüzden biz de onun konuşmasına izin verdik.그리고 그는 그래서 우리가 얘기 하는 그 친절 귀 할 것 같았다.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.Ach mein Jammer und mein Herzeleid! Ich denke aber: Es ist meine Plage; ich muß sie leiden.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.Běda mně pro setření mé, přebolestná jest rána má, ješto jsem já byl řekl: Jistě tuto nemoc budu moci snésti.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.Khốn nạn cho tôi vì vết thương tôi! Vít tôi là đau đớn! Nhưng tôi nói: Ấy là sự lo buồn tôi, tôi phải chịu.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.슬프다 내 상처여 내가 중상을 당하였도다 그러나 내가 말하노라 이는 참으로 나의 고난이라 내가 참아야 하리로다
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.,,Vai de mine! Sînt zdrobită! Mă doare rana!`` ,,Dar eu zic: ,O nenorocire a dat peste mine şi o voi suferi!
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim."Ve mig for min Brøst, mit Sår er svart! Men jeg siger: "Det er min Smerte, den vil jeg bære."
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.Ve mig, jag är sönderkrossad! Oläkligt är mitt sår. Men jag säger: Ja, detta är min plåga, jag måste bära den!
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.Горко ми, поради болежа ми! Раната ми е люта; но аз рекох: Наистина тая болка ми се пада, и трябва да я търпя.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.אוי לי על שברי נחלה מכתי ואני אמרתי אך זה חלי ואשאנו׃
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.ويل لي من اجل سحقي. ضربتي عديمة الشفاء. فقلت انما هذه مصيبة فاحتملها.
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.民 說 、 禍 哉 、 我 受 損 傷 . 我 的 傷 痕 、 極 其 重 大 . 我 卻 說 、 這 真 是 我 的 痛 苦 、 必 須 忍 受
Yaramdan ötürü vay başıma gelen! Derdim iyileşmez! Ama, ‹Dert benim derdim, Dayanmalıyım› dedim.民說 、 禍哉 、 我 受 損傷 . 我 的 傷痕 、 極 其 重大 . 我 卻說 、 這真 是 我 的 痛苦 、 必須 忍受
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.Gewalt haben, experimentieren nicht mit Bürgerbeteiligung.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.여기에 참여하여 실험을 해보지 않습니다.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.legislativní moc a lidé, kteří mají legislativní moc, neexperimentují s účastí.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.legislativo no experimentan la participación.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.les gens qui ont le pouvoir législatif n'expérimentent pas avec la participation.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.אין מספיק ניסיון בשיתוף.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.التشريعيه لا يختبرون مع المشاركه.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.彼らはオープン化の 実験はしています
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;(105:32) И прогневали Бога у вод Меривы, и Моисей потерпел за них,
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;A zase len hnevali pri vodách Meríba, takže sa pre nich aj Mojžišovi zle stalo.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Bij het water van Mériba maakten de Israëlieten Hem opnieuw toornig. Door hun schuld ging Mozes ook zondigen.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;De förtörnade honom ock vid Meribas vatten, och det gick Mose illa för deras skull.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;De vakte hans Vrede ved Meribas Vand, og for deres Skyld gik det Moses ilde;
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Di sumur-sumur Meriba mereka membuat TUHAN marah, dan menyusahkan Musa dengan perbuatan mereka
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Ei au mîniat pe Domnul la apele Meriba; şi Moise a fost pedepsit din pricina lor.

İlgili Sayfalar