Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.昔は3時間で行けたはずの2つの都市なのに
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.Le message que l'administration Obama leur envoyait plus spécifiquement était :
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.Mọi chuyện có thể xảy ra như thế,<br/>Swartz đã có thể chiến thằng
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.Y el mensaje que la administración de Obama quería enviar a esa comunidad en particular era según mi opinión:
Ve Obama yönetiminin göndermek istediđi mesaj, tahminimce, "Bize dert açacak yetilerinizin olduđunu biliyoruz.私の見立てでは、「あなたがたは既存体制に対し トラブルを起こす能力があることを我々は知っている、 そして我々は、あなたがたの多くがこうしたトラブルを 引き起こしたくないと恐れるよう、
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."A oni povedali, "Tým sa netrápte."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."A oni powiedzieli: "Nie martw się o to."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."A oni řekli: "S tím si nedělejte starosti."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."E eles disseram: "Não te preocupes com isso."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."És azt mondták: "Ne aggódj emiatt."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Ils ont dit : "Ne vous inquiétez pas de ça."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."그 점은 걱정하지 말라면서
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Men de sade, "Oroa dig inte över det."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Mi dissero: "Non preoccuparti".
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler." Program yürütücüsü " Yarın tekrar gel." dedi.Và họ nói, " Đừng lo về chuyện đó." vị giám đốc của chương trình đó nói rằng : " ngày mai hãy quay lại đây."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Și ei mi-au spus, "Nu-ți face griji."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Und sie sagten: "Machen Sie sich darüber keine Sorgen."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Y dijeron: "No te preocupes por eso."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Ze zeiden: "Maak je daar niet druk over."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."И те казаха - не се притеснявайте.
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."Но мне сказали: "Не переживай".
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."והם אמרו "אל תדאג בקשר לזה."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."فأجابوني،" لا تقلق بهذا الشأن."
Ve onlarda, " Bunu dert etme dediler."学科のディレクターは「明日また来なさい」と言いました
Ve sanki onun tek ihtiyacı olan, dert yanmaktı, bu yzüzden biz de onun konuşmasına izin verdik.그리고 그는 그래서 우리가 얘기 하는 그 친절 귀 할 것 같았다.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.Gewalt haben, experimentieren nicht mit Bürgerbeteiligung.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.여기에 참여하여 실험을 해보지 않습니다.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.legislativní moc a lidé, kteří mají legislativní moc, neexperimentují s účastí.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.legislativo no experimentan la participación.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.les gens qui ont le pouvoir législatif n'expérimentent pas avec la participation.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.אין מספיק ניסיון בשיתוף.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.التشريعيه لا يختبرون مع المشاركه.
Yasakoyucularsa katılımcılık gibi bir dertleri olmadan yaşıyorlar.彼らはオープン化の 実験はしています
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;(105:32) И прогневали Бога у вод Меривы, и Моисей потерпел за них,
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;A zase len hnevali pri vodách Meríba, takže sa pre nich aj Mojžišovi zle stalo.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Bij het water van Mériba maakten de Israëlieten Hem opnieuw toornig. Door hun schuld ging Mozes ook zondigen.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;De förtörnade honom ock vid Meribas vatten, och det gick Mose illa för deras skull.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;De vakte hans Vrede ved Meribas Vand, og for deres Skyld gik det Moses ilde;
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Di sumur-sumur Meriba mereka membuat TUHAN marah, dan menyusahkan Musa dengan perbuatan mereka
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Ei au mîniat pe Domnul la apele Meriba; şi Moise a fost pedepsit din pricina lor.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Enako so razdražili Boga pri Vodi prepira, da se je slabo godilo Mojzesu zavoljo njih:
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;He vihoittivat hänet Meriban vetten luona, ja Mooseksen kävi pahoin heidän tähtensä.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Ils irritèrent l`Éternel près des eaux de Meriba; Et Moïse fut puni à cause d`eux,
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Indignaram-no também junto �s águas de Meribá, de sorte que sucedeu mal a Moisés por causa deles;
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;저희가 또 므리바 물에서 여호와를 노하시게 하였으므로 저희로 인하여 얼이 모세에게 미쳤나니
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Lo irritarono anche alle acque di Meriba e Mosè fu punito per causa loro
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Megharagíták a Meribáh vizeinél is, és baja támadt Mózesnek miattok,
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Og de vakte vrede ved Meribas vann, og det gikk Moses ille for deres skyld;
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Opět ho byli popudili při vodách sváru, až se i Mojžíšovi zle stalo pro ně.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;También le indignaron en las aguas de Meriba, y por causa de ellos le fue mal a Moisés
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Tổ phụ chúng tôi cũng chọc giận Ngài tại Ngài Mê-ri-ba, Nên, vì cớ họ, có tai họa xảy đến cho Môi-se;
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Tổ_phụ chúng_tôi cũng chọc_giận Ngài tại Ngài Mê - ri-ba , Nên , vì cớ họ , có tai_họa xảy đến cho Môi-se ;
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Und sie erzürnten ihn am Haderwasser, und Mose ging es übel um ihretwillen.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Znowu go byli wzruszyli do gniewu u wód Meryba, tak, iż się źle działo i z Mojżeszem dla nich.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Και παρωξυναν αυτον εν τοις υδασι της αντιλογιας, και επαθε κακως ο Μωυσης δι' αυτους
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;Също и при водите на Мерива те Го разгневиха, Така щото стана зле с Моисея поради тях;
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;ויקציפו על מי מריבה וירע למשה בעבורם׃
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;واسخطوه على ماء مريبة حتى تأذى موسى بسببهم.
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;他 們 在 米 利 巴 水 又 叫 耶 和 華 發 怒 、 甚 至 摩 西 也 受 了 虧 損
Yine RABbi öfkelendirdiler Meriva suları yanında, Musanın başına dert açıldı onlar yüzünden;他 們在米利巴水 又 叫 耶和華 發怒 、 甚至 摩西 也 受 了 虧損