Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı.Paling enggak, orang genius punya kekhawatiran masing-masing.
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı.Rốt cuộc, thiên tài phải có những lo lắng của mình.
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı.Tenslotte, genieën moeten vast hun eigen zorgen hebben
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı.Παρ'όλα αυτά, οι ιδιοφυίες πρέπει να'χουν και αυτοί τις ανησυχίες τους.
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı.В конце концов, и у гениев есть свои поводы для волнений.
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı.Все пак, гениите си имат свои тревоги.
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı..אחרי הכל, לגאונים יש את הדאגות שלהם
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı..بعد كل هذا، يبدو أن العباقرة لديهم مخاوفهم الخاصة بهم
Sonuçta, dahilerinde kendi dertleri olmalı.少し感情を見せてくれたのかな?
"Tanrım, başım dertte. Beslemem gereken çocuklarım var."하느님, 어떻게 하면 좋을까요? 제 아이들은 굶고 있고,
"Tanrım, başım dertte. Beslemem gereken çocuklarım var."אוי אלוהים, אני בצרות צרורות, יש לי ילדים להאכיל.
"Tanrım, başım dertte. Beslemem gereken çocuklarım var.اخذ يتوسل الى الله ويقول " الهي اني في ازمة شديدة ولدي اطفال كُثر ولا اجد ما أُطعمهم إياه "
"Tanrım, başım dertte. Beslemem gereken çocuklarım var.「妻は病気で、私にはお金がありません。いったどうすればいいでしょうか?」
"Tanrım, başım dertte."Herre Gud, jag har det så besvärligt.
"Tanrım, başım dertte."Lạy Thượng Đế, con đang gặp rắc rối.
"Tanrım, başım dertte."Mój Boże. Jestem w takim kłopocie.
"Tanrım, başım dertte."O, Doamne, am o problema atat de mare.
"Tanrım, başım dertte."Oh God, ik heb zoveel problemen.
"Tanrım, başım dertte."Oh Gott, ich habe solche Schwierigkeiten.
"Tanrım, başım dertte."Oh mon Dieu, J'ai tellement de problèmes.
"Tanrım, başım dertte."Ó meu Deus, eu estou com tantos problemas.
"Tanrım, başım dertte.Tengo grandes problemas.
"Tanrım, başım dertte."Ya Tuhan, aku sedang dalam kesusahan.
"Tanrım, başım dertte."Ω Θεέ μου.
"Tanrım, başım dertte."О, Боже, толкова грижи имам.
"Tanrım, başım dertte."О, Боже, у мене така біда.
"Tanrım, başım dertte."О, Господи, я в беде.
Tek dertleri kar olduğu içinDet är också farligt för att dom bara bryr sig om profit,
Temizlikçi sinagoga geldi. "Tanrım, başım dertte.L'uomo delle pulizie entrò nella sinagoga. " Oh, Dio, sono così in difficoltà.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Driejarige kinderen malen daar niet om.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.I bambini di tre anni prendono confidenza subito.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.여기 세살짜리 꼬맹이들도 전혀 걱정안하고 있잖아요.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Thấy không, những đứa trẻ 3 tuổi, chúng không lo lắng về điều đó.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Vedeți, copiii de 3 ani, lor nu le pasă.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Ven, los niños de tres años no se preocupan por él.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Vidíte, tříleté děti by se tím neznepokojovaly.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Vidíte, trojročné deti by sa tým neznepokojovali.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Voyez, les enfants de 3 ans, ils ne préoccupent pas.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Widzicie, trzy letnie dzieci się tym nie martwią.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Видите, трёхлетних детей это не волнует.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.Виждате ли, тригодишните деца не се безпокоят от това.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.תראו, ילדים בני 3, הם לא דואגים מזה.
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.إن الأطفال ذوي الثلاث سنوات لن يقلقوا في هذه الحالة
Üç yaşındakı çocuklar hiç robota bir şey olacak diye dertlenmiyor.大人だけが取り乱すんです
Üstelik bu bir programcı için dert.A to je ten jednodušší případ, kdy kód píše jediný člověk.
Üstelik bu bir programcı için dert.És ez akkor is így van, ha egy ember írja.
Üstelik bu bir programcı için dert.그건 한 사람이 프로그램을 작성할 때의 이야기구요.
Üstelik bu bir programcı için dert.Przy założeniu, że instrukcje pisze jedna osoba.
Üstelik bu bir programcı için dert.И это если код пишет один.
Üstelik bu bir programcı için dert.וזה כשאדם אחד כותב אותו.
Üstelik bu bir programcı için dert.وهذا اذا كان هناك شخص واحد يكتبها.
Üstelik bu bir programcı için dert.書く人間が複数になると
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Clare Lockhartová je zde, tak budu citovat rozhovor, který měla s negramotnou ženou na severu Afganistánu.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Et cette femme lui a dit qu'elle ne s'inquiétait pas d'avoir ou non à manger sur sa table.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.저는 두 도시를 탔는데--여행했죠--
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Quella donna le ha detto che non le importava di avere del cibo in tavola.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Y esa mujer dijo que no le preocupaba si tendría comida en su mesa.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.Тази жена й каза, че за нея не е важно дали ще има храна на масата си.
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.רכבתי - נסעתי -
Ve kadın, masaya yemek koyup koyamayacağını dert etmiyordu.لا يهمها ان تملك طعام كاف في منزلها ام لا .