Ana içeriğe geç
Sözlük

dersler ile cümle

dersler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Okul Avusturya-Macaristan askerî sınırında olduğu için dersler Almancaydı.كانت الدراسة في تلك المدرسة بالألمانية، نظرًا لوقوعها في منطقة الحدود العسكرية النمساوية-المجرية.
Tablolarında çoğunlukla ahlaki dersler vermeye çaba gösterdi.وقد اشتهرت بصفة خاصة, بإعدادها لمختارات أدبية عديدة.
Bu derslerin onun üzerinde derin bir etkisi vardı.فتركت هذه الممارسات تأثيرًا كبيرًا في نفسه.
Özel dersler alarak eğitim gördü.الثعلب يأخذ درساً خصوصيا.
16 Yaşındayken Japonya'daki Tsuruga Özel Okulunda İngilizce dersleri verdi.وعندما بلغت سن السادسة عشر درست اللغة الإنجليزية في كلية تسوروغا في تسوروغا، فوكوي، باليابان.
Eğitim bağlamında edim, öğrencinin derslerde yaptıklarıdır.هكذا كان يريها المعلم للطلبة في الحفر.
Okulda, yetişkinlerin devam ettiği derslere katılmasına da izin verildi.كما يأكل تلاميذ المدارس نفس الأشياء التي يأكلها البالغون.
Burada, çocuklara dini ve Kur'an dersleri öğretiliyor.وهنا يتعلم البنون والبنات القرآن ويحفظونه.
Muhittin Şerif, 18 yaşına kadar özel derslerle yetişti.وقد تعلمت هيلين على يد مربية خاصة حتى بلغت سن الثامنة عشر.
Odessa Ticaret Okulunda Rus dili ve Rus edebiyatı dersleri aldı.درس اللغة الروسية والأدب الروسي بموسكو.
Askeri eğitimden ziyade dini derslere de meraklıydı.وفضلاً علی ذلک درس کتشويان الدروس الدينية.
Ali İpek yönetimindeki TED Satranç kursunda satranç dersleri aldı.حصلت على لقب أستاذ دولي في (الشطرنج).
Bu açılardan ana akım zorunlu eğitimdeki İngilizce derslerinden oldukça farklıdır.هذا النوع من الجمل غير مقبول في معظم الأشكال أخرى من الإنجليزية القياسية.
Derslere önümüzdeki pazartesi başlıyoruz.نبدأ الدروس يوم الإثنين القادم.
Budizm ve Hinduizm dersleri aldım, yoga çalıştım ve açıkça görülüyor ki Katoliklik hakkında çok şey biliyorum.Eu estudei budismo e hinduísmo e pratiquei Yoga e, obviamente, sei muito sobre catolicismo.
Edebiyat derslerine girdi ve katıldığı tiyatro sınıfından sorumluydu.Ele frequentava suas aulas de literatura e ela era responsável pela aula de teatro que ele frequentava.
Genellikle derslerde uyur.Costuma dormir durante a aula.
Fritz Mackensen'in verdiği dersler başlangıçta Paula'nın yeteneğinin gelişmesine büyük katkı sağlamıştır.As aulas de Fritz Mackensen foram de ajuda para o início de Paula Becker e para a expansão do seu talento.
O 1929 yılında Münih Üniversitesi girdi ve Arnold Sommerfeld'in derslerini dinledi.Em 1929, Levi entrou na Universidade de Munique, onde assistiu aulas de Arnold Sommerfeld.
Daha sonra şan dersleri almaya başladı ve ilk gruba katıldı.Mais tarde começou a ter aulas de canto e se juntou à sua primeira banda.
Bu derslerden birisi esnasında Laura' ya evlenme teklifi yaptı.Em algum momento destas lições, ele a pediu em casamento.
Ve ardından, 2005'te Tech Music Schools'ta bir yıllık şarkıcılık dersleri aldı.Após isso, em 2005 ela teve um ano um curso de canto na Escola de Música de West London.
The Piven Theatre Workshop ve The British American Dramatic Academy'de oyunculuk dersleri aldı.Estudou atuação com a" Piven Theatre Workshop" e a" British American Dramatic Academy" em Londres.
Douglas sosyal kredi konusunda Kanada, Japonya, Yeni Zelanda ve Norveç’te dersler vermiştir.Douglas também lecionou sobre Crédito Social no Canadá, Japão, Nova Zelândia e Noruega.
Şahovskaya, Dünya çapında master dersleri verdi ve uluslararası yarışmalarda jüri üyesi olarak yer aldı.Shakhovskaya dava aulas por todo o mundo e era jurada em competições internacionais.
Orada BCPF'de (Brazilian Center for Physics Research) dersler verdi.CBPF (Centro Brasileiro de Pesquisas Físicas).
Devrin meşhur âlimlerinden dersler aldı, İslami ilimlerin pek çoğunu öğrendi.O seu apelido, Tiradentes, virou sobrenome para muitos deles.
Dişi, 3 aylıkken yavruları sütten keser ve onlara avlanma dersleri vermeye başlar.Os filhotes começam a ser desmamados aos três meses e são ensinados a caçar.
Eğlenmeyi sever, derslerinde pek başarılı değildir.Quer estudar muito e se diverte pouco.
Burada kısa bir süre sonra Brett Manning'den vokal dersleri almaya başladı.Pouco tempo após a sua chegada, ela começou a fazer aulas de canto com Brett Manning.
Derslerden sonra, Thunderbolts'a girdi.Logo depois, entrou para os Thunderbolts.
Jack, Kyle'a oyunculukta yardım ederken Kyle da Jack'e gitar dersleri veriyordu.Kyle ensinou Jack a tocar guitarra, em troca de que Black lhe ensinasse a atuar.
Necef’te değerli birkaç üstaddan dersler aldı.Precisou aprender rápido algumas lições.
Tiyatro ve antik tarih eğitimi aldı ve dans dersleri aldı.Ela estudou drama e his´toria antiga e fez vários cursos de dança.
Türkiye Coğrafyası, Türk Tarihi, Türk Kültürü ve Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersleri Türkçe verilir.As disciplinas de lietratura turca, geografia, história, ética e arte são ensinadas em turco.
Bundan sonra profesyonel öğretmenlerden dersler almaya başladı.A partir daí, os cursos de formação de professores começaram a ser delineados.
Hayatı boyunda profesör olarak dersler vermiştir.Como professora, fez de sua vida uma grande lição.
Bunlardan biri zorunlu derslerdir.Algumas delas são obrigatórias.
Aldığı dersler içinde en çok tarihi seven Tağrıberdi, bu alana yöneldi.Acho que o mais ousado, a história mais escura sempre foi em algum lugar dentro dele.
18 yaşında New York ve Los Angeles'a taşınarak dans dersleri aldı.Aos 18 anos mudou-se para Nova Iorque e Los Angeles a fim de tomar algumas aulas de dança.
İlk derslerini annesinden almıştır.Recebeu as primeiras lições de sua mãe.
Eğitimini École Normale Supérieure'de tamamladı, daha sonra Sorbonne'da Bizans tarihi üzerine dersler verdi.Formou-se na École Normale Supérieure e mais tarde foi professor de História Bizantina em Sorbona.
Pisa Üniversitesi'nde de dersler verir.Estudou na Universidade de Pisa.
Bununla birlikte, bazı lisansüstü dersleri de İngilizce verilmektedir.Além disso, alguns exames estão somente disponíveis em inglês.
Tarih, edebiyat gibi derslerde ise farklıdır.Mas as letras são diferentes da literatura.
Zacharias Irene Slavin ve Vlado Perlemuter'den piyano dersleri aldı. .Foi aluno de piano de Irene Slavin e Vlado Perlemuter em Paris.
Hiçbir zaman geleneklere göre müzikal dersler almadı.Sendo assim, nunca teve uma educação clássica musical.
Klasik kemençe dersleri aldı.Você deve ganhar histórias de caráter secundário.
1894’te kendisinden 3 yaş büyük besteci Alexander von Zemlinsky’den kontrpuan dersleri aldı.Em 1894 passou a ter aulas de composição com Alexander von Zemlinsky.
Felsefe eğitimi görmüş, Bari Üniversitesi ve Pavia Üniversitesi'nde hukuk felsefesi dersleri vermiştir.Licenciado em Filosofia, ensinou Filosofia do Direito nas Universidades de Bari e de Pavia.
Dersler vermeye devam etti.Seguiu fazendo ilustrações.
2005 yılında, Arthur Rimbaud ve William Blake ile ilgili edebiyat dersleri verdi.Na manhã seguinte, Patti deu uma palestra literária sobre os poemas de Arthur Rimbaud e William Blake.
Tüm dersleri sever.Ele odeia matemática.
Çok zekidir ve derslerinde başarılıdır.É inteligente e muito bom em matemática.
Bir süre İngilizce dersleri de almasının ardından, Divan Üyesi oldu.Após apenas algumas partidas após sua chegada ao clube inglês, se tornou titular absoluto.
Özel dersler vererek yaşamını sürdürdü.Sobrevivia dando explicações aos seus colegas.
Salisbury, Kuzey Carolina'da bulunan Catawba Koleji'nde dans, müzik ve tiyatro dersleri aldı.Nicole estudou canto, dança e teatro na Catawba College, em Salisbury, Carolina do Norte.
1766 senesinde Edinburgh'daki Tıp Enstitütüsü kürsüsüne atandı ve burada tıp derslerine girmeye başladı.Em 1766 seu tio Bernard chama-o a Paris para iniciar seus estudos em medicina.
Çocukluğundan beri müzik dersleri almaktaydı, ama babası gibi bir ressam olmak istiyordu.Desde pequena quis ser uma cantora, por incentivo do pai.
Dersler İngilizce öğretmenleri tarafından verilmektedir.As aulas são ministradas em inglês.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod