Ana içeriğe geç
Sözlük

ders ile cümle

ders kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Ayrıca bu eseri, onun Bağdat'taki talebelerine verdiği dersler hakkında bilgi içerir.Second, the story with him is related to his days in Benfica.
Aynı zamanda Ekol Drama'da Ayla Algan'dan ders aldı.At the same time she took lessons from Ayla Algan in drama.
Aynı gün bir kampüs toplantısında Austin Üniversitesi topluluğuna bir ders verdi.Earlier that day, at a campus convocation Khan gave a lecture to the Austin College community.
Bütün dersler uygulamalıdır ve deneyerek, gözlemlenerek, yaşayarak gerçekleştirilir.Like all discoveries, this one will and should continue to be reviewed, examined, and scrutinized.
Nuri Dersimi, Türk hava birimlerin zehirli gaz bombasını attığını aktardı.Nuri Dersimi claimed that the Turkish air force bombed the district with poisonous gas in 1938.
Solfej ve mandolin dersleri aldı.In addition he taught guitar and mandolin.
Bu dersler sırasında öğrencilerinden biri J. D. Salinger oldu.We have waited so long to understand J. D. Salinger.
Tekrar doğrulduğunda, SS adamlarına, uymaları gereken kurallar hakkında dersler verdi.”If they are U.S. spies, then we know how to punish them".
Dersim I. Dünya Savaşı'nda önemli rol oynadı.In this capacity he played an important part when the World War I came.
Aynı zamanda Wagner'in oğlu "Siegfried Wagner"'e müzik dersleri verdi.He also served as music tutor to Wagner's son, Siegfried.
Ayrıca bu süre zarfı içinde, New York Şehir Koleji’nde gece dersleri almaya başladı.She also began to take night classes at City College of New York during this time.
Genellikle derslerde uyur.He is usually shown sleeping in class.
Bu derslerde, mümkün olan en yüksek dereceleri almak için özel becerilerin ilerlemesi gerekir.These majors require the advancement of specific skills in order to get the highest possible grades.
Eğitimciliğe memur kızlarının evinde ders vererek devam etti.She agreed to continue teaching students in her home.
Córdoba Üniversitesi'nde moda dersleri verdi.He taught Fashion at the University of Córdoba.
1978'de İstanbul Belediyesi Şan Okulu'na gitti ve şan dersleri aldı.In 1978, she went to Istanbul Municipality Singing School and took singing lessons.
Eğitim gördükten sonra kendi dersler vermeye başladı.After he stopped taking lessons he taught himself.
Astronomi dersine Profesör Sinistra girer.Spokesman on science for Venstre.
Balerinlerin bu davranışları, dersin sonlanmakta olduğunu gösterir.These actions send a signal to patrons that it is closing time.
Çocukken zayıftı ve sıklıkla hasta oluyordu ama buna rağmen derslerinde üstün başarı gösteriyordu.As a child he was frail, often suffering from ill health, yet he excelled academically.
Biz ne dersek diyelim ateş düştüğü yeri yakıyor.Have you any idea where the fire originated?
Piyano dersleri almıştır.She takes piano lessons.
Sándor Veress ve Pierre Boulez'den kompozisyon dersi almıştı.He studied composition with Sándor Veress and Pierre Boulez.
İkinci Bölüm Mahaprajnaparamita Sutra'nın okunmasından sonra verilen, prajna üzerine bir derstir.Chapter Two contains a lecture on prajna, given after a recitation of the Mahaprajnaparamita Sutra.
Harezm’de okumuş ve uzun yıllar ders vermiştir.He delighted and bored listeners with tales of his escape for many years.
Katie Bell Cuthbert Binns – Hayalet, Sihir Tarihi dersinin hocası.Cuthbert Binns – ghost, History of Magic professor.
Yüzlerce talebe ondan ders aldı.Hundreds learned under his tutelage.
Ayrıca dünyanın değişik yerlerinde ustalık sınıfı dersleri verir.He gives master classes throughout the world.
Bu ders kitabı aynı zamanda İran'da da okutulmaktadır.The book continues to be taught in Iranian universities.
Öğrencilerin ders çalışabilmesi için 6 etüt salonu bulunmaktadır.Six languages are available for students to study.
25 yıldan fazla, Barron Rutgers Üniversitesi New Jersey'de piyano ve keyboard uyumu dersleri verdi.For over 25 years, Barron taught piano and keyboard harmony at Rutgers University in New Jersey.
Uzun bir süre sessiz kalarak ders okuttu.He sat long silent and studious.
Köyde ilköğretim okulu 5 derslik olup öğrenci azlığından dolayı kapalıdır.There were 5 pupils in the school when it closed.
Raubal aslında tutsaktı, fakat müzik derslerine devam etmek için Viyana'ya kaçmayı planladı.She was, in effect, a prisoner, but she planned to escape to Vienna to continue her singing lessons.
Sonunda, beşinci sınıf gramer dersinde başladı.Finally, he started acting in his fifth grade of grammar school.
Sözlerine şu cümle ile devam etti: “Ayakta dersi dinleyen birçok kişi vardı.He expanded upon his comments to say "there were a lot of people helping on the record ...
Çocukluğu boyunca bale dersleri aldı.She took ballet lessons as a child.
Friedman 1993'te ders vermeye başladıktan yirmi yıl sonra kadroya geçti.Friedman gained tenure in 1993, twenty years after she first began teaching.
Aynı ders yılı sonunda bu uygulamaya son verilmiş ve okul tekrar askeri liseye çevrilmiştir.At the end of the same year, it became a military high school again.
Tekrar üniversitede ders vermeye başlar.He again started teaching in schools.
Önce Monash Üniversitesi'nde ders vermeye başladı.She began her career teaching at Monash University.
Babaannesi onun keman dersleri almasını sağladı.His teacher advised him to take vocal lessons.
Cook, 4 yaşında caz, tap ve bale dersleri almaya başladı.A dancer from age four, Cook began taking jazz, tap and ballet lessons.
Öğrencilerin hafta içerisinde 40 saat ders çalışması beklenmektedir.Students must schedule a minimum of 40 class periods per week.
Emmy zamanındaki birçok kız gibi yemek ve temizlik yapmayı öğrenmiş, piyano dersleri almıştır.She was taught to cook and clean, as were most girls of the time, and she took piano lessons.
Ayrıca bir tıp ders kitabı ve İsveç Sefaretnamesi yazmıştır.He has taught middle school and also Swedish for immigrants.
Bir dönem Galatasaray Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nde ders verdi.A period of Galatasaray University, has taught in the Department of International Relations.
Derslerin %50'lik bölümü temel örgün eğitim konularını içeriyordu.Almost a third of the curriculum was devoted to general education subjects.
Ders verir tarzda önermeler de yoktur.There’s no point in trying to teach.
Kısa zamanda Hilde buna isyan etti ve ailesine o derslere katılmak istemediğini söyledi.She soon rebelled against this, and told her parents that she did not wish to attend the classes.
Genç yaşlarında sesini güçlendirmek için vokal dersleri aldı.During her teenage years she took vocal lessons to strengthen her voice.
İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu olan Albayrak, Yıldız Kenter'den de ders almıştır.He graduated from Istanbul University State Conservatory, where he took lessons from Yıldız Kenter.
Sonraki yıllarda Fermi Chicago Üniversitesi'nde ders vermeye devam etti.In his later years, Fermi continued teaching at the University of Chicago.
İlk müzik derslerini annesinden aldı.He received his first music lessons from his mother.
Burada on iki sene ders verir.He taught school for twelve years.
Ayrıca farklı olarak "iş sağlığı" dersini almıştır.He opposed "Right to Work" type labor legislation.
Sofya Lubomir Pipkov Müzik Okulu'nda 5 yıl özel olarak piyano dersi gördü.She studied for five years at the School of Music Lubomir Pipkov in Sofia, with specialty Piano.
1999 yılında 9 derslikli ek bina yapılmıştır.Nine four-car sets were built by 2000.
Caroline, kardeşinden güne birkaç saat şan dersi alıyordu.John would pass several hours each day by her bedside.
1918 - Türk Kadını Dershanesi açıldı.1918 - Turkish rule ends.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod