Dernek, her ikisi de Ödül Programının parçası olan iki tür rekabetçi hibe sunmaktadır.The Society offers two types of competitive grants, both part of its Award Scheme.
Dernek, adını 1975'te Simya ve Kimya Tarihi Derneği olarak değiştirdi.The Society altered its name to the Society for the History of Alchemy and Chemistry in 1975.
Dernek, Chemical Intelligence haber bültenini yılda iki kez yayınlar.The Society publishes its newsletter Chemical Intelligence twice a year.
Dernek onun kütüphanesini tutar.The society holds his library.
Brooklyn ve New York Entomolojik Derneklerinde aktif olarak çalıştı.He was active in the Brooklyn and New York Entomological Societies.
1988'de, dernek EGEE olan ismini AEGEE olarak değiştirmiştir.1988 wechselte die Organisation den Namen zu AEGEE.
Dernek Doç.Dr.Guten Tag, Herr Doktor.
Bunun üzerine dernek itirazda bulunmuştur.Die SVP bestritt dies.
Birçok ülkede de dernekleri bulunmaktadır.In anderen Ländern existieren jedoch zahlreiche.
Smith’in kendi koleksiyonu da Dernek tarafından korunmaktadır.Die Pflanzensammlung von Smith wird ebenfalls von der Gesellschaft betreut.
Dernekte, çoğunlukta olarak kendisine inanılmadı.Die Geschichte wird ihm allerdings nur teilweise geglaubt.
Ayrıca, hiç kimse dernek kurmaya veya derneğe üyeliğe zorlanamaz.(3) Niemand darf gezwungen werden, einer Vereinigung beizutreten oder anzugehören.
Derneklerin üyeleri üzerinde denetim ve disiplin işlevleri vardır.Die Kammern haben kontrollierende und disziplinarische Funktion.
Derneğimizin yapacağı tüm çalışmalar dernek misyonuna uygun olmak zorundadır.Mit jedem Auftrag, den du ausführst, ist mein Herz zufrieden.
Londra'daki Dernek Eş Başkanı, Lord Alman'dır.Ein bekanntes Beispiel ist der Lord Mayor of London.
Genelde şimdiye kadar resmi makamlar, enstitüler, ekonomi ve spor dernekleri kişileri önermişlerdir.In der Praxis machen vor allem Behörden, Institutionen, Wirtschafts- und Sportverbände Vorschläge.
Hayrettin Dural'ın ölümünün ardından dernek işlevini yitirdi.Er führte den Bau nach Perrets Tod zu Ende.
1978'den 2002'ye kadar CDU ilçe dernek Marburg-Biedenkopf başkanı oldu.Von 1978 bis 2002 war er Vorsitzender des CDU-Kreisverbandes Marburg-Biedenkopf.
2007'de dernek başkanlığına seçildi.2007 wurde er zum Ehrenpräsidenten gewählt.
Çok sayıda Hristiyan ve Musevi dernekler teşkilatlanıp dini misyonerlik yapmaktadır.Aber viele Muslime und Christen praktizieren eine Mischreligon aus traditionellem und neuem Glauben.
1991 yılında grup, "Namasté" ismiyle bir dernek kurmuştur.Bis 1991 spielte man dann unter dem Namen Partizan.
Dernek, başlatılan inkılâpların başlıca destekçisi ve yayıcısı olarak faaliyet gösterdi.Persönlichkeit und Wirken der bisherigen Oberfeldärzte und Armeeapotheker.
Dernek faaliyetlerini aktif olarak İstanbul da sürdürmektedir.Das Volxtheater Favoriten ist weiterhin aktiv.
Udmurt kültürel dernekleriyle işbirliği içindedir.Durch Arbeit an den kollektiven Tiefenkulturen?
Feyyaz Berker, çok çeşitli derneklerin kuruluşunda ve yönetimlerinde yer almıştır.Alfred Trebchen war in leitender Funktion in zahlreichen Gremien und Organisationen aktiv.
Birçok özel dernek kurulmuştur.Es gibt kuratierte Sonderausstellungen.
Dernek üyesi Çetin Güven ise görevli polislere "Faşist polisler.Und der inszenierte nach dem Motto: Wenn Polizisten-Mienen Trauer tragen.
Derneklere bedava fidan verilemiyormuş, bizim derneğimizin de parası yoktu.Allerdings hatten sie kein Münzrecht und prägten deshalb keine eigenen Münzen.
1888'de Comédie-Française'nin 319. dernek üyesi olmuştur.Ab dem 1. Juni 1887 war sie Mitglied der Comédie-Française.
Bunun sonucunda 1998 yılında dernek hizmete girdi.In der Folge entwickelte man 1998 in Großbritannien entsprechende Förderkonzepte.
Ona saygı duyuyoruz, eskiden dernek başkanıydı.On lui rendit hommage, autrefois il était président de l'association.
Bütün yurttaş üye dernekleri oy hakkı için girişimde bulunmuşlardır.Presque tous les habitants avaient voté pour lui.
Ancak hafta tatillerinde derneklerin tertip ettikleri toplantılara gider.Elles laissent entrer le jour par leurs sommets laissés libres.
Orada ABD'nin Küba politikasının eleştiren bir dernek kurar.Il est par ailleurs arrivé à plusieurs reprises au Monde diplomatique de critiquer la politique cubaine.
Birçok özel dernek kurulmuştur.Des offres particulières ont été mises en place.
Udmurt kültürel dernekleriyle işbirliği içindedir.Sémantiquement associé à γενεσίος / genesíos.
UNESCO tarafından da tanınan bu dernek ilk toplantısını Paris'te yapmıştır.En 2000, il fait sa première exposition photo à l'UNESCO à Paris.
İstanbul'da ve İzmir'de "Sevdilli ve Çevre Köyleri Dayanışma ve Yardımlaşma Dernekleri" vardır.Pour l'heure, nous pouvons uniquement apporter à nos fans d'Istanbul notre amour et notre soutien."
Derneklerin üyeleri üzerinde denetim ve disiplin işlevleri vardır.Elles ont ainsi des fonctions de surveillance et disciplinaires.
Vakıflar, dernek statüsünde olmadığı için hiçbir zaman üye kaydedemezler.Ils ne le feront jamais puisqu'ils se déclarent insolvables.
Bu faaliyetlerinden dolayı Şevçenko diğer dernek üyeleri ile beraber 5 Nisan 1847’de tutuklanır.Comme les autres membres de la fraternité, il fut arrêté le 5 avril 1847.
Birçok ülkede de dernekleri bulunmaktadır.Elle existe aussi dans plusieurs Länder.
Dernek milliyetçi ruhuyla Kıbrıs Türklerini, Kıbrıs Türklerine ait malları tüketmeye teşvik etti.Au niveau international, il se félicitait de la libération des Slaves du sud vis-à-vis de la Turquie.
4- İzci Dernekleri Federasyonu (İDEF): 2008'de kurulmuştur.La manifestation est organisée par l'association Il faut aller voir (IFAV), créée en 1998.
1 Mayıs - Ankara'da grev ve lokavt yasaklandı, 22 dernek kapatıldı.Le 22 mai, la grève devient illimitée et les services publics sont fermés.
1991 yılında grup, "Namasté" ismiyle bir dernek kurmuştur.En 1997, le groupe change de nom pour Manticora.
1988'de, dernek EGEE olan ismini AEGEE olarak değiştirmiştir.En 1988 el nombre pasó a ser AEGEE.
IGSO üyeleri jeodezi öğrencilerini temsil eden üniversite dernekleridir.Los miembros de la IGSO son asociaciones de universidades que representan a estudiantes de geodesia.
UNESCO tarafından da tanınan bu dernek ilk toplantısını Paris'te yapmıştır.Pocos días después dio inicio la primera Conferencia General de la Unesco, en París.
Gizli ve özel amaçlarla kurulmuş derneklerin eylemleri yasaklanmalıdır. ^Colaborar con entidades oficiales y privadas propias de los fines apuntados.
Aynı yıl, bir dernek aracılığı ile Afrika'da yemek dağıttı.Ese mismo año ya resultaba difícil encontrar una sola piel de cuaga en África.
Inns of Court, İngiltere ve Galler'deki avukatlar için profesyonel derneklerdir.Los Inns of Court de Londres son las asociaciones profesionales de barristers de Inglaterra y Gales.
Fakat bu dernekler ücretsiz malzeme alamazdı.Estas suertes no se podían vender.
Ayrıca bu dernekçe Tarkan serüvenleri 2011 yılında yeniden yayımlanmaya başlamıştır.También dijo que las ventas repuntarían probablemente en 2011.
Bütün yurttaş üye dernekleri oy hakkı için girişimde bulunmuşlardır.El resto de grupos, votaron a su candidato.
Sonrasında dernek 2013 yılında "90'larda lubunya olmak" kitabını yayınlamıştır.Posteriormente, en los años 1990 lograron su salto en el género con «Bring the Noise».
1988 Fotograf Dernekleri 1. Ulusal Yarışması, Saydam “Başarı Ödülü”.(2006) Family Rock concurso familiar en Cuatro, presentador.
Derneklere bedava fidan verilemiyormuş, bizim derneğimizin de parası yoktu.Los viejos no me dieron permiso y el sindicato tampoco.
Burası, dernek arkadaşları tarafından, koyu güneyli aksanı yüzünden Tennessee adının koyulduğu yerdir.Allí fue donde sus compañeros de fraternidad lo apodaron Tennessee, por su rico acento sureño.
Dernek toplantılarını Londra'nın merkezi bölgelerinden Soho'da yapıyordu.La toma de planos se llevó a cabo en el Centro de Exposiciones ExCeL de Londres.