Ana içeriğe geç
Sözlük

derinden ile cümle

derinden kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kadın daha sonra generalin Rusya'yı kendi sevdiği kadar derinden sevdiğini anlar.A nő úgy tervezi, hogy megöli, de rájön, hogy a férfi legalább annyira őszintén szereti Oroszországot, mint ő.
Anne'e derinden bağlıdır.Közel áll anyjához, Karenhez.
Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi.Több később megalakuló együttesre is nagy hatással voltak.
Bu durum Yahudileri derinden yaraladı ve bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.A csata után a kunok egy része behódolt, másik része elmenekült az országból.
Andy Warhol'un 1987'deki ölümü Basquiat'i derinden etkiledi.Andy Warholin kuolema vuonna 1987 oli ankara isku Basquiat’lle.
Latin Amerika edebiyatını derinden etkilemiş bir şairdir.Hänellä oli suuri vaikutus latinalaisen Amerikan kirjallisuuteen.
Ancak Ekim 2000'de babasının ve Mart 2002'de annesinin ölümü onu derinden etkiledi.Hänen isänsä kuolema ja siskonsa itsemurha vuonna 1994 vaikuttivat häneen syvästi.
Brett eşinin ölümünden derinden etkilendi ve bir daha evlenmedi.Jefferson oli kuolemasta hyvin järkyttynyt eikä mennyt koskaan uudelleen naimisiin.
Konuşma dinleyicileri derinden etkiledi.Puhe vaikutti kuulijoihin syvästi.
Derinden sarsılan Hadrianus, Mısır şehri Antinopolis'i kurdurdu.Βαθύτατα λυπημένος, ο Αδριανός ίδρυσε στην Αίγυπτο μια πόλη με το όνομα Αντινοόπολις.
Aylar sonra ilk kez gerçekleşen karşılaşma hem Levent'i hem de Ela'yı derinden sarsar.Τον υποβιβασμό σε πρώτη φάση γνώρισαν ο Παναθηναϊκός και ο Μίλωνας.
Adam karısı ve kayınvalidesine derinden bir bağlılık hissetmez.Όμως ο Ιασίτης δεν συμπεριφερόταν με σεβασμό στη σύζυγο και στην μητέρα της.
Litvancanın lehçeleri, Litvanya'nın etnografik bölgelerinin dağılımıyla derinden ilgilidir.De litauiske dialekter er tæt knyttet til etnografiske regioner i Litauen.
Bu durum onu derinden etkilemiş ve bu yalnızlık duygusu sanatının ilham kaynağı olmuştur.Hans stil byggede på symbolismen, og han var selv en stor inspirationskilde til ekspressionismen.
Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır.Sora har altid været meget åben omkring sine følelser.
Immanuel Kant(1724-1804) felsefe tarihini derinden etkilemiştir.Også Immanuel Kants (1724-1804) politiske filosofi regnes grundlæggende for at være af liberalt tilsnit.
Telgrafın içeriği şöyledir: "Doğum gününde benim derinden hissedilen tebriklerimi kabul et."En vanlig tekst vil kunne være: "Tusen takk for de fine blomstene jeg fikk til min fødselsdag.
Düşmanlık, 1895 ilkbaharında derinden devam etti.Suasana permusuhan berlanjut hingga musim semi 1895.
Bu büyük musibet hepimizi derinden üzmüştür.(TB) Abia dengan laskarnya mendatangkan kekalahan yang besar kepada mereka.
Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır.Fiji sangat tergantung pada pariwisata untuk pendapatannya.
Ötüşleri, derinden gelen kaz sesine benzer.Hal itu agaknya selaras dengan jenis suaranya yang melengking tinggi.
Ancak aldıkları bir haber ikisini de derinden etkileyecektir.Kedua nelayan itu pun menolak, karena mengetahui apa yang akan terjadi dengan mereka.
Bu olay da Gümüşhane ekonomisini derinden sarsmıştır.Ia juga sangat bangga akan toko Urahara.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Mọi người đều hò reo rất phấn khích.
Anne'e derinden bağlıdır.Là người thân thiết nhất với Anne.
İkinci Dünya Savaşı dünyanın politik düzenini ve sosyal yapısını derinden etkiledi.Hai cuộc thế chiến đã tác động sâu sắc đến tình hình chính trị và xã hội.
Bu da filmin popüler kültürü ne kadar derinden etkilemiş olduğuna dair bir örnektir.Bộ phim có được những ảnh hưởng mang tính trọng đại trong nền văn hóa đại chúng.
Brett eşinin ölümünden derinden etkilendi ve bir daha evlenmedi.妻の死はロートブラットの人生に深い影響を及ぼし、彼は再び結婚することはなかった。
Bu mağlubiyet onu derinden etkilemiştir.彼のプライドはこの敗北に深く傷ついた。
Johnny'nin ölümü onu derinden üzer.アンソニーの死は皆を悲しませた。
Bu durum Yahudileri derinden yaraladı ve bir kısmı ülkeyi terk etmek zorunda kaldı.多くのユダヤ人が負傷し、一部は民衆の憤怒の犠牲となった。
1973 Petrol Krizi İspanya ekonomisini derinden etkilemiş, büyümeyi durdurarak önemli bir krize sürüklemiştir.1973年のオイルショックは日本経済を直撃し、高度成長期は終焉した。
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.みんなは大喜び。
Oyun farklı olmayı bizlere derinden hissettirmektedir.ゲームとは設定が異なる。
Brett eşinin ölümünden derinden etkilendi ve bir daha evlenmedi.威尔逊的死使布雷特备受打击,之后没有再娶。
Rick'e derinden bir saygısı vardır.非常尊敬傑。
Anne'e derinden bağlıdır.與安那關係較密切。
Ancak geldiğinde televizyonda gördüğü manzara onu derinden yaralamıştı.在这之前,电视中播放的拍卖会就给予了他深重的打击。
Bu yenilgi, Alman halkını derinden üzdü.这个胜利引发了德国的巨大振奋。
Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır.”的话,但是卡恰心里还是很在意華的。
Rick'e derinden bir saygısı vardır.리키를 소중하게 생각한다.
Anne'e derinden bağlıdır.마리에게 관심이 많다.
Bu olay onun sonraki yaşamını derinden etkiledi ve bir daha asla evlenmedi.מותה השפיע עליו עמוקות למשך שארית חייו, והוא מעולם לא נישא בשנית.
Bu da filmin popüler kültürü ne kadar derinden etkilemiş olduğuna dair bir örnektir.לסרט הייתה השפעה משמעותית על התרבות הפופולרית.
Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır.מגבלותיו של אוסביוס קשורות באופן הדוק למעלותיו.
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.כולנו נרגשים.
Bu da filmin popüler kültürü ne kadar derinden etkilemiş olduğuna dair bir örnektir.Филмът повлиява изключително много на популярната култура.
Anne'e derinden bağlıdır.Има огромно влияние върху Ан.
Bu yenilgi, Alman halkını derinden üzdü.Нанесъл сериозни поражения на германските племена.
Immanuel Kant(1724-1804) felsefe tarihini derinden etkilemiştir.Имануел Кант (1724 – 1804) подкрепял класически републиканския подход към политическата философия.
Kendisinden sonra gelen birçok ozanı derinden etkiledi.Njegova karijera poslije je bila dosta prevrtljiva.
Davullar derinden geliyor...Karte tužno otvara...
Hepimiz derinden heyecanlanıyoruz.Svi su visoko urbanizirani.
Gonca’nın ölümü onu derinden etkiler.Wigandova supruga je pod velikim stresom, što mu i kaže.
Derinden sarsılan Hadrianus, Mısır şehri Antinopolis'i kurdurdu.Nedaleko od mjesta gdje je umro, Hadrijan je podigao grad Antinopol.
Tom derinden nefes aldı.Tom duboko udahnu.
Folk şarkıcısı ve aşçı olmak için derinden arzu duymaktadır.Globoko v sebi bi rad postal pevec ljudske galsebe in kuhar.
Ona bilim alanında yol gösteren John Desmond Bernal bilim ve politikada yaşamını derinden etkiledi.Jean Paul Marat se je v svojem življenju ukvarjal tako s politiko kot z znanostjo.
Ayrıca çok sadık biridir, kendine aşırı güvenmesine rağmen takım arkadaşlarının iyiliğini de derinden düşünür.Je tudi zelo trmast, saj nikakor ne posluša nasvetov najboljše prijateljice.
Bilgeliğin suyunu ya derinden çekeceksin ya da hiç tadına bakmayacaksın.Vandeniu skiedžiama cuika nepabąla ir nepraranda skaidrumo.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod