derin ile cümle

derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom hızlı ve derin nefes alıyordu.Tom is hyperventilating.
Derinden soludum.I inhaled deeply.
Olay, ABD ile diplomatik ilişkilerde derin gerilime neden oldu.The incident led to deep strains in diplomatic relations with the United States.
Gizem sadece derinleşti.The mystery only deepened.
Fadıl, Mısırlı bir Müslüman kadına derinden aşık oldu.Fadil fell deeply in love with a Muslim woman from Egypt.
Derinden sarsıldım.I was deeply shocked.
Derinizin hangi renk olduğunu umursamıyorum.I don't care what color your skin is.
Bilim adamları okyanusun derinliklerini keşfetmek için bir batisfer kullandılar.The scientists used a bathysphere to explore the depths of the ocean.
Derin okyanusun sadece küçük bir kısmı araştırıldı.Only a small part of the deep ocean has been explored.
Derin deniz hakkında çok az şey biliniyor.Very little is known about the deep sea.
Bu deniz altı bir mil derinlikten fazla fazlasına dalış yapabilir.This submarine can dive more than a mile deep.
Bu gölet yüzmek için yeterince derin değil.This pond isn't deep enough to swim in.
Yara derin.The wound is deep.
Leyla, Sami'ye derinden aşıktı.Layla was deeply in love with Sami.
Leyla'nın derin dinsel inançları vardı.Layla had deep religious convictions.
Leyla derin bir acı hissetti.Layla felt a profound pain.
Leyla, en yakın arkadaşı Salima'nın kaybı üzerine derin bir depresyona girdi.Layla slipped into a deep depression over the loss of her best friend, Salima.
Sami derin bir sır saklıyordu.Sami was hiding a deep secret.
Sami kendini Leyla'ya derinden borçlu hissetti.Sami felt deeply indebted to Layla.
Sami, Leyla'ya derinden aşık.Sami is deeply in love with Layla.
Arkadaşlığın derinliği tanışıklığın uzunluğuna bağlı değildir.Depth of friendship does not depend on length of acquaintance.
Yaşamlarımızı büyük sevgiden ve derin kederden daha yoğun bir şekilde yaşamayız.We never experience our lives more intensely than in great love and deep sorrow.
En büyük korkularımız en derin hazinelerimizi koruyan ejderhalardır.Our greatest fears are the dragons that keep our deepest treasures.
Derin kahkaha gözyaşları getirir.Deep laughter brings tears.
Tom derin bir çukur kazdı.Tom dug a deep hole.
Tom kendini sakinleştirmek için derin bir nefes aldı.Tom took a deep breath to calm himself.
Tom'un hikayesinden derinden etkilendik.We were deeply moved by Tom's story.
Burada derin mi?Is it deep here?
Sami derin zorluktaydı.Sami was in deep trouble.
Ortalama okyanus derinliği 2,3 mildir.The average ocean depth is 2.3 miles.
Sami derin bir depresyona girdi.Sami fell into a deep depression.
Sami derin ormandaydı.Sami was in the deep jungle.
Sami derin cangıldaydı.Sami was in the deep jungle.
Tom, Mary'yi derinden özlüyor.Tom misses Mary deeply.
Sami'nin çok derin bir sesi vardı.Sami had a very deep voice.
Söylediğin şey Tom'u derinden yaraladı.What you said really hurt Tom.
Bu nehir çok derindir.This river is very deep.
Bu ırmak çok derindir.This river is very deep.
Bu nehir oldukça derindir.This river is pretty deep.
Bu nehir çok derin değil.This river isn't very deep.
Bu ırmak çok derin değil.This river isn't very deep.
Bu nehir bu tür bir tekne için yeterince derin değil.This river isn't deep enough for this kind of boat.
Bu nehir ne kadar derin?How deep is this river?
Eskiden ormanın derinliklerinde yaşardı.He used to live deep in the forest.
Derin bir nefes aldık.We took a deep breath.
Derin bir nefes verdi.He let out a deep breath.
Bunu derinizin altına enjekte etmem için iğne kullanmam gerekiyor.I have to use a needle to inject this under your skin.
Ağzınızdan derin bir nefes alın.Breathe deeply through your mouth.
Bıçak o kadar derin kesiyordu ki, neredeyse zavallı adamın başını kesecekti.The knife cut so deep that it almost decapitated the poor man.
Stefan'ın derin ve kaba bir sesi vardı.Stefan had a deep and rough voice.
Bu "eşit olasılık" varsayımı, derin şekilde kökleşmiş bir sezgidir (Falk 1992:202).This "equal probability" assumption is a deeply rooted intuition (Falk 1992:202).
Derin limon , Pantone tarafından "limon" olarak adlandırılan derin bir limon tonudur.Deep lemon is the deep tone of lemon that is called "lemon" by Pantone.
Paul Cotterell, "Demiryolunun gelişinin Kudüs üzerinde derin bir etkisi olmuştu.Paul Cotterell wrote that "The coming of the railway had a profound effect on Jerusalem.
Rasyonel yaklaşımdaki daha derin sonuçlar özellikle A.G. Vituşkin'e aittir.Further deep results on rational approximation are due to, in particular, A. G. Vitushkin.
Bunlar ortaya çıkınca da Derin, Öykü ile Şeyma'yı kaçırır.As they walk in, the door behind them closes without warning.
Kadınlar ayrıca erotizm güçlü ve derin bir his olduğundan korkar.Women also fear it because the erotic is powerful and a deep feeling.
Hindistan ile Türkiye arasında derin tarihsel bağlantılar var.There are deep historical connections between India and Turkey.
Yaşayan en yakın akrabası Borelis, 400 metreden daha derinde bulunmuştur.Its nearest living relative, Borelis, has been found at depths greater than 400 meters.
George R. R. Martin en derin etkilerin çocukluk dönemindeki deneyimlerin olduğuna inanır.George R. R. Martin believes the most profound influences to be the ones experienced in childhood.
Anna, Vladimir ile evlenmeyi arzu etmedi, düğününe giderken derin strese girdi.Anna did not wish to marry Vladimir and expressed deep distress on her way to her wedding.

İlgili Sayfalar