derin ile cümle
derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Yüksek yoğunluktaki sıvılar içinse çok derin olmaması gerekir.Lengdene nedenfor er nødvendigvis ikke nøyaktige.
Onun yokluğunda aile daha da derin bir yoksulluğa gömülür.Da han døde, fikk han en fattigbegravelse.
Gölün derin katmanlarındaki su, fosil su olarak adlandırılabilir.Spesielt gammelt vann kalles fossilt vann.
Mağara dünyanın en derin 14. mağarasıdır.Nordøya er verdens 14. største øy.
Ama araştırması çok derin sürmemiştir.Forskningen hans ble uheldigvis totalt ignorert.
Cüceler, Derin Yollar'da yaşar.Larvene lever i råtnende ved.
Bu kesimde iki kara arası 2 km genişlikte olup, en derin nokta yaklaşık 100 metreydi.Fallet består av to store fall, det største på rundt 100 meter.
Sıcak denizlerin az derin bölümlerinde yaşar.De lever i varmere deler av alle hav i verden.
Derinliğin olmadığı biçimsel filmlerdi.Filmene var av varierende kvalitet.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Plutos avstand fra jorden gjør undersøkelser i dybden vanskelig.
Bîc'in üst kısımlar Codri Tepeleri 'nde derin bir kanyon oluşturur.Øverste etasje på bastionene tjener som plattform for de tyngste kanonene.
Dağlar derin akarsu vadileriyle parçalanmıştır.Fjellene er kraftig erodert med dype daler.
Bu "eşit olasılık" varsayımı, derin şekilde kökleşmiş bir sezgidir (Falk 1992:202).Asumsi "probabilitas sama" ini berakar kuat pada intuisi seseorang (Falk 1992:202).
Düşmanlık, 1895 ilkbaharında derinden devam etti.Suasana permusuhan berlanjut hingga musim semi 1895.
Kadınlar ayrıca erotizm güçlü ve derin bir his olduğundan korkar.Wanita juga takut akan hal itu karena erotis itu kuat dan memiliki perasaan yang dalam.
Mikroskopi alanındaki ilerlemeler biyoloji düşünce üzerinde çok derin etki bırakmıştır.Kemajuan mikroskop juga sangat memengaruhi pemikiran tentang biologi.
İlk sahnede arzın derinliklerindeki cehenneme (Inferno) doğru yol alır.Al-Kahfi: 50) ^ "Dan Kami telah menciptakan Jin sebelum (Adam) dari api yang sangat panas."
Ama ben artık derin hissedemiyorum.“Aku merasa sudah tidak nyaman lagi.
Heykel yerin derinliğine çökmeye baslar ve Don Giovanni\de yerin dibine birlikte götürür.Patung tersebut pun akhirnya tenggelam ke dalam tanah dan menyeret Don Giovanni kedalamnya juga.
Deniz büyük bir leğen biçiminde olup 6.200 m derinliğe sahiptir.Laut ini berbentuk basin besar, dan kedalamannya mencapai 6.200 m.
Dünya'dan Plüton'un mesafesi fazla olduğundan cüce gezegeni Dünya'dan derinlemesine incelemek zordur.Karena jaraknya yang jauh, Pluto sulit dipelajari secara mendalam dari Bumi.
Anna, Vladimir ile evlenmeyi arzu etmedi, düğününe giderken derin strese girdi.Anna tidak ingin menikahi Vladimir dan menunjukkan penderitaannya saat akan menikah.
Bu büyük musibet hepimizi derinden üzmüştür.(TB) Abia dengan laskarnya mendatangkan kekalahan yang besar kepada mereka.
Yine de son eserlerinin bazıları derinleşen endişelerinin bir yansımasıdır.Namun begitu, beberapa karya akhirnya menunjukkan kekhawatiran-kekhawatirannya yang mendalam.
Anti-tank engelin bir tankın geçemeyeceği derecede genişlikte ve derinlikte olması gerekmektedir.Sebuah galian anti-tank banyak dipakai dan digali secara mendalam untuk menghindari sebuah tank melintas.
Ritsa Gölü Abhazya'ın en derin göllerinden birisidir.Danau Ritsa adalah yang paling penting di Abkhazia.
Yine de ADF frekans aralığındaki sinyaller deniz suyunun daha derinlerine ulaşmada başarılıdırlar.Namun sinyal pada ELF bisa menembus lebih dalam.
Eğer bir şey dünyadan derine inmek istiyorsa bırakın denesin.Jika engkau ingin meninggalkan sesuatu, maka tinggalkanlah kesenangan dunia.
Daha derine indiğimiz zaman bu sayının nerelere dağıldığını incelemiş, açıklamış ve yorumlamıştır.Dan (ingatlah), ketika Kami menjadikan Rumah itu (Baitullah) tempat berkumpul manusia dan tempat yang aman.
Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır.Fiji sangat tergantung pada pariwisata untuk pendapatannya.
Kanalın derinliği, Mozambik'in 230 km uzağında bir noktada 3.292 metreye kadar ulaşır.Selat ini mencapai kedalaman 3.292 meter sekitar 230 kilometer lepas pantai Mozambik.
Arapçanın etkisi, kültürleri İslam'dan etkilenen birçok başka ülkede de derinleşmiştir.Pengaruh Arab juga ditemukan di beberapa negara lainnya, yang budaya-budayanya dipengaruhi oleh Islam.
Her iki şair de derin ilim sahibidirler.Kedua orang tersebut sangat di segani oleh masyarakat, karena berilmu tinggi.
Suları çok berrak ve derindir.Amat murni airnya bening dan dalam.
Eğer magma derinlerde soğursa iri kristaller oluşur.Apabila magma dalam pembekuannya berlangsung lambat maka kristalnya kasar.
En çok kullanılan sınıflandırma yöntemi yaranın derinliğidir.Klasifikasi yang paling umum digunakan adalah yang berdasarkan kedalaman luka bakar.
Yarmuk Savaşı'ndan sonra Müslümanlar kuzey bölgelere Suriye'nin derin içlerine yürüyüşe geçtiler.Setelah Pertempuran Yarmuk yang menentukan, pasukan Islam berbaris ke utara lebih dalam ke Suriah.
Bir yanığın özellikleri yanığın derinliğine bağlıdır.Karakteristik luka bakar bergantung pada kedalamannya.
Doğu Akdeniz Havzası, Batı Akdeniz Havzası'ndan daha derindir.Bagian timur danau lebih dalam daripada bagian barat.
İki yaşın üzerindekiler daha da derinlere iner.Anak-anak berusia dibawah 2 tahun diukur tingginya dengan cara dibaringkan.
Halk derin bir üzüntüye dalar.Akan tetapi, manusia mengalami perkembangan yang sangat pesat sehingga menjadi begitu ribut.
Bu gölün ortalama derinliği 100 m civarındadır.Kedalaman rata-rata danau ini adalah 40 meter.
Tam bir centilmen olduğu halde derinlerde vahşi bir aslan saklıyor.Walaupun kini sudah menjadi raja, di dalam hatinya, dia tetaplah seekor singa hutan.
Derin, intikamı seçer.Ia kemuidan bertekad untuk balas dendam.
Ötüşleri, derinden gelen kaz sesine benzer.Hal itu agaknya selaras dengan jenis suaranya yang melengking tinggi.
Gündüzleri derin denizde geçirdikleri ve geceleri deniz yüzeyine doğru yükseldikleri bulunmuştur.Para nelayan pun juga mendirikan perkampungan nelayan yang membuat selalu hidup siang atau malam.
Bunun sebebi daha derin bir kırmızı renk sağlamasıdır.Hal ini dikarenakan oleh penyerapan warna merah.
Dördüncü derece yanıkta ise yara ilaveten kas veya kemik gibi daha derin dokuları da etkiler.Sedangkan luka bakar derajat IV melibatkan cedera ke jaringan yang lebih dalam, seperti otot atau tulang.
Tam kalınlıkta veya üçüncü derece yanıklarda, yara derinin tüm katmanlarına geçmiş olur.Pada Luka bakar yang mengenai seluruh lapisan kulit atau derajat III, cedera meluas ke seluruh lapisan kulit.
İstasyonların yedisi büyük derinliktedir.Taj adalah tujuh bangunan bertingkat.
Deniz alanı, 15 metre derinlikten daha az bir kıta sahanlığıdır.Wilayah teluk tersebut memiliki kedalaman kurang dari 15 meter.
Girişte ön kısmında, yüksek kemerli derin bir niş bulunmaktadır.Perannya dalam grup yang disinggahinya pun sangat besar.
Ancak aldıkları bir haber ikisini de derinden etkileyecektir.Kedua nelayan itu pun menolak, karena mengetahui apa yang akan terjadi dengan mereka.
Bu takım çeşitli derin deniz balık türlerini içerir.Perusahaan ini menghasilkan berbagai macam-macam bahan ikan.
Kızı Derin ise babasından kopartılarak yetimhaneye gönderilir.Saat melahirkan, bayi Sarinah langsung dititipkan ayahnya ke panti yatim-piatu.
Çünkü suyun yüzey pürüzsüzlüğü karadakinden daha fazladır (özellikle derin sularda).Wahana air yang satu ini sangat seru, karena pengunjung akan tersiram air yang ada.
Bu olay da Gümüşhane ekonomisini derinden sarsmıştır.Ia juga sangat bangga akan toko Urahara.
Zayıf ve az derine giden bir kök sistemi vardır.Tanaman memiliki sistem akar serabut dan dangkal.
Ormanın derinliklerinde yaşarlar.Hidup pada bagian bawah hutan.
Su yüzüne dönerek çıkar ve yalnızca derin dalış yapacağı zaman kuyruğunu suyun dışına belirgin olarak çıkarır.Ketika Nabi mulai masuk Madinah, dia tidak mendapati air yang dapat digunakan selain air sumur Rumah.