derin ile cümle

derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Çoğu kazanların derinliği on metreden az mesafededir.La profondità della maggior parte dei kettle è inferiore ai dieci metri.
Yapılışı Derin bir kap içerisine bir miktar su konulur.Il reattore è immerso in una grande quantità di acqua contenuta in un cestello.
En yaygın, sayı teorisi'nde ortaya çıkar, ve gelişmiş derinleşmiş teoridir..Più comunemente, si presenta nella teoria dei numeri, dove il suo studio è il più profondo e sviluppata.
Osmanlı dönemi Bulgaristan topraklarında derin bir iz bıraktı.L'epoca coloniale ha lasciato tracce profonde nel continente.
Bu derinliğe güneş ışığı erişmediği için beslenme yalnızca ekolokasyon ile yapılır.Normalmente la luce del sole non penetra a quella profondità, così si nutre usando solo l'ecolocazione.
Müzik derin bir yoğunluk taşır ve yavaş tempoda bir seviyededir.Tom ride maniacalmente e gradualmente rallenta nel tempo.
Daha da kötüsü Oscar bu düşüncelere derinden bağlıdır.Nonostante ciò, Oscar si preoccupa dei suoi amici.
Sığ Alan Derinliği Nedir?Quanto è liscia l'interpolante?
Bazı yerlerde bu derin vadiler adeta kanyon haline dönüşmektedir.A tratti queste gole diventano veri e propri spettacolari canyon.
Kışın 100 metre derinliğe iner.D'inverno si trova a profondità fino a 180 metri.
Freud, rüyaların bireyin derin gereksinim ve arzularını ve bunların doyumunu ifade ettiğini varsayar.Hobson respinge con forza l'idea che i sogni esprimano necessariamente significati profondi o nascosti.
Azerbaycan'da tunç dönemi Kür-araz kültürü arkeolojik kültürüne ait bulgular temelinde derinden öğrenilmiştir.Il problema dell'origine della cultura peruviana è stato molto dibattuto dagli archeologi.
Uygulamanın kaynağı, tarihin derinliklerinde kaybolmuştur.Le sue origini si perdono nella storia.
Çünkü zamanlarının çoğunu derin ve karanlık sularda geçirirler.In genere sono più diversificati alle latitudini più elevate e in acque profonde.
Yarısından fazlası 50 m den daha derin olan, günlük 150 dalıştaki performansı, takdire şayandır.In profondità, oltre i 150 m, questo valore aumenta drasticamente.
Hatta bazı yerlerde derinlik 10 km'ye kadar çıkabilmektedir.Possono effettuare spostamenti anche su distanze fino a 10 km.
Genelde derinlikleri azdır.Di solito vive a basse profondità.
1982'de derin deniz araştırmaları yapmak üzere ayrılana kadar programda kaldı.Lasciato il programma spaziale nel 1982, si dedicò a ricerche sottomarine.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, Çiğdem Vitrinel tarafından yönetilen uzun metrajlı bir filmdir.La lunga cavalcata della vendetta è un film western diretto da Tanio Boccia.
Derin Aydın - fotoğrafçı.I grandi maestri fotografi.
Kubilay bu isyanı kolayca bastırdı, ancak bu onda Han Çinlilerine karşı derin bir güvensizlik yarattı.Khubilai schiacciò prontamente la ribellione, ma questo evento lo rese diffidente nei riguardi dell'etnia Han.
Bu bölgede derinlik artar.Lì lui conobbe a fondo quelle regioni.
Geceleri tohumlarla beslenir ve derin dikey deliklerde yuvalanırlar.Trascorre la notte in tane scavate estemporaneamente e ricoperte di foglie secche.
Kökleri çok derinlere inebilir.Si possono guadare profondità notevoli.
Derin ve geniş bir göğsü vardır.Il petto è profondo e largo.
Tüfler geçirimli olduklarından, vadiler dik yamaçlı ve derindir.Legando i coltelli ai fili, il colpo è preciso e mortale.
Derin Göl'ün altındadır.Si trova sul Lago Maggiore.
Derin kaptaki karışımınıza tuz ekleyin ve 10 dakika boyunca yoğurun.Cosparge infine la superficie con mandorle tritate e inforna la teglia per dieci minuti.
Bu düşünceler sırasında kendinden geçip derince bir uykuya dalar.E con questi pensieri si addormentò.
Göl çok derin.Озеро очень глубокое.
Derinden minnettar olduğu için, teşekkürlerini ifade etmeye çalıştı.Он был очень благодарен и пытался это высказать.
İyiliğin için sana derinden minnettarım.Я глубоко благодарен тебе за твою доброту.
Tom derin düşünceye dalmış pencereden dışarıya bakıyordu.Том, глубоко задумавшись, смотрел в окно.
Bu saklı derinliğidir.”Это — скрытая глубина».
Allah, Âdem’e derin bir uyku verdi.Аллах поселил Адама в раю (джаннат).
Bitki örtüsü bakımından yoksun olan bu dağ, derin vadilerle parçalanmıştır.Эти холмы преимущественно состоят из известняка, сверху покрытого небольшим слоем почвы.
Oluşum bakımından Balkanlar'daki en eski ve derin göldür.Самое глубокое и древнее озеро на Балканах.
Teamsin duyurusuna tepki olarak Slack, ürünle olan ilişkisini Google hizmetleri ile derinleştirdi.В ответ на объявление Teams, Slack углубляет интеграцию со службами Google.
Derin kar Karadeniz kıyılarına 1910'da yağmış.А глубокий снег на побережье Черного моря выпал в 1910 году.
İlimde derinleşenler, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler.Амр ибн аль-Ас грозно спросил: «Значит, ты уподобляешь нас язычникам, хотя мы и верующие?».
Dürer'in çalışması için "Hiçbir hayvan resmi sanatta bu kadar derin bir etki yaratmamıştır" denmiştir.Про гравюру говорили, что «ни одно изображение животного не оказывало такого глубокого влияния на искусство».
1966'daki Batman televizyon serileri karakter üzerinde derin etki bırakmıştır.Выход телесериала «Бэтмен» в 1966 году оказал значительное влияние на комикс-персонажа.
Oysa, annemden duyduğuma göre, 'derin kar'da dünyaya gelmişim.Однако, по рассказам мамы, я родился „когда на улице лежал глубокий снег“.
Brett eşinin ölümünden derinden etkilendi ve bir daha evlenmedi.Бретт тяжело переживал её смерть; он не женился снова.
Bunlar ortaya çıkınca da Derin, Öykü ile Şeyma'yı kaçırır.Если ему это не удается, стихотворение распадается, слово превращается в ложь».
Bu hissi önce derin bir kıskançlığa, sonra da büyük bir sinire dönüşmüş.Сначала это вызывало у него сильную ревность, а затем паранойю.
Neptün Savaşçısı'na dönüşebilir ve okyanusun gücüne kullanır.(bknz: Derin Batış) Balık burcudur.Превращается в Сейлор Нептун и использует силу океана.
Derin ve geniş bir göğsü vardır.Имеет огромную, тяжёлую грудь.
Hemen hemen sabit tuzluluk ve yavaş yavaş azalan sıcaklık ile derin tabaka oluşur.Глубокий слой с почти постоянной соленостью и медленным понижением температуры.
Bıçak biraz daha derine gitseydi ben de ölecektim.Если бы они стреляли ниже, то наверное, его потопили бы.
Freeman kendine has düzgün, derin sesiyle ve anlatımdaki becerisi ile tanınır.Также Фримен известен своим характерным спокойным глубоким голосом и мастерством рассказчика.
Fuzuli derin ve samimi bir aşk şairidir.Богата и глубока любовная лирика поэта.
Kışın 100 metre derinliğe iner.Зимой держится на глубине до 300 метров.
Bu da filmin popüler kültürü ne kadar derinden etkilemiş olduğuna dair bir örnektir.Сам фильм оказал огромный эффект на популярную культуру.
Kalbi, bütün mahlûkât için derin bir sevgi ile doluydu.«Все его служение было наполнено любовью.
Işıkları söndürün, derin nefes alın ve rahatlayın..."Украденные моменты). — Может быть, нам нужно подышать свежим воздухом, немного отдохнуть».
Neden bize bu derin bakışları verdin?Зачем разрешил эти «смотрины»?
Daha ince bir derinin gerildiği (tek), boyut olarak da (düm)den biraz küçüktür.Если бы оно уменьшалось, то после долгого времени оно стало бы маленьким.
Derin Göl'ün altındadır.Впадает в Глубокое озеро.
Meydana gelen felaketlerden ötürü derinden üzüntü duyuyoruz." ifadeleri yer aldı.Прости ему все оскорбления, что сошли с его уст!»

İlgili Sayfalar