derin ile cümle

derin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Derin bir nefes al.Take a deep breath.
Porsuklar derin çukurlar kazarlar.Badgers dig deep holes.
Bildiğim kadarıyla, gölün en derin noktası burası.To the best of my knowledge, the lake is the deepest here.
Derin bir çukur kazın.Dig a deep hole.
Yaşlı ayı derin uykuda.The old bear is fast asleep.
Derinleşen ekonomik krizin görünürde bir sonu var mı?Is there any end in sight to the deepening economic crisis?
Son olaylar onu derinden etkiledi.The recent events have affected him deeply.
Sorularınız giderek daha derinleşiyor.Your questions are getting progressively more profound.
Onların birbirlerine duydukları derin aşk oldukça açık.Their deep love for each other was unequivocal.
Delik ne kadar derin?How deep is the hole?
Yazar derin düşüncedeydi.The writer is deep in thought.
Suyun ne kadar derin olduğunu düşünüyorsun?How deep do you think the water is?
Rusya'daki Baykal Gölü dünyanın en derin gölüdür.Lake Baikal in Russia is the deepest lake in the world.
Mississippi Nehri derin ve geniştir.The Mississippi River is deep and wide.
O gün bende derin bir etki bıraktı.That day left a deep impression on me.
Söylediğin bende derin bir izlenim bıraktı.What you said left a deep impression on me.
Kar hâlâ çok derindi.The snow was still too deep.
Kar birkaç metre derinlikte idi.The snow was several meters deep.
Bugünün Pekin'i bende çok derin bir etki bıraktı ve merakımı uyandırdı.Today's Beijing has given me a very deep impression and aroused my curiosity.
Fazla derin uyuma.Don't sleep too deeply.
Çocuğu derin uykuda buldum.I found the boy sound asleep.
Yangın patlak verdiğinde, o, derin uykudaydı.When the fire broke out, he was fast asleep.
Yangın çıktığında o derin uykudaydı.When the fire broke out, he was sound asleep.
Biz gerçekten bir şey bilmiyoruz; gerçek derinde yatıyor.But we know nothing really; for truth lies deep down.
Mutlu okul günlerimi derinlemesine düşündüm.I reflected on my happy school days.
O, derin bir nefes alıp durumunu anlatmaya başladı.She breathed in deeply and started to tell about her situation.
O, derin bir nefes alıp hâlini anlatmaya başladı.She breathed in deeply and started to tell about her situation.
Yazmak ölümden daha derin bir uyku.Writing is a deeper sleep than death.
Derin ve saygılı huşuyla şamdanı önceki yerine koydum.With deep and reverent awe I replaced the candelabrum in its former position.
Tom ormanın derinliklerinde yaşardı.Tom used to live deep in the jungle.
Tom derin bir nefes aldı.Tom took a deep breath.
Tom derin bir nefes verdi.Tom let out a deep breath.
Tom havuzun ne kadar derin olduğunu bilmiyor.Tom doesn't know how deep the pool is.
Tom mutlu gibi davranıyordu fakat o derinlerde üzgündü.Tom behaved like he was happy, but deep inside, he was very sad.
Tom mutlu gibi davranıyordu fakat derinlerde üzgündü.Tom acted happy, but deep inside he was sad.
Tom Mary'ye derinden âşık.Tom is deeply in love with Mary.
Tom ve Mary derinden âşıklar.Tom and Mary are deeply in love.
Tom ve Mary birbirlerine derinden âşıklar.Tom and Mary are deeply in love with each other.
Patronunun bürosuna girmeden önce derin bir nefes aldı.He took a deep breath before entering his boss's office.
Bu, Japonya'daki en derin göldür.This is the deepest lake in Japan.
Tom nehrin ne kadar derin olduğunu merak etti.Tom wondered how deep the river was.
Tom, sanat tarihiyle derinden ilgilenmeye başladı.Tom became deeply interested in art history.
O ne kadar derindir?How deep is it?
Tom derin uykudaydı.Tom was fast asleep.
Tom Mary'nin söyledikleri tarafından derinden etkilendi.Tom was deeply moved by what Mary said.
Tom, derin düşünceye daldı.Tom was deep in thought.
Derin bir nefes alın.Breathe in deeply.
Hazine, denizin derinliklerine gömüldü.The treasure was buried in the deepest of the sea.
Tom Mary'nin tüm yardımları için derinden minnettardır.Tom is deeply grateful for all Mary's help.
O aynı zamanda gölün en derin kısmı.That's the deepest part of the lake as well.
Ben Frida Kahlo'nun hayatına ve çalışmalarına derinden hayranlık duyuyorum.I deeply admire Frida Kahlo's life and work.
Bebek derin bir uykuda gibi görünüyordu.The baby seemed to be in a deep sleep.
Bebek annesinin kollarında derin bir uykudaydı.The baby was in a deep sleep in his mother's arms.
Lütfen derin bir nefes al.Please take a deep breath.
Suyun derinliğini asla iki ayakla kontrol etmeyin.Never test the depth of water with both feet.
Çorba için derin bir kasen var mı?Do you have a deep bowl for soup?
Sürücü eski arabasına derinden bağlandı.The driver is deeply attached to his old car.
Lagün çok derin.The lagoon is very deep.
Onun sözlerinin daha derin bir anlamı vardır.Her words have a deeper meaning.
Daha derin bakmaya başladığınızda onu kendiniz bulacaksınız.As you start to look deeper, you will find it out yourself.

İlgili Sayfalar