"Madam Draupadi, bu feminist değil, ama o? O!" derdi."Мадам Дропади, мы же не феминистка, ведь так, да?
"Madam Draupadi, bu feminist değil, ama o? O!" derdi."מאדאם דראופאדי, זוהי לא פמיניסטית, אבל זה? זה זה!"
"Madam Draupadi, bu feminist değil, ama o? O!" derdi.ان هذه المسرحية ليست بخصوص النساء على الاطلاق نحن لا نتعرض لهذا
"Madam Draupadi, bu feminist değil, ama o? O!" derdi.アフリカの先住民の女性達は
Maharaji derdi ki: " Bir insan kendini pestili çıkıncaya kadar yormalı ve pas tutmamalı.""Una persona dovrebbe logorarsi e non arrugginirsi."
Malcolm derdi ki "Hadi, Robin Hood oynayalım".말 콤 "로빈 후드를 플레이 하자 잘 가" 라고 그래서
Malcolm derdi ki "Hadi, Robin Hood oynayalım".Malcolm schlug vor Robin Hood zu spielen.
Malcolm derdi ki "Hadi, Robin Hood oynayalım".Έτσι ο Μάλκολμ έλεγε "Ας πάμε να παίξουμε Ρομπέν των Δασών"
Malcolm derdi ki "Hadi, Robin Hood oynayalım".إذا يقول مالكوم "حسناً لنلعب روبين هود"
Malcolm her zaman " Müslümanlar hiç bir zaman haklarını aramaktan vazgeçmezler" derdi.말 콤 했다 항상 있다, "이슬람교도 하지 않습니다 다시 아래로."
Malcolm her zaman " Müslümanlar hiç bir zaman haklarını aramaktan vazgeçmezler" derdi.Malcolm sagte immer: "Muslime machen keine Rückzieher."
Maria Elena derdi ki, yalnızca gerçekleşmemiş aşklar romantik olur. Evet, doğru.Maria Elena costumava dizer, que... ...só o amor incompleto pode ser romântico.
Maria Elena derdi ki, yalnızca gerçekleşmemiş aşklar romantik olur. Evet, doğru.Maria Elena zei altijd dat alleen onbeantwoorde liefde romantisch kan zijn.
Maria Elena derdi ki, yalnızca gerçekleşmemiş aşklar romantik olur.Maria Elena, elle, disait que... que seul I'amour insatisfait peut être romantique.
Maria Elena derdi ki, yalnızca gerçekleşmemiş aşklar romantik olur.Maria Elena sokszor mondta... ...hogy csak a beteljesületlen szerelem lehet romantikus.
Maria Elena derdi ki, yalnızca gerçekleşmemiş aşklar romantik olur.María Elena solía decir que... ...sólo el amor insatisfecho puede ser romántico.
Maria Elena derdi ki, yalnızca gerçekleşmemiş aşklar romantik olur.Maria Elena spunea că... ... numai dragostea neîmplinită poate fi romantică.
Maria Elena derdi ki, yalnızca gerçekleşmemiş aşklar romantik olur.ماري إيلينا كانت تقول أنه فقط الحب بالنهاية الغير سعيدة يمكن أن يكون رومانسيا
Median bize ne derdi? Bu sayılar zaten sıralı değil mi?So what will the median tell us?
Median bize ne derdi?Ce ne-ar spune mediana?
Median bize ne derdi?E o que a mediana nos diz?
Median bize ne derdi?Lalu, apa yang dimaksud dengan Median?
Median bize ne derdi?Men det är bra att veta, eftersom det kan vara lite förvirrande.
Median bize ne derdi?Wat zou de mediaan ons vertellen?
Median bize ne derdi?Y que nos diría la mediana?
Median bize ne derdi?Отож, що нам має повідомляти дана медіана?
Median bize ne derdi?Так что средний скажет нам?
Median bize ne derdi?すでにこれらの数字は順番に並んでます。ですよね?
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdim멜리사, 저 문제도 풀어봐." 그러면 전 이렇게 답하죠. "알았어요, 알았다구요."
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdimMelissa, résous cela. " Et j'ai dit: " Okay, okay. "
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdimMelissa, resuelve aquello". Y yo digo: "Bien, bien".
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdim"Melissa, rezolvă asta". Iar eu ziceam OK, OK.
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdimMelissa, rozwiąż to". Zawsze się zgadzam.
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdimМелиса, разбери онова." А аз отговарях: "Добре, добре."
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdimמליסה, תפתרי את זה." ואני כאילו, "אוקיי, אוקיי."
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdimميليسا، أوجدي تلك." فأقول: "حسنا، حسنا".
Melissa çöz bunu. " derdi. " Tamam, tamam. " derdim私は「はい分りました」って いつも背中を押してくれる そんな先生が好きです
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz:Il Michigan potrebbe guidare
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz:In Michigan zeggen ze:
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz: lityum iyon pili gibi elektrikli araç enerjisi üretiminde öncü olacağız.Michigan könnte bei der Teileproduktion für elektrische Fahrzeuge, wie Lithium-Ionen-Batterien, führend sein.
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz: lityum iyon pili gibi elektrikli araç enerjisi üretiminde öncü olacağız.Michigan mógłby specjalizować się w produkcji baterii dla elektrycznych aut.
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz: lityum iyon pili gibi elektrikli araç enerjisi üretiminde öncü olacağız.В Мичигане — на производстве начинки для электромобилей, например, ионно-литиевых батарей.
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz:Olhamos para o Michigan e dizemos:
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz:אפשר לקחת את מישיגן ולומר, אנו נוביל את האומה
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz:يمكنك النظر إلى ميشيغن والقول، سنقود البلاد
Michigan'ı alıp şöyle derdiniz:電気自動車の心臓ともいえる リチウム・イオン電池のリーダーになれます
Müşteriye şunu derdiniz: "İşte size hatalarla dolu bitmemiş bir ürün."오류가 있을 수 있는 미완성 상태의 제품을 고객에게 보내
Müşteriye şunu derdiniz: "İşte size hatalarla dolu bitmemiş bir ürün."وكنت ستشحن للعملاء وتقول لهم:"أقدم لكم هذا المنتج المعيب والناقص."
Müşteriye şunu derdiniz: "İşte size hatalarla dolu bitmemiş bir ürün."出荷していたのです
Müşteriye şunu derdiniz:I wysyłając to klientom, mówiłbyś do nich:
Nasıl mı? Şöyle derdiniz: Bu eğim, bu da y ekseni kesim noktasıBem, você poderia ter dito: "isto é uma inclinação y interceptada"
Nasıl mı? Şöyle derdiniz: Bu eğim, bu da y ekseni kesim noktasıמשום שזאת היא נקודת החיתוך של שיפוע y.
Ne derdiniz?Apa yang ingin anda katakan?
Ne derdiniz? Bir delikten diğerine yürümek yani dayanıklılık, maçın çok önemli bir unsuru.Yếu tố về sức chịu đựng là một phần vô cùng quan trong của trận đấu, di chuyển giữa các lỗ.
Ne derdiniz?Ce ati spune dumneavoastra?
Ne derdiniz?Co byste řekl?
Ne derdiniz?Co odpowiesz?
Ne derdiniz?Cosa direste?
Ne derdiniz?Het uithoudingselement is een belangrijk deel van het spel, al die holes aflopen.
Ne derdiniz?뭐라고 하실건가요?