"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."phải, đây là sự đưa ra thông tin tệ nhất có thể."
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."Sí, esta es la peor presentación posible de la información."
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."Sim, esta é a pior forma possível de apresentar informação"
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."Sì, questa è in assoluto la peggiore presentazione di informazini."
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."Tak, to faktycznie najgorszy sposób prezentacji danych".
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."Ναι, είναι η χειρότερη δυνατή παρουσίαση πληροφοριών".
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."Да, това е възможно най-лошото представяне на информация."
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."Да, это -- наихудший способ представления информации."
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi."כן, זוהי הצורה הגרועה ביותר להציג מידע."
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi.سوف يقول لك .. نعم هذه طريقة العرض الاسوء التي يمكن بها عرض المعلومات
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi.ワイヤードでは
"Evet, bu kesinlikle olabilecek en kötü veri sunumu" derdi.「係呀﹐呢種信息表達﹐實在差到極點。」
Evet, doğru. Ve tabii ki, büyük bir derdi var, değil mi?הוא חוטף שבץ. -וזה גם ממש מעיק עליו, נכון? יש לו רגשות אשמה.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.A desigualdade vai nessa direção, ou assim o diria.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Ano, nerovnost míří tímto směrem, aspoň předpokládám.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Într-adevăr, balanţa înclină în această direcţie, afirm asta.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Ja, de ongelijkheid gaat die kant op, denk ik toch.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Ja, det pekar åt det hållet, det verkar så.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Ja, die Ungleichheit geht in diese Richtung.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.맞아요. 부등호는 이쪽 방향으로 향합니다. 아니면 그렇다고 가정할게요.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.La disparità va in questa direzione, o così ipotizzerei.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Nierówność skierowana jest w tę stronę.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Oui, c'est bien dans ce sens qu'il faut lire cette équation.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Sí, la desigualdad va en esta dirección, o lo postulamos.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Valóban, az egyenlőtlenség ebbe az irányba mutat.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Vâng, sự không cân bằng xảy ra theo hướng này, hoặc là tôi đặt để nó như thế
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Ya, ketidakadilan menuju kearah ini, dan saya ingin mengungkapkannya.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.Да, в действительности неравенство смещено в эту сторону.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.כן, אי-השוויון הולך בכיוון זה, או שאניח אותו.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.نعم، هناك عدم مساواة في هذا الاتجاه.
Evet, eşitsizlik bu yönde gider, ya da ben böyle derdim.ハエと人間の行動パターンの数を比べるのは
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Azt mondja, "Tudod egyáltalán, hol van Marokkó?" Mire én, "Öt éves vagyok.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Dia seperti, "Apakah kamu bahkan tahu di mana Moroko?" Dan saya menjawab, "Saya cuma lima tahun.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Diceva: "Ma tu sai dov'è il Marocco?" E io dicevo:
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.E dizia: "Por acaso, sabes onde fica Marrocos?" E eu:
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Er meinte: "Weißt du überhaupt wo Marokko ist?" Und ich sagte:
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Il disait "Sais-tu même où se trouve le Maroc?" et je disais: " J'ai 5 ans.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım."모로코가 어디 있는지 알고는 있니?" 저는 이렇게 답했죠. "저는 다섯살이예요, 제가 지금 어디 있는지도 모르는걸요.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Ông tiếp "Con có biết Morocco ở đâu không?" Và tôi nói "Con còn chẳng biết con đang ở đâu nữa.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Pytał: "Czy wiesz nawet, gdzie to jest?" Nie wiedziałem nawet, gdzie sam byłem.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Říkal: "Víš vůbec, kde Maroko je?" A já na to:
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Şi continua "Ştii măcar unde este Maroc?" Şi eu ziceam "Am cinci ani.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Vet du ens var Marocko ligger?" Och jag svarade, "Jag är fem.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Vieš vôbec, kde je Maroko?" A ja som na to povedal, "Ja mám päť rokov.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Έλεγε: "Ξέρεις καν πού είναι το Μαρόκο;" Κι εγώ απαντούσα, "Είμαι πέντε ετών.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Можеш ли да повярваш, че има фурми от Мароко?" А това звучеше като: "Знаеш ли къде се намира Мароко?"
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.Он говорил "Ты знаешь где вообще находится Марокко?". И я отвечал, "Мне пять.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.ואמר, "אתה יודע בכלל איפה זה מרוקו?" והייתי אומר, "אני בן 5. אני אפילו לא יודע איפה אני.
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.هل تعرف أين تقع المغرب بحق الإله ! فأقول له .. " والدي انا في الخامسة من عمري .. انا لا أعرف في أي بلد اقطن !
"Fas'ın nerede olduğunu biliyor musun ki?" derdi ve ben de "ben 5 yaşındayım.「僕5歳で自分がどこにいるかも分かんない このスーパーはA&P?」と言うと
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.A on na to "Usłyszałem od innych, pocztą pantoflową".
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.E ele dizia: "Oh, ouvi dizer por aí."
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.E lui rispondeva: "Ah, l'ho sentito dire in giro".
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.En hij: "O, dat heb ik via via gehoord."
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi."Honnan tudod?" mire mindig azt felelte "Ó, a madarak csicseregték."
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.Il me disait "Oh, je l'ai entendu dire."
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.그가 말했습니다. "제가 소문을 좀 들었거든요."
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.Şi spunea, "Oh, mi-a zis şi mie cineva."
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.Thì cậu ấy nói: "Ờ, tao nghe nói vậy ở vườn nho"
"Fısıtlı gazetelerinden" derdi.Und er sagte, "Oh, ich habe es im Buschfunk gehört."