Ana içeriğe geç
Sözlük

depresyon ile cümle

depresyon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Depresyon kelimesi köken olarak "aşağı bastırmak" anlamına gelen Latince deprimere fiilinden gelmektedir.Begrepet depresjon er avledet fra det latinske verbet deprimere, som betyr å «trykke ned».
"Çapkınlık beni depresyona sokuyor".«Din fryktinngytende rustning gjør meg svimmel.
Şarkı sözlerinin çoğunluğu depresyon ve kişinin iç çatışmaları ile ilgilidir.Mesteparten av musikktekstene handler om depresjon og å kjempe med seg selv.
Sosyal baskılanma Ek olarak depresyon, sosyal fobi.Inntrengeren opplever slik sosialt nederlag, altså sosialt stress.
Böylelikle depresyonundan kurtulmaya çalışır.De sliter med å få ham ut av depresjonen.
Bölüm, Lisa'nın depresyonunu ve saksofon çalarak bunu yüceltmeye çalışmasını anlatmaktadır.Episoden handler om Lisas depresjon og hennes forsøk på å stenge den inne ved å spille saksofon.
Yaşanan gelişmeler üzerine Mübarek depresyona girmiştir.Har gjennom oppveksten vist depressive anlegg.
Postpartum depresyon, üç aya kadar sürebilir.Larveutviklingen kan ta opptil tre år.
25 Eylül 1933 tarihinde Amsterdam'da depresyon ile yaptığı savaşı kaybetti.Paul Ehrenfest tapte sin kamp med depresjonen den 25. september 1933 i Amsterdam.
Büyük bir depresyona giren Marie Louise, evliliklerinin onuncu senesinde, 26 yaşındayken vefat etti.Den som levde nest lengst var Marie Thérèse som døde da hun var fem år mens Ludvig selv var elleve år.
Depresyon tedavisinde çocuklarda kullanımının etkisi olmadığı kanıtlanmıştır.Antidepressiva har ikke blitt funnet å være nyttig hos barn.
Birkaç ay sonra Tolkki’ye depresyon teşhisi konulmuş ve bir müddet rehabilitasyona girmiştir.Beberapa bulan setelah Timo Tolkki masuk ke rehabilitasi untuk suatu periode.
Bunun sonucunda takip eden 16 yıl boyunca depresyon ve fiziksel acılar ile savaştı.Akibatnya, ia bergumul dengan depresi dan penderitaan fisik selama 16 tahun kemudian.
Bölüm, Lisa'nın depresyonunu ve saksofon çalarak bunu yüceltmeye çalışmasını anlatmaktadır.Episode Ini membahas depresi Lisa dan bagaimana upayanya mengatasinya dengan bermain saksofon.
Ölümü Tadema' yı depresyona sevk etti.Kematiannya membuat Taizong sangat berduka.
Böylelikle depresyonundan kurtulmaya çalışır.Tujuannya adalah untuk mencegah dehidrasi.
"Çapkınlık beni depresyona sokuyor".Ketidaksepakatan akan melemahkan kita."
Kendini yaralama depresyon ile bağlantılı olduğunda antidepresan ilaçlar etkili olabilir.Jika penderita mengalami depresi, bisa diberikan obat anti depresi.
19. yüzyılın sonlarında depresyon, evreleri olan bir hastalık olarak tanımlanmıştır.Pada abad ke-19, demam kuning dianggap sebagai salah satu penyakit menular paling berbahaya.
Cavus (okunuşu ka:vus), boş veya dik kenarlı bir depresyondur.Sedangkan aculeatus berarti berduri atau dilengkapi dengan duri.
Aşınımdaki farklılık sonucu yapıda konsekant vadi, sübsekant vadi ya da depresyon ile kuesta yapısı oluşur.Hal ini karena tsunami berbentuk gelombang, dengan puncak dan lembah.
Eşi Teresa, kocasının altı yıldan beri depresyonda olduğunu ve bir psikiyatristten destek aldığını açıkladı.Vợ của Enke tiết lộ rằng chồng mình mắc bệnh trầm cảm trong 6 năm và đã phải nhờ một bác sĩ tâm thần điều trị.
Babası aniden 1868'de vafat etti, ve bu onu birkaç yıl süren bir depresyona sürükledi.Cha ông vừa qua đời (1868), đẩy ông vào suy sụp trong nhiều năm sau đó.
O uzak olduğu için bir on yıl içinde Mısır'da fiyat depresyona çok fazla altın verdi.Ông đã cho đi rất nhiều vàng tới mức vàng giảm giá ở Ai Cập trong hơn một thập niên.
Huygens ciddi derecede depresyona girdikten sonra 1681 yılında Lahey’e geri döndü.Huygens trở lại Den Haag vào năm 1681 sau khi bị một trân ốm nặng.
Wittgenstein’in çeşitli korkuları ve depresyonları uğraşarak saatler harcadı.Ông đã dành nhiều thời gian giúp đỡ Wittgenstein vượt qua nhiều nỗi ám ảnh và sự thất vọng thường xuyên.
Depresyona girerlerse, en yakın üreme alanına gönderilirler.Nếu người chơi chết, sẽ được hồi sinh ở điểm Save Point gần nhất.
Prigle Stokes ağır bir depresyona girdi ve kendini vurarak intihar etti.プリングル・ストークスはひどい鬱で、拳銃自殺した。
Böylelikle depresyonundan kurtulmaya çalışır.その後鬱病を発症。
Ne var ki Fred eşini kaybettiği için depresyondadır.ジョンは妻を失ったことで悲しみに暮れる。
Ayrıca gereğinden fazla uyku depresyon gibi rahatsızlıklardan kaynaklanıyor olabilir.さらに睡眠障害は、過度に眠る過眠症として知られる状態を起こすことがある。
1995 yılında Time dergisi Otomat'ı 20. yüzyıldaki stres ve depresyonu konu ettiği sayısına kapak yaptı.1995年『タイム (雑誌)』は、20世紀のストレスと鬱病に関する記事のための表紙のイメージに本作を用いた。
Bu beklenmedik şansa sevinmek yerine hayatımda ilk kez depresyona girdim.全豪オープンでは初めて本戦出場。
Çok az korku ve depresyon belirtisi gösterdi.耐震性の低下や不足も指摘された。
Bu sırada Marshall Lily'den ayrılmanın şokunu henüz atlatamamıştır ve depresyondadır.その後会うこともなく、マリリンが鬱状態に苦しんでいるときも手を差し伸べてくれることはなかった。
Uzun zamandır depresyon tedavisinde kullanılırlar.ハンセン病の治療薬として数世紀にわたって使われてきた。
Eşi Teresa, kocasının altı yıldan beri depresyonda olduğunu ve bir psikiyatristten destek aldığını açıkladı.それまでの6年間鬱病に苦しみ、精神科医に通院していたことを妻が明らかにした。
25 Eylül 1933 tarihinde Amsterdam'da depresyon ile yaptığı savaşı kaybetti.1933年9月25日,阿姆斯特丹,埃伦费斯特在与抑郁症的斗争中失败。
Ölümü onu çok zorladı ve depresyona girdi.這使他迅速老化,使他陷入沮喪。
Bunun sonucunda takip eden 16 yıl boyunca depresyon ve fiziksel acılar ile savaştı.结果,在此后的16年余生中,他不得不一直与情绪沮丧及严重的腹痛争斗。
Bu nedenle 'ndan gelen depresyonlar etkisi altında kalmaktadır.其如果真的患上了抑郁症,也应该与这方面有关。
Psikolojik olarak depresyon krizleri geçirmeye başladı.典型的抑郁症状开始出现。
Büyük bir depresyona giren Marie Louise, evliliklerinin onuncu senesinde, 26 yaşındayken vefat etti.玛麗·路易丝极度沮喪并在结婚十年后的1689年早逝,年方26岁。
Prigle Stokes ağır bir depresyona girdi ve kendini vurarak intihar etti.프링글 스톡스는 심한 우울증으로 권총 자살을 했다.
Eşi Teresa, kocasının altı yıldan beri depresyonda olduğunu ve bir psikiyatristten destek aldığını açıkladı.그의 과부, 테레사는 6년간 우울증에 시달려 정신과 주치의로부터 치료를 받고 있었다고 밝혔다.
Uzun zamandır depresyon tedavisinde kullanılırlar.우울증의 치료에 주로 사용된다.
Konstantin'in bazı kısa öyküleri basılmıştır ancak, giderek artan bir depresyondadır.קונסטנטין פרסם מספר סיפורים קצרים, אולם דיכאונו הולך ומחמיר.
19. yüzyılın sonlarında depresyon, evreleri olan bir hastalık olarak tanımlanmıştır.בתחילת המאה ה-21 התחרש כתוצאה ממחלה.
Bunların arasında da zamanla boyuna depresyonlar oluşur.בין קשקשים אלה מצטבר גם לכלוך, במהלך הזמן.
Sertralin'in bazı depresyon tiplerinde fluoksetin'den (Prozac) daha etkili olduğu görülmüştür.ישנן ראיות לכך שייתכן שסרטרלין יעילה יותר מפלואוקסטין (פרוזק) בטיפול במספר תתי סוגים של דיכאון.
Haz yitimi genellikle psikotik depresyonlarda karşılaşılan bir durumdur.הלוקים בהפרעה דו-קוטבית חווים לעיתים דיכאון פסיכוטי במהלך מצבים דיכאוניים.
Albüm hiç satmaz, Tori depresyona girer.האלבום לא נמכר היטב וההתמכרות של טיילור לסמים החריפה.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Депресията води до голяма безработица и бедност и до нарастващи обществени вълнения.
Tüm bunlar Schubert'in depresyonunu artırdı.Това засилва депресията на Рошан.
Evi taşlandı ve depresyona girdi.Тя става тиха и потъва в депресия.
Şarkı sözlerinin çoğunluğu depresyon ve kişinin iç çatışmaları ile ilgilidir.Većina pjesama govori o depresiji i unutrašnjim bitkama.
Depresyon büyük işsizlik ve yoksulluğa ve toplumsal huzursuzluğa yol açmaktadır.Nezaposlenost je česti uzrok kriminala i društvenih nemira.
Ayrıca nevrasteni, depresyon görülebilir.Ali teenejđeri mogu doživjeti i depresiju.
Depresyon, yorgunluk vs. sonucundaki uyuşukluk hali.Klinička depresija, poremećaj raspoloženja.
Kral klinik depresyon nöbetleri geçirmeye başladı.Sam Sole je bolovao od kliničke depresije.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod