Ana içeriğe geç
Sözlük

depresyon ile cümle

depresyon kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Şarkı sözlerinin çoğunluğu depresyon ve kişinin iç çatışmaları ile ilgilidir.Staramy się śpiewać ponad podziałami i ponad ludzkimi słabościami.
Şarkı sözü temaları depresyon ve intihar ile ilgilidir.Tematyką tekstu jest depresja i samobójstwo.
1888 - Ağır depresyon geçiren ressam Vincent Van Gogh kulağını kesti.1888 – Vincent van Gogh odciął sobie brzytwą kawałek lewego ucha.
Depresyon ve psikolojik tedavi gördü.Cierpiała na depresję i problemy psychiczne.
Mecnun'u depresyondan çıkarmak için uğraşmaktadır.Stara się wyciągnąć Honor z depresji.
O uzak olduğu için bir on yıl içinde Mısır'da fiyat depresyona çok fazla altın verdi.Wydał tyle złota, że obniżyło to jego cenę w Egipcie na ponad 10 lat.
1954, İznik Depresyonu ve Gölü, İ.Ü. Coğr.1956, Depresja Świebodzic jako jednostka geologiczna, Biul.
Hayatının belirli dönemlerinde depresyon ile mücadele etmiştir.W ostatnim okresie życia zmagała się z depresją.
Mani ve melankoli, depresyonun evreleri olarak tanımlanmıştır.Opisy manii i melancholii znane są od starożytności.
Buna Büyük Depresyon denir.Detta kallas Graves sjukdom.
Mažuranić 21 Eylül 1938'de Zagrep'te depresyon sonrasında intihar etti.Brlić-Mažuranić led under många år av depressioner och den 21 september 1938 begick hon självmord i Zagreb.
Bu durumda, hastalık "ikincil depresyon" olarak anılabilir.Depression kan kallas "genrep inför döden".
Prigle Stokes ağır bir depresyona girdi ve kendini vurarak intihar etti.Lee Eun-ju led av allvarlig depression och begick självmord genom att hänga sig.
Ölümü onu çok zorladı ve depresyona girdi.Han känner sig ansvarig för det och hamnar i en djup depression.
Büyük Depresyon'dan en çok etkilenen devlette Amerika olmuştur.«Велика Депресія» найпомітнішою була у США.
Lisa, bir sabah güçlü bir depresyon ile uyanır.Одного ранку Христина прокидається здоровою.
Sevgilisinin ölümü Williams’ı on yıl kadar süren büyük bir depresyonun içine sürükledi.Проте завоювати серце коханої дівчини виявляється ще важче, ніж 10 років тому.
O depresyondadır.Він у депресії.
Bunun sonucunda takip eden 16 yıl boyunca depresyon ve fiziksel acılar ile savaştı.V následujících šestnácti letech bojoval s depresí a fyzickou bolestí.
Babası aniden 1868'de vafat etti, ve bu onu birkaç yıl süren bir depresyona sürükledi.Nedávná otcova smrt (1868) ho uvrhla do deprese, která měla trvat několik let.
Kızını kaybettikten sonra depresyona girmiştir.Po její smrti propadl těžké depresi.
Ne var ki Fred eşini kaybettiği için depresyondadır.Kyle je v depresi, protože právě přišel o práci.
Majör depresyon bozukluğuna sahip yetişkin hastaların %2-7'si intihar ile yaşamını kaybetmektedir.5–15 % nemocných s depresivní poruchou ukončí svůj život sebevraždou.
Tom depresyonda olduğunu söyledi.Tom řekl, že má depresi.
Ailesi 1920–21 depresyonunun ardından Los Angeles'a taşındı.Familia lui s-a mutat la Los Angeles în urma crizei economice din 1920-1921.
Bu beklenmedik şansa sevinmek yerine hayatımda ilk kez depresyona girdim.La instituția aceasta am prins întâia oară gustul de a trăi neegoist.
Cyclops ise, hâlâ Jean Grey'i kaybetmiş olmanın verdiği derin acıyla depresyondadır.Xavier își face griji pentru Cyclops, care acum are inima sfărâmată din cauză că a murit Jean Grey.
Konstantin'in bazı kısa öyküleri basılmıştır ancak, giderek artan bir depresyondadır.Treplev și-a publicat câteva povestiri , dar e mereu deprimat.
Kral klinik depresyon nöbetleri geçirmeye başladı.Depii suferă de depresie clinică.
Lisa, bir sabah güçlü bir depresyon ile uyanır.Nuvela debutează într-un decor rustic, într-o dimineață liniștită de duminică.
Lisa, bir sabah güçlü bir depresyon ile uyanır.Lise egy reggelen rossz hangulatban ébred.
Uzun zamandır depresyon tedavisinde kullanılırlar.A depresszió kezelésének hosszú hagyománya van.
Şarkışla da, bu depresyon içerisinde yer alır.Mint azt a neve is mutatja, itt a depresszív hangulat uralkodik.
19. yüzyılın sonlarında depresyon, evreleri olan bir hastalık olarak tanımlanmıştır.Csak a 19. század végére vált a reuma az első számú kikúrálandó betegséggé.
2011 yılında depresyon tedavisi gördü.2011-ben diagnosztizálták nála a mániás depresszió tüneteit.
Hayatı boyunca depresyonla olduğu kadar uyuşturucu ve alkol bağımlılığı ile de sorun yaşamıştır.Karrierjét és egészségét egyaránt tönkretette alkoholizmusa és kábítószer-függősége.
Majör depresyon bozukluğuna sahip yetişkin hastaların %2-7'si intihar ile yaşamını kaybetmektedir.A kóros szerencsejáték-függőségben szenvedők 12-24%-a kísérel meg öngyilkosságot.
Madde bağımlılığı, depresyon ve anksiyete ile mücadele etti.Gyógyszerfüggő volt, depressziótól és szorongástól szenvedett.
Gauss, bu ölümlerden dolayı girdiği depresyondan asla tam anlamıyla kurtulamadı.Gauss depresszióba zuhant, amelyből sosem épült fel teljesen.
Kızını kaybettikten sonra depresyona girmiştir.Felesége a lányuk halála után a bánatba belehalt.
Bu durum onu depresyona ve alkolizme sürükledi.Tämä ajoi hänet masennukseen ja alkoholismiin.
Depresyondan kurtulabilmek için yazı yazmaya başladı ve Hasting Yazarlar Grubuna katıldı.Cookson aloitti kirjoittamisen terapiana voittaakseen masennuksensa ja liittyi Hastings Writers -seuraan.
Bazı kişilerde hayal kırıklığı daha kötüye giderek depresyona dönüşebilir.Joskus tylsyyden syvennyttyä ihmistä voi alkaa masentaa.
Depresyona girerlerse, en yakın üreme alanına gönderilirler.Kun lähialueet oli raivattu viljelyyn, siirryttiin vaikeampien kohteiden kimppuun.
Sertralin'in ağır depresyon durumlarında daha etkili olduğu tespit edilmiştir.Sertraliini on havaittu epätyypillisessä masennuksessa moklobemidia tehokkaammaksi.
Evi taşlandı ve depresyona girdi.Kivi järkyttyy ja ajautuu masennukseen.
Lisa, bir sabah güçlü bir depresyon ile uyanır.Aamulla Heikkilä on raunioina.
Bu, tedavi gerektiren klinik depresyona dönüşebilir.Αυτό μπορεί ακόμα και να εξελιχθεί σε κλινική κατάθλιψη που χρήζει θεραπείας.
Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır.Χαμηλά επίπεδα της σεροτονίνης εμπλέκονται στην εμφάνιση κατάθλιψης.
Bu onun çoğu röportajında da bahsettiği gibi geçirdiği büyük depresyonun sonuçlarındandı.Αυτό το αποδεικνύουν και οι πολλές εκθέσεις στις οποίες έχει λάβει μέρος.
No.1 & Edanur Yavaş Depresyon Feat.Περμαλόι: νικέλιο + σίδηρος + λανθάνιο.
Bir sonraki yaz erimesi gelmesiyle onlar yıkılıyor ve küçük yüzey depresyonu bırakıyorlar.Κατά τους θερινούς μήνες στεγνώνει, αφήνοντας πίσω ένα εκτεταμένο αλιπέδιο.
19. yüzyılın sonlarında depresyon, evreleri olan bir hastalık olarak tanımlanmıştır.Στα τέλη του 19ου αιώνα, σημειώθηκε πανδημία.
Bizler de Depresyon'un sona ermesi için dua ediyoruz." dedi.Vi beder også for at Depressionen stopper."
Şarkı sözlerinin çoğunluğu depresyon ve kişinin iç çatışmaları ile ilgilidir.De fleste af sangteksterne handler om depression og personlige problemer.
Bölümde Amerikalı şarkıcı Lady Gaga, tüm sakinleri depresyonda olan Springfield'ı ziyaret eder.I episoden besøger Lady Gaga Springfield, hvor alle indbyggerne er blevet deprimerede.
Serotonin eksikliğinin depresyon oluşumu üzerinde etkisi vardır.Et underskud af serotonin vil derfor kunne bevirke en depression.
İşini kaybetmesi onun derin bir depresyona girmesine neden olmuştu.Da Lei fandt ud af dette sank han hen i en dyb depression.
"Çapkınlık beni depresyona sokuyor".Ondartet sygdom bader mig."
Buna Büyük Depresyon denir.Denne blir kalt den store depresjonen.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod