Ana içeriğe geç
Sözlük

denizlerde ile cümle

denizlerde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Es ist also eigentlich gar nicht permanent auf Hoher See.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Het bevindt zich dus niet permanent op volle zee.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Jadi, kubah ini tidak berada di laut lepas secara permanen.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.그래서 사실 공해상에 계속해서 존재하는 지역이 아닙니다.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Por eso no está permanentemente en alta mar.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Por isso, de facto, não está permanentemente no mar alto.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Więc, tak na prawdę, nie jest stale na obszarze wód otwartych.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Έτσι, στην ουσία, δεν ανήκει μόνιμα στην ανοιχτή θάλασσα.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.Така че в действителност, то не е постоянно в открито море.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.То есть, фактически, он не всегда находится в открытом море.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.שזזה במרחב ובזמן על בסיס עונתי.
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.لذا في الواقع ليست موجودة دائماً في أعالي البحار
Bu yüzden açık denizlerde kalıcı bir yer yok.中米5カ国の排他的経済水域にも
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Así que espero que también podamos tener algunos "puntos de esperanza" en el mar profundo.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.A tak dúfam, že udržíme niektoré z týchto "ostrovov nádeje" v hlbokých vodách.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Deci, sper ca noi să putem păstra de asemenea câteva din aceste "zone ale speranţei" în adâncul mării.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Donc, j'espère que l'on pourra aussi garder quelques uns de ces " points d'espoir " dans la mer profonde.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Doufám, že můžeme ochránit také některé “oblasti naděje“ v hlubinách moře.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Dus ik hoop dat we ook een paar van deze 'hope spots' kunnen hebben in de diepzee.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Ich hoffe also, dass wir einige dieser "Hoffnungsflecken" in der Tiefsee behalten können.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.따라서 제가 바라는 것은 심해의 "희망의 지대"도 잘 보존하는 겁니다
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Maka itu, aku berharap kita semua bisa juga tetap melindungi "bintik-bintik harapan" di dasar lautan kita.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Mam więc nadzieję, że możemy zachować kilka z tych "miejsc nadziei" na głębinach.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Quindi, spero che potremo anche tenere qualcuno di questi punti nel mare profondo.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Tehát remélem, hogy fenntarthatunk néhány "reményfoltot" a mély tengerekben is.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Tôi hy vọng là tôi có thể giữ một số "đốm sáng hy vọng" cho đáy biển sâu
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Toivon, että voimme säilyttää "toivon saarekkeita" myös merien syvyyksissä.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Надявам се да можем също да запазим някои от тези "места на надеждата" в дълбокото море.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.Я надеюсь, что мы сможем создать и сохранить некоторые из этих "мест надежды" в глубинах океана.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.אז, אני מקווה שנוכל לשמור על חלק מנקודות התקווה האלה בים העמוק.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.لذا، أرجو أن نستطيع أيضاً المحافظة على بعض نقاط الأمل هذه في أعماق البحار.
Bu yüzden, umarım derin denizlerdeki bu "umut noktalarını" da koruyabiliriz.「希望のスポット」ができることを望んでいます 今私の願いはかなっていませんが
Çin bunu açık denizlerdeki rüzgar sistemlerinde uyguluyor,-i Kina på deras vindkraftverk till havs-
Çin bunu açık denizlerdeki rüzgar sistemlerinde uyguluyor,중국의 해안지역에 풍력시스템에 적용되면
Çin bunu açık denizlerdeki rüzgar sistemlerinde uyguluyor,מסין שעושה זאת במערכות אנרגיית רוח בים ליד החוף,
Çin bunu açık denizlerdeki rüzgar sistemlerinde uyguluyor,من أنظمة إستخام طاقة الرياح على الساحل في الصين،
Çin bunu açık denizlerdeki rüzgar sistemlerinde uyguluyor,再生可能エネルギーへの投資に対して価格を保障する一方
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Chúng ta cần thấy được những vực sâu, những ngọn núi dưới biển, và hiểu được cuộc sống dưới biển sâu.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Dobbiamo visitare le fosse profonde, le montagne subacquee, per conoscere la vita negli abissi del mare.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.우리는 깊은 바다의 협곡, 해저 화산을 보고 깊은 바다속의 삶을 이해할 필요가 있습니다.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Látnunk kell a mély árkokat, a víz alatti hegyeket, és meg kell értenünk a mélytengeri életet.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Meidän pitää nähdä syviä hautoja, merenalaiset vuoret, ja ymmärtää elämää meren syvyyksissä.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Necesitamos ver fosas profundas, las montañas submarinas, y entender la vida en el mar profundo.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Potrebujeme vidieť hlboké priekopy, podmorské hory, a porozumieť životu v morských hĺbkach.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Precisamos de ver as valas profundas, as montanhas submarinas, e compreender a vida no mar profundo.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Trebuie să vedem gropile adânci, munţii marini, şi să înţelegem viaţa din adâncuri.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Trzeba zbadać głębokie rowy i podmorskie góry i zrozumieć życie w głębinach morskich.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Vi behöver se djuphavsgravar, bergen under vattnet och förstå oss på livet i djupen.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Videti moramo globoke jarke, podvodna gorovja, in razumeti življenje v globokem morju.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.We moeten diepzeetroggen bekijken, de onderzeese bergen, en het leven in de diepzee leren begrijpen.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Πρέπει να δούμε τις βαθιές τάφρους, τα υποθαλάσσια βουνά, και να καταλάβουμε τη ζωή στη βαθιά θάλασσα.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Трябва да видим падините, подводните планини и да разберем живота в дълбокото море.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.אנחנו צריכים לראות תעלות עמוקות, את ההרים התת-ימיים, ולהבין את החיים במעמקי הים.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.نحتاج أن نرى الخنادق العميقة، الجبال المغمورة، ونفهم الحياة في أعماق البحار.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.海の生命を理解するためにもっと探査する必要があります さて次は北極に行きましょう
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.C'è una storia nel mare, nelle acque del mare, nei sedimenti e nelle rocce sul fondo.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Có 1 câu chuyển dưới biển, trong những dòng nước của đại dương trong những trầm tích và đá của đáy biển
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Er zit een verhaal in het water van de zee, in de sedimenten en de rotsen op de zeebodem.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Es gibt eine Geschichte im Meer, im Meerwasser, in den Sedimenten und Felsen des Meeresbodens.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Este o poveste în mări, în apele mărilor, în sedimentele şi pietrele de pe fundul mării.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod