Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.thi han har grundlagt den på Have, grundfæstet den på Strømme.
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.Ty han är den som har lagt hennes grund på haven, den som på strömmarna har berett henne fäste.
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.Vì Ngài đã lập đất trên các biển, Và đặt nó vững trên các nước lớn.
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.Vì_Ngài đã lập đất trên các biển , Và đặt nó vững trên các nước_lớn .
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.Διοτι αυτος εθεμελιωσεν αυτην επι των θαλασσων, και εστερεωσεν αυτην επι των ποταμων.
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.Защото Той е основал върху моретата, И затвърдил върху водите.
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.כי הוא על ימים יסדה ועל נהרות יכוננה׃
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.لانه على البحار اسسها وعلى الانهار ثبتها
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.他 把 地 建 立 在 海 上 、 安 定 在 大 水 之 上
Çünkü Odur denizler üzerinde onu kuran, Sular üzerinde durduran.他 把 地 建立 在 海上 、 安定 在 大水 之上
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Chúng ta cần thấy được những vực sâu, những ngọn núi dưới biển, và hiểu được cuộc sống dưới biển sâu.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Dobbiamo visitare le fosse profonde, le montagne subacquee, per conoscere la vita negli abissi del mare.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.우리는 깊은 바다의 협곡, 해저 화산을 보고 깊은 바다속의 삶을 이해할 필요가 있습니다.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Látnunk kell a mély árkokat, a víz alatti hegyeket, és meg kell értenünk a mélytengeri életet.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Meidän pitää nähdä syviä hautoja, merenalaiset vuoret, ja ymmärtää elämää meren syvyyksissä.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Necesitamos ver fosas profundas, las montañas submarinas, y entender la vida en el mar profundo.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Potrebujeme vidieť hlboké priekopy, podmorské hory, a porozumieť životu v morských hĺbkach.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Precisamos de ver as valas profundas, as montanhas submarinas, e compreender a vida no mar profundo.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Trebuie să vedem gropile adânci, munţii marini, şi să înţelegem viaţa din adâncuri.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Trzeba zbadać głębokie rowy i podmorskie góry i zrozumieć życie w głębinach morskich.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Vi behöver se djuphavsgravar, bergen under vattnet och förstå oss på livet i djupen.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Videti moramo globoke jarke, podvodna gorovja, in razumeti življenje v globokem morju.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.We moeten diepzeetroggen bekijken, de onderzeese bergen, en het leven in de diepzee leren begrijpen.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Πρέπει να δούμε τις βαθιές τάφρους, τα υποθαλάσσια βουνά, και να καταλάβουμε τη ζωή στη βαθιά θάλασσα.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.Трябва да видим падините, подводните планини и да разберем живота в дълбокото море.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.אנחנו צריכים לראות תעלות עמוקות, את ההרים התת-ימיים, ולהבין את החיים במעמקי הים.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.نحتاج أن نرى الخنادق العميقة، الجبال المغمورة، ونفهم الحياة في أعماق البحار.
Deniz çukurlarını, sualtı dağlarını görebilmemiz ve derin denizlerdeki yaşamı anlamamız gerekli.海の生命を理解するためにもっと探査する必要があります さて次は北極に行きましょう
Denizden gelen su, bulutları oluşturur. Karalara ve denizlere yağmur ve kar olarak geri döner.Woda morska daje początek chmurom, które powracają na lądy i morza w postaci deszczu i śniegu.
Denizden gelen su, bulutları oluşturur. Karalara ve denizlere yağmur ve kar olarak geri döner.Вода океана превращается в облака и возвращается на сушу и в океан в виде дождя и снега.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.C'è una storia nel mare, nelle acque del mare, nei sedimenti e nelle rocce sul fondo.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Có 1 câu chuyển dưới biển, trong những dòng nước của đại dương trong những trầm tích và đá của đáy biển
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Er zit een verhaal in het water van de zee, in de sedimenten en de rotsen op de zeebodem.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Es gibt eine Geschichte im Meer, im Meerwasser, in den Sedimenten und Felsen des Meeresbodens.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Este o poveste în mări, în apele mărilor, în sedimentele şi pietrele de pe fundul mării.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Hay una historia en el mar, en las aguas del mar, en los sedimentos y en las rocas del suelo marino.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Hihetetlen mi zajlik a tengerben, a tenger vizében, az üledékekben, a tengerfenék szikláin.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Historia w wodach oceanu, osadach i skałach na dnie.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Il y a une histoire dans la mer, dans les eaux de la mer, dans les sédiments et les roches du sol marin.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Je to príbeh v mori, vo vodách mora, v sedimentoch a v skalách morského dna.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.바다의 물과 퇴적층과 해저면 바위들에 관한 이야기입니다.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Máme tu příběh z moře, z mořských vod, v usazeninách a ve skalách mořského dna.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Είναι μια ιστορία στη θάλασσα, στα νερά της θάλασσας, στα ιζήματα και στους βράχους του βυθού.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.В глубинах морей и океанов скрыто много тайн. Их можно найти в расщелинах скал и в донных отложениях.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.Има една история в морето, в морските води, в утайките и скалите по морското дъно.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.יש סיפור בים, במים של הים, במשקעים ובסלעים של קרקעית הים.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.هناك قصة في البحر ، في مياه البحر ، في الرسوبيات والصخور في قاع البحر.
Denizlerde, denizin sularında, deniz tabanındaki çökeltilerde ve kayalarda anlatılan bir öykü var.物語が眠っています 驚愕の物語です
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Apoi sunt locuri în mare la fel de pure cum le ştiam când eram copil.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Det finns fortfarande platser i haven lika orörda som dem jag kände som barn.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Er zijn nog plekken in zee, zo maagdelijk als ik ze leerde kennen als kind.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Há ainda locais no mar tão intocados como eu os conheci quando era criança.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Il existe toujours des endroits en mer aussi vierges que quand, enfant, je les ai connus.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.아직 바다속에는 때묻지 않은 곳들도 있습니다.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Lapsuuteni koskematonta merimaailmaa on vielä jäljellä.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Masih ada beberapa kawasan di lautan yang masih murni seperti pada saat saya masih anak kecil.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Noch gibt es Orte, an denen das Meer so unberührt ist, wie ich es als Kind kannte.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Še vedno so deli morja, ki so tako prvinski kot sem jih poznala v otroštvu.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Todavía hay lugares en el mar tan prístinos como cuando yo era una niña.
Denizlerde hâlâ çocukken tanıdığım şekliyle bozulmamış yerler var.Vẫn còn những địa điểm còn giữ được vẻ hoang sơ giống với khi tôi còn bé.