O zamanlar okyanus, bir Cennet denizi gibi görünüyordu.Parecía, en aquel tiempo, que era el mar del Edén.
O zamanlar okyanus, bir Cennet denizi gibi görünüyordu.Sie schienen damals ein Garten Eden der Meere zu sein.
O zamanlar okyanus, bir Cennet denizi gibi görünüyordu.נדמה, בזמנו, שזהו "ים גן-העדן",
O zamanlar okyanus, bir Cennet denizi gibi görünüyordu.على ما يبدو، في ذلك الوقت، أن يكون بحر عدن،
O zamanlar okyanus, bir Cennet denizi gibi görünüyordu.今では「楽園喪失」が目前となっています
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Costumul său luminos iese în evidență în marea de galben.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Ihre bunte Kleidung zeichnet sich gegen das gelbe Meer ab.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Son vêtement coloré ressort sur la mer de jaune.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Su traje de colores vivos destaca en el mar de amarillo.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Wanita muda yang membantu menjaga kambing dan mengambil rumput.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Τα φωτεινά χρώματα των ρούχων της ξεχωρίζουν μέσα στο απέραντο κίτρινο.
Parlak giysisi, sarı denizinde göze çarpıyor.Её яркий костюм выделяется в море желтого.
Petrol şirketleri denizin derinliklerine gidiyor çünkü kolay petrol bitti.Companhias petrolíferas furam a milhas de distância em águas profundas pois o petróleo "fácil" já acabou.
Petrol şirketleri denizin derinliklerine gidiyor çünkü kolay petrol bitti.Companiile petroliere forează în kilometri de apă de mare pentru că petrolul ușor accesibil e dus.
Petrol şirketleri denizin derinliklerine gidiyor çünkü kolay petrol bitti.Especies se extinguen mil veces más rápido de lo normal.
Petrol şirketleri denizin derinliklerine gidiyor çünkü kolay petrol bitti.땅속 석유가 바닥나자 바닷속에 유정을 뚫습니다.
Petrol şirketleri denizin derinliklerine gidiyor çünkü kolay petrol bitti.Kompanie naftowe wiercą w pełnym morzu, ponieważ łatwa ropa się skończyła.
Petrol şirketleri denizin derinliklerine gidiyor çünkü kolay petrol bitti.Oliemaatschappijen boren in kilometers diep zeewater omdat de gemakkelijke olie verdwenen is.
Petrol şirketleri denizin derinliklerine gidiyor çünkü kolay petrol bitti.Ropné spoločnosti vŕtajú na morskom dne, pretože tá ľahko dostupná ropa je už preč..
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Der schwarze Stein ist das Sediment auf dem Seeboden in der Abwesenheit von Plankton.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.E la roccia nera è il sedimento del fondale marino in assenza di plancton.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Et la roche noire est le sédiment au fond de la mer en absence de plancton.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.이 검은 암석은 바다 바닥면의 침천물입니다. 플랑크톤이 없지요.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Musta kivi on merenpohjan sedimenttiä planktonittomassa ympäristössä.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Og den sorte klippesten er sedimentet på havbunden i fravær af plankton.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Roca neagră e sedimentul de pe fundul mării în absența planktonului.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Ta czarna skała to osad z dna morza, powstały bez udziału planktonu.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Và viên đá này là trầm tích ở đáy biển không có sinh vật phù du.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Wat de neerslag is op de zeebodem als er geen plankton is.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Y la roca negra es el sedimento en el fondo del mar a falta de plancton.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Και το μαύρο πέτρωμα είναι το ίζημα στον πυθμένα της θάλασσας κατά την απουσία πλαγκτού.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.А черната скала е седиментът на морското дъно в отсъствие на планктон.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.Чёрная порода — это отложение на дне моря в отсутствие планктона.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.והסלע השחור הוא הסדימנט של קרקעית הים בהעדר פלנקטון.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.ويمثل الصخر الأسود الترسب في قاع البحر عند غياب العوالق.
Plankton yokluğunda bu siyah kaya denizin dibindeki tortudur.なかった時の堆積物です 隕石が衝突した結果こうなります
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.Bởi lời hăm he của Ðức Giê-hô-va, Bởi gió xịt ra khỏi lỗ mũi Ngài, Ðáy biển bèn lộ ra, Nền thế gian bị bày tỏ.
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.Dasar laut tersingkap dan alas bumi terbuka waktu TUHAN membentak musuh-Nya dengan murka
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.Door Zijn vreselijke adem en Zijn bestraffende woord spleet de zee open en kwam de zeebodem bloot.
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.Havets bäddar kommo i dagen, jordens grundvalar blottades, för HERRENS näpst, för hans vredes stormvind.
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.Havets Bund kom til Syne, Jordens Grundvolde blottedes ved HERRENs Trusel, for hans Vredes Pust.
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.이럴 때에 여호와의 꾸지람과 콧김을 인하여 물 밑이 드러나고 땅의 기초가 나타났도다
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.ויראו אפקי ים יגלו מסדות תבל בגערת יהוה מנשמת רוח אפו׃
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.فظهرت اعماق البحر وانكشفت أسس المسكونة من زجر الرب من نسمة ريح انفه.
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.耶 和 華 的 斥 責 一 發 、 鼻 孔 的 氣 一 出 、 海 底 就 出 現 、 大 地 的 根 基 也 顯 露
RABbin azarlamasından, Burnundan çıkan güçlü soluktan, Denizin dibi göründü, Yeryüzünün temelleri açığa çıktı.耶和華 的 斥責 一 發 、 鼻孔 的 氣 一 出 、 海底 就 出現 、 大地 的 根基 也 顯露
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.Han udrakte Hånden mod Havet, rystede Riger, HERREN samled Folk for at jævne Kana'ans Fæstninger.
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.여호와께서 바다 위에 손을 펴사 열방을 흔드시며 여호와께서 가나안에 대하여 명을 내려 그 견고한 성을 훼파하게 하시고
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.Rękę swoję wyciągnął na morze, zatrwożył królestwa. Pan rozkazał o Chanaanie, aby zburzone były twierdze jego;
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.Vztáhl ruku svou na moře, pohnul královstvími; Hospodin přikázal o tržišti, aby zkaženy byly pevnosti jeho.
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.Он простер руку Свою на море, потряс царства; Господь дал повеление о Ханаане разрушить крепости его
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.ידו נטה על הים הרגיז ממלכות יהוה צוה אל כנען לשמד מעזניה׃
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.مدّ يده على البحر ارعد ممالك. أمر الرب من جهة كنعان ان تخرب حصونها.
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.耶 和 華 已 經 向 海 伸 手 、 震 動 列 國 . 至 於 迦 南 、 他 已 經 吩 咐 拆 毀 其 中 的 保 障
RAB denizin üzerine elini uzatıp ülkeleri titretti, Kenan kalelerinin yıkılmasını buyurdu.耶和華 已 經 向海 伸手 、 震動 列國 . 至於 迦南 、 他 已 經 吩咐 拆 毀 其中 的 保障
Rab, ‹‹Onları Başandan, Denizin derinliklerinden geri getireceğim›› der,(67:23) Господь сказал: „от Васана возвращу, выведуиз глубины морской,
Rab, ‹‹Onları Başandan, Denizin derinliklerinden geri getireceğim›› der,(68:23) Le Seigneur dit: Je les ramènerai de Basan, Je les ramènerai du fond de la mer,
Rab, ‹‹Onları Başandan, Denizin derinliklerinden geri getireceğim›› der,Chúa đã phán rằng : Từ_Ba - san ta sẽ dẫn dân ta về , Ðem chúng_nó lên khỏi biển sâu ;
Rab, ‹‹Onları Başandan, Denizin derinliklerinden geri getireceğim›› der,Chúa đã phán rằng: Từ Ba-san ta sẽ dẫn dân ta về, Ðem chúng nó lên khỏi biển sâu;
Rab, ‹‹Onları Başandan, Denizin derinliklerinden geri getireceğim›› der,Csak Isten ronthatja meg az õ ellenségeinek fejét, a bûneiben járónak üstökös koponyáját.