Ege Denizigreece. kgmMorze Egejskiegreece. kgm
Ege Denizigreece. kgmΑιγαίο Πέλαγοςgreece. kgm
Ege Denizigreece. kgmЕгейське мореgreece. kgm
Ege Denizigreece. kgmЭгейское мореgreece. kgm
Ege Denizigreece. kgmبحر إيجةgreece. kgm
Ege Denizigreece. kgmエーゲ海greece.kgm
Eğer denizin dünyasından hayal gücünün ruhunun dünyasına kayarsak이제, 바다의 영역으로부터 빠져나와 상상력 가득한 영적 영역으로 들어서면
Eğer denizin dünyasından hayal gücünün ruhunun dünyasına kayarsak Tibetli Budistlerin dünyasına girersiniz.И если мы перенесемся из царства моря в царство воображения, вы попадёте в мир тибетского буддизма.
Eğer denizin dünyasından hayal gücünün ruhunun dünyasına kayarsakY si nos vamos del reino marino al reino del espíritu de la imaginación
Eğer denizin dünyasından hayal gücünün ruhunun dünyasına kayarsakואם נעזוב את עולם הים ונעבור לעולם הדמיון הרוחני,
Eğer denizin dünyasından hayal gücünün ruhunun dünyasına kayarsakوإذا انتقلنا من ممكلة البحر إلى مملكة روح الخيال
Eğer denizin dünyasından hayal gücünün ruhunun dünyasına kayarsak想像の精霊の世界に飛ぶと チベット仏教の世界に入ります
Elektron denizi, metalleri bu kadar güçlü yapan şeydir.Fähigkeit, biegen oder flex, ist, was es eigentlich gibt seine
Elektron denizi, metalleri bu kadar güçlü yapan şeydir.구부릴 수 있는 성질을 가지고 있는 것은 사실 더 견고하게 해줍니다.
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.Ale powiedziała, że są z Morza Północnego.
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.그렇지만 이런 이야기를 듣게 되니 흥미로워요, "여기 북해에서 났어요.
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.Lo pescan aquí, lo congelan, lo mandan a Lagos,
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.Maar nee, hij kwam uit de Noordzee.
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.Но вы будете приятно удивлены, узнав, что она сказала: "Она отсюда, выловлена в Северном море".
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.אבל תשמחו לדעת שהיא אמרה שהם הגיעו מכאן, מהים הצפוני.
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.ولكن ستكون سعيدا بمعرفتك أنها قالت إنها أتت من هنا، إنها تأتي من البحر الشمالي
Fakat duyunca mutlu olacağınızı düşünüyorum, o balıkların buradan Kuzey denizinden geldiğini söyledi.ここ北海産でした 水揚げ 冷凍された魚は
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.-att den största bergskedjan ligger under havsytan.
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.지구상의 가장 거대한 산맥은 바다 밑에 있다는 것을 깨달았지요.
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.Odkryliśmy. że największy łańcuch górski leży pod wodą.
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.We beseften dat het grootste gebergte op aarde onder water ligt.
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.Ние осъзнахме, че най-голямата планинска верига на Земята се намира под морското дъно.
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.שרכס ההרים הגדול ביותר על כדור הארץ נמצא מתחת לים.
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.أن معظم الجبال الضخمة في العالم تقع تحت سطح البحر.
Farkettik ki dünyanın en büyük sıra dağları denizin altında uzanmaktaydı.「中央海嶺」が野球ボールの縫い目のように広がっていました
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Alles, was Sie sehen, findet in der Finsternis der Tiefsee statt.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Alles wat je ziet, speelt zich af in het pikdonker op de zeebodem.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.여러분이 보시는 모든 것은 심해의 암흑 속에서 일어나는 것들이죠.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Minden, amit most láthatnak a tenger mélyén, koromsötétben játszódik.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Tất cả bạn thấy đây đều diễn ra trong 1 khoảng tối dưới đáy biển
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Tot ce vedeţi se întâmplă în negrul cel mai intens al adâncului mării.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Tout ce que vous voyez se passe dans la totale obscurité des profondeurs.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Tutto quello che vedete si svolge nell'oscurità totale delle profondità oceaniche.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Všechno, co vidíte, se odehrává v černočerné tmě hlubokého moře.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Všetko, čo tu vidíte, sa odohráva v čiernočiernej tme hlbokého mora.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Wszystko rozgrywa się w mroku głębiny.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Όλα όσα θα δείτε διαδραματίζονται στο πυκνό σκοτάδι της βαθιάς θάλασσας.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Всё это происходит в кромешной тьме на дне океана.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.Всичко, което виждате, се разиграва в катранената чернилка на дълбокото море.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.כל מה שאתם רואים פה מתרחש בחושך מוחלט של קרקעית הים.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.كل شيء تراه هو لعب في الظلام الدامس في أعماق البحار.
Gördüğünüz her şey, derin denizin zifiri karanlığında gerçekleşiyor.光は我々の持ち込んだものしか届きません
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.A látás tovább finomodott a tarisznyarákoknál, amelyek az elsők közt hagyták el a tengert.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.A visão aperfeiçoou-se nos caranguejos-ferradura, entre os primeiros a deixar o mar.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Het zicht werd verfijnd bij de degenkrabben, die bij de eersten waren om de zee te verlaten.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.시각은 투구게 에서 더욱 개선되었습니다. 바다에서 처음으로 떠난 것들 중 하나인
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.La visión se perfeccionó en los cangrejos de herradura, uno de los primeros en salir del mar.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.La vista si raffinò nei granchi a ferro di cavallo, tra i primi a lasciare il mare.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.La vue s'est améliorée chez les limules, qui furent parmi les premiers à quitter l'océan.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Näkökyky sai uusia muotoja molukkiravussa - ne olivat ensimmiä, jotka jättivät meren.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Pfeilschwanzkrebse hatten hochentwickelte Sehorgane; sie waren unter den ersten, die die Meere verließen.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Skrzypłocze miały już lepszy wzrok, jako jedne z pierwszych wyszły z morza.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Tầm nhìn được cải thiện ở họ sam, một trong những loài đầu tiên rời khỏi biển.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Vederea s-a rafinat la crustaceele potcoavă, printre primii care au părăsit marea.
Görüş yeteneği atnalı yengeçlerinde rafine oldu, onlar denizi ilk terk edenlerdendi.Zrak sa zlepšil krabom tŕnistým, ktorí opustili more medzi prvými.