Bir araştırma teknesinde denizin üzerinde bir hafta geçirdim.ביליתי שבוע בים על גבי ספינת מחקר.
Bir araştırma teknesinde denizin üzerinde bir hafta geçirdim.لقد قضيت اسبوعاً في رحلة استكشافية في المحيط
Bir araştırma teknesinde denizin üzerinde bir hafta geçirdim.私は科学者ではありませんが
Bir insan denizinde yüzüyoruz --우리는 사회적 세계에서 살고 있기 때문입니다. 우리는 중간 세계의 사회 판인
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Az emberek tengerében lavírozunk, amely nem más, mint a Közepes Világ társas leképezése.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Chúng ta bơi qua biển người, một phiên bản trong Trung Giới.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Înotăm într-o mare de oameni -- versiunea socială a Lumii de Mijloc.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Kita berenang melalui lautan manusia -- versi sosial dari Dunia Tengah.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Nadamos en un mar de gente -- una versión social del Mundo Medio.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Nadamos num mar de pessoas uma versão social do Mundo do Meio.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Noi nuotiamo attraverso un mare di persone -- una versione sociale del Mondo di Mezzo.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Plávame cez more ľudí - spoločenská verzia Stredného sveta.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Plaveme mořem lidí -- společenskou verzí Středního světa.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Vi simmar genom ett hav av människor - en social version av Mellanvärlden.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Vi svømmer igennem et hav af mennesker - en social version af Mellemverdenen.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.We zwemmen door een zee van mensen - een sociale versie van Middelwereld.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Wir schwimmen in einem Ozean von Menschen -- einer sozialen Variante von Mittel-Welt.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Κολυμπάμε μέσα σε μια ανθρωποθάλασσα -- μια κοινωνική εκδοχή του Μέσου Κόσμου.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Мы плывем сквозь море людей — социальную версию Среднего мира.
Bir insan denizinde yüzüyoruz -- -- Ortanca Dünya'nın sosyal versiyonu.Плуваме сред море от хора -- в социална версия на Средния свят.
Bir insan denizinde yüzüyoruz --Uiskentelemme ihmisten meressä --
Bir insan denizinde yüzüyoruz --אנו חיים בעולם חברתי. אנו שוחים בים של אנשים --
Bir insan denizinde yüzüyoruz --نعيش في عالم إجتماعي. نسبح في بحر من البشر..
Bir insan denizinde yüzüyoruz --「中ほどの国」の社会的なバージョンです
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Erano pieni di una sorta di passione pionieristica, stanchi del problema del Mare d'Aral.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Erau plini de o pasiune inovatoare, sătui de problemele cu Marea Aral.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Estavam repletos de uma paixão pioneira, entusiasmavam-se com os problemas do Mar de Aral.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Przepełniała ich pionierska pasja, rozpalona problemami Jeziora Aralskiego.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Sie waren von einem Pioniergeist beseelt, angetrieben durch die Probleme im Aralsee.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Ήταν γεμάτοι με το πάθος των πρωτοπόρων εξ αιτίας των προβλημάτων στη λίμνη Αράλη.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Бяха изпълнени с един вид пионерска страст, запалени по проблемите на Аралско море.
Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler.Они были переполнены некой страстью первооткрывателей, озабоченные проблемой Аральского моря.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Han vil atter forbarme sig over os, træde vor Brøde under Fod, du vil kaste alle vore Synder i Havets Dyb!
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Hozzánk térvén, könyörül rajtunk; eltapodja álnokságainkat. Bizony a tenger mélységébe veted minden bûnünket!
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.다시 우리를 긍휼히 여기셔서 우리의 죄악을 발로 밟으시고 우리의 모든 죄를 깊은 바다에 던지시리이다
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Navrátě se, slituje se nad námi, podmaní nepravosti naše; nýbrž uvržeš do hlubin mořských všecky hříchy naše.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Zase sa zľutuje nad nami; zdeptá naše neprávosti. A zahodíš všetky ich hriechy do hlbín mora.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.Он опять умилосердится над нами, изгладит беззакония наши. Ты ввергнешь в пучину морскую все грехи наши.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.ישוב ירחמנו יכבש עונתינו ותשליך במצלות ים כל חטאותם׃
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.يعود يرحمنا يدوس آثامنا وتطرح في اعماق البحر جميع خطاياهم.
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.必 再 憐 憫 我 們 、 將 我 們 的 罪 孽 踏 在 腳 下 、 又 將 我 們 的 一 切 罪 投 於 深 海
Bize yine acıyacaksın, Çiğneyeceksin suçlarımızı ayak altında. Bütün günahlarımızı denizin dibine atacaksın.必 再 憐憫 我 們 、 將我們 的 罪孽 踏在 腳下 、 又 將 我 們 的 一切 罪投於 深海
Bu adalar dünyanın en büyük, denizi korunmuş bölgesidir... ...geçen haftaya kadar.Byly největší světovou chráněnou mořskou oblastí až do minulého týdne kdy bylo vyhlášeno souostroví Chagos.
Bu adalar dünyanın en büyük, denizi korunmuş bölgesidir... ...geçen haftaya kadar.Elles étaient la plus grande zone marine protégée du monde, jusqu'à la semaine dernière
Bu adalar dünyanın en büyük, denizi korunmuş bölgesidir... ...geçen haftaya kadar.그들은 보호받는 세계에서 가장 큰 해양지역이며, 지난 주에는
Bu adalar dünyanın en büyük, denizi korunmuş bölgesidir... ...geçen haftaya kadar.זה היה האזור הימי המוגן הגדול בעולם, עד לפני שבוע,
Bu adalar dünyanın en büyük, denizi korunmuş bölgesidir... ...geçen haftaya kadar.كانت أكبر محميات العالم البحرية حتى الأسبوع الماضي
Bu adalar dünyanın en büyük, denizi korunmuş bölgesidir... ...geçen haftaya kadar.先週までは 今週からはチャゴス諸島が最大です
Bu bir sevgi denizi.E' come un mare di amore.
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Agora temos que entrar no mar e trazê-la para terra
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Ahora debemos ir dentro del mar y traerla a la tierra
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Maintenant on doit aller jusque dans la mer et le ramener sur terre.
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.nu bliver vi nødt til at hente det fra havet og tage det med op på
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Nu måste de in i havet. och plocka in den till land.
Bu günlerde denizin içine girip... ...kumu kıyıya kadar getirmek zorundayız.Oggigiorno dobbiamo entrare nel mare e portarla verso terra.
Bulutları oluşturduğunda, Denizin kaynaklarını güçlendirdiğinde,cînd a pironit norii sus, şi cînd au ţîşnit cu putere izvoarele adîncului,
Bulutları oluşturduğunda, Denizin kaynaklarını güçlendirdiğinde,cuando afirmó las nubes arriba, cuando reforzó las fuentes del océano
Bulutları oluşturduğunda, Denizin kaynaklarını güçlendirdiğinde,Da er die Wolken droben festete, da er festigte die Brunnen der Tiefe,
Bulutları oluşturduğunda, Denizin kaynaklarını güçlendirdiğinde,Da han fæstede Skyerne oventil og gav Verdensdybets Kilder deres faste Sted,
Bulutları oluşturduğunda, Denizin kaynaklarını güçlendirdiğinde,Da han festet skyene oventil, da han bandt avgrunnens kilder,