Ana içeriğe geç
Sözlük

denize ile cümle

denize kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
2013'ün Mart ayında kemerin başka bir kısmı denize çöktü.Eerder, in november 2013 was al een van de arken gezonken.
Şelalenin üzerinde bulunduğu dere, Çavuşlu'dan denize dökülmektedir.Wie dat geheim bezit, bezit de macht over de zeeën.
Denize açılıp kesin sonuç aramak yerine beklemeyi tercih etmiştir.Zagen zij hem niet, dan wachtten de zeelieden liever op hem dan hun schip te riskeren.
Sal denize açılmaya hazırdır.De boot is geschikt om op zee te zeilen.
Tekne hiçbir zaman denize indirilmedi.Het schip is nooit volledig onder water verdwenen.
Kesilen organ denize düşer ve oluşan köpüklerden Afrodit doğar.Zijn genitaliën vallen in de zee en uit het schuim wordt Aphrodite geboren.
Denize açılırlar.Op zee gaan.
Üç ve dört yaşlarındaki çocuklar denize atılarak boğuldu.Voor vier ouderen kwam dit te laat, zij verdronken.
Okavango Deltası ya da Bataklığı, Botsvana'da dünyanın denize dökülmeyen en büyük iç deltasıdır.De Okavangodelta (of Okavangomoeras) in Botswana is de grootste binnenlandse delta ter wereld.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Zijn vader was Mesh-ki-ang-gasher, hij die verdween op zee.
Kazada 828,000 galon petrol denize sızdı, haftalar boyunca çok sayıda kuş ve deniz canlısı öldü.In totaal stroomt zo'n 40.000 liter olie in zee, waardoor tienduizenden vogels besmeurd raken en sterven.
Denize çok yakın bir noktada bulunmaktaydı ve içerisinde freskler vardı.Het schip was terechtgekomen in een zeer koude omgeving, waarbij het water was bevroren.
Ermenistan'ın denize kıyısı olmadığından deniz kuvvetleri yoktur.Aangezien Servië geen kustlijn heeft is er geen marine.
Bunun için denize bir tsunami uyarı sistemi kurulmuştur.Na de zeebeving werd een tsunamiwaarschuwing uitgevaardigd.
Lenin nükleer buzkıranı, 1957'de denize indirilen nükleer buzkıran.De atoomijsbreker Lenin was het eerst nucleaire oppervlakteschip ter wereld die in 1957 is tewatergelaten.
(Etesios rüzgarları nehrin tersine eserek onun denize dökülmesini engelliyorlarmış ve sular da taşıyormuş.)(De zeeschepen liggen niet aan de kade wegens ondiepten, er moet op het water worden overgeladen in aken).
Bu cetveller, gemi denize çıkmadan önce hazırlanır.Zulke berekeningen moeten gemaakt worden voordat het schip gaat varen.
Görev 8 Mart 13:50 UTC 2019'da kapsülün denize başarılı bir iniş gerşekleştirmesiyle sona ermiştir.Op 8 maart 2019 rond 13:45 UTC eindigde de succesvolle testvlucht met een landing in de Atlantische Oceaan.
Bu arada savaş denize taşınıyordu.Dan gaat het leger op weg richting zee.
Salıpazarının denize kıyısı yoktur.Sa Kaew grenst nergens aan de zee.
Amaçları denize ulaşmak ve orada yaşamaktır; fakat hiçbir şey istedikleri gibi gitmez.Het voordeel is dat ze kan gaan en staan waar ze wil, want ze heeft vrijwel niets nodig.
Denize gitmek için hava hâlâ soğuk.Het is nog te koud om naar de zee te gaan.
Evi denize yakın.Haar huis is dicht bij de zee.
Çocukken her yaz denize giderdim.Als kind ging ik elke zomer naar de zee.
Her sabah gemiler sıra sıra açık denize çıkıyordu.Okręty prawie codziennie wychodziły w morze.
Mesh-ki-ang-gasher denize yürüdü ve gözden kayboldu.Mesz-ki-ag-gaszer wszedł do morza i zniknął”.
Çoğu kişi Onun doğaya, özellikle denize aşık olduğunu düşünüyordu.W rzeczywistości był miłośnikiem przyrody, w szczególności morza.
Macaristan denize kıyısı bulunmayan bir ülke olduğu için göl, bazen Macar Denizi olarak da adlandırılır.Ponieważ Węgry nie posiadają dostępu do morza, jezioro często nazywane jest „węgierskim morzem”.
Cesedi üç gün asılı kaldıktan sonra denize atıldı.Po trzech dniach ciała skazańców wrzucono do morza.
Denize doğru yapılan bu yürüyüşte Gandi'ye binlerce Hint eşlik etti.W trakcie tego marszu do morza przyłączyły się do swojego Bapu tysiące Hindusów.
İsyancılar İngiltere'den ithal edilen çay balyalarını gemilerden denize atarak imha ettiler.Koloniści wyrzucili wówczas do morza cały transport herbaty, który przybył z Anglii.
Denize açılırlar.Wypływają więc na morze.
Denize doğru değil de karaya doğru eğimlidir.Nie podróżuje po niebie, lecz po ziemi.
26 Eylül - RMS Queen Mary transatlantiği denize indirildi.26 września – zwodowano brytyjski transatlantyk RMS Queen Mary.
Burkina Faso, Afrika kıtasının batı bölümünde yer alan, denize kıyısı bulunmayan bir kara ülkesidir.Burkina Faso – państwo w Afryce Zachodniej bez dostępu do morza.
Güneşin turuncu ışıkları denize yansıyor.Jego samotne światło oświeca dno morza."
Denize Dönmek İstiyorum 09.Kierunki podróży (09.
Halk geçimini sağlamak için denize yönelmiştir.Na swojej drodze spotykał ludzi idących po wodę do rzeki.
Onu denize salması gerekirdi.Statkiem odprawiono go w morze.
1912'de RMS Titanic Southampton'dan denize açılır.1912 – RMS Titanic wypłynął z Southampton do Nowego Jorku w swój jedyny rejs.
31 Temmuz 1944'te uçağı vuruldu ve Marsilya açıklarında denize düştü.W sierpniu 1944 na Węgrami jego samolot zostaje poważnie trafiony i lądują awaryjnie na polu w Jugosławii.
Beleriand denize battı.Autobus spadł do morza.
Kendilerini kayalıklardan denize atmalıydılar."Skacze wtedy ze skały do morza.
Çarpışmanın şiddetiyle Dumlupınar'ın güvertesinde bulunan 8 kişi denize düştü.Rodziny 18 pracowników muzeum były na pokładzie podczas huraganu.
Ermenistan'ın denize kıyısı olmadığından deniz kuvvetleri yoktur.Armenia nie ma dostępu do morza.
Denize hakimdir.Był potęgą morską.
Bu sebeple gecikerek 2 Aralık'ta denize indirildi.Wypłynęły one w morze 2 września.
Ardından gemiye çarpan devasa bir dalga, anlatıcı ile yaşlı bir İsveçli dışında herkesi denize sürükler.Po kilku dniach podróży uderza w niego potężna fala, która porywa wszystkich poza narratorem i starym Szwedem.
Denize kolayca ulaşılır.Duży dostęp do morza.
Dağlar denize dik olarak iner.Góry opadają stromo ku morzu.
Süvarilerin atları denize atıldı.Więźniów transportowano ciężarówkami na brzeg morza.
Ama kuzgun onlara saldırır ve Sedna denize düşer.Jedna macka dosięga też i jego i porywa go do morza.
Denize yakındır.Znajduje się blisko wody.
Don ve Kuban nehirleri bu denize dökülür.Do Morza Azowskiego uchodzą Don i Kubań.
Bunun için denize bir tsunami uyarı sistemi kurulmuştur.Ett varningssystem för tsunamier håller på att byggas upp i området.
Tekne hiçbir zaman denize indirilmedi.Därefter hörde man aldrig ifrån fartyget.
Don ve Kuban nehirleri bu denize dökülür.Floderna Don, Jeja och Kuban rinner ut i Azovska havet.
1760'lardan beri popüler bir sahil tatil kasabası olan Yarmouth, Norfolk Broads'ın denize açıldığı kapıdır.Den har varit en badort sedan 1760, och är Norfolk Broads öppning mot havet.
Onu denize salması gerekirdi.De hotade med att dränka henne i havet.
Burada gemi denize indirilmektedir.Härifrån styrs skeppet.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
denize ile cümle - Sayfa 10 - denize kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App