Bu dengesizlik, eğer iklimi stabilize etmek istiyorsak,בגלל חוסר האיזון הזה, אם אנו רוצים לייצב את האקלים,
Bu dengesizlik, eğer iklimi stabilize etmek istiyorsak,اختلال التوازن هذا، إن أردنا حفظ توازن المناخ،
Bu dengesizlik, eğer iklimi stabilize etmek istiyorsak,現在の不均衡の状態は 二酸化炭素濃度が 391 ppm から350 ppm へと
Bu sebeple döviz cinslerinde de bir dengesizlik oluşmuştu.A kvůli tomu zde byla nerovnováha v měnách.
Bu sebeple döviz cinslerinde de bir dengesizlik oluşmuştu.A to powodowało nierówności między walutami.
Bu sebeple döviz cinslerinde de bir dengesizlik oluşmuştu.Pour cette raison, on a constaté un déséquilibre au niveau des devises :
Bu sebeple döviz cinslerinde de bir dengesizlik oluşmuştu.Vì vậy, chúng ta thấy sự bất cân bằng giữa hai đồng tiền.
Bu sebeple döviz cinslerinde de bir dengesizlik oluşmuştu.Y debido a eso, vimos este desequilibrio en las divisas.
Bu sebeple döviz cinslerinde de bir dengesizlik oluşmuştu.И в следствии этого, мы столкнулись с нарушением баланса валют.
Bu sebeple döviz cinslerinde de bir dengesizlik oluşmuştu.І через це, як ми бачимо, виник дисбаланс у валюті.
"dengesizlik" beklenenin çok üstünde.에너지가 사실은 그러한 기대치와는 큰 차이가 있음을 보여주고 있습니다.
"dengesizlik" beklenenin çok üstünde.la energía -- que el nivel de lo que llaman "desequilibrio" ha sido muchísimo más de lo que se esperaba.
"dengesizlik" beklenenin çok üstünde.l'énergie - le niveau de ce qu'ils appellent "déséquilibre" a été bien supérieur à ce qui était prévu.
"dengesizlik" beklenenin çok üstünde.מה שהם מכנים "חוסר-איזון" כבר מעל ומעבר ממה שציפו לה.
"dengesizlik" beklenenin çok üstünde.الذي يسمونه "مختلا" كانت أكثر بكثير مما كان متوقعا.
"dengesizlik" beklenenin çok üstünde.予測をはるかに上回っていた 不均衡の総量
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Ale to właśnie dzięki tej niestabilności robot porusza się dynamicznie.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.C'est précisément cette instabilité qui permet au robot de se déplacer de manière très dynamique.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Chiar această instabilitate îi permite robotului să se mişte foarte dinamic.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Chính xác là nhờ vào dự dao động bấp bênh đã giúp cho robot di chuyển linh động hơn.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.De hecho, es esta inestabilidad lo que permite a un robot moverse dinámicamente.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.É de facto esta instabilidade que permite que um robô se mova muito dinamicamente.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.E' proprio la sua instabilità a consentire al robot di muoversi con molta scioltezza.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Es ist tatsächlich genau diese Instabilität, die einem Roboter erlaubt, sich sehr [dynamisch] zu bewegen.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Het is net die instabiliteit waardoor een robot erg dynamisch kan bewegen.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Je to práve nestabilita, ktorá umožňuje robotovi pohybovať sa veľmi svižne.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Je to právě ta nestabilita, která umožňuje robotovi dynamický pohyb.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Ketidakstabilan itulah yang memungkinkan robot itu bergerak dengan sangat dinamis.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.사실상, 이 불안정성은 로봇의 움직임을 매우 역동적으로 만들어줍니다.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Pont ez az instabilitás teszi lehetővé a robot számára a nagyon dinamikus mozgást.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Αυτή ακριβώς η αστάθεια είναι που επιτρέπει στο ρομπότ να κινείται τόσο δυναμικά.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Именно эта неустойчивость позволяет роботу двигаться очень динамично.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Наистина точно тази нестабилност е тази, която позволява робота да се движи много динамично.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.Саме ця нестабільність дозволяє роботові, рухатись дуже динамічно.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.זה באמת חוסר היציבות שלו שמאפשר לרובוט לזוז מאוד [בדינמיות].
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.فعدم الاستقرار بالفعل هو ما يسمح للروبوت بالتحرك بشكل حيوي للغاية.
Gerçekten bir robotun çok dinamik bir şekilde hareket etmesini tam da bu dengesizlik sağlıyor.動けるようにしているのです 少しやってみましょう
Herhalikarda bir dengesizlik var.Cả hai cách thì đều cho ta thấy một sự bất cân bằng.
Herhalikarda bir dengesizlik var.Zachodzi nierównowaga.
Herhalikarda bir dengesizlik var.В любом случаи есть нарушение торгового баланса.
Herhalikarda bir dengesizlik var.У будь-якому випадку є дисбаланс.
Maddi ve manevi... ..gelişmemiz arasında bir dengesizlik söz konusu.Μικρέ...
Ne zaman "kimyasal dengesizlik" ibaresini duysak, sanırım çoğumuz refleks olarak ilacı çare olarak görürüz.الآن، كلما نسمع المصطلح "عدم الاتزان الكيميائي"، معظمنا يفكر -بنظري- فورا بأن الدواء هو الحل.
Nihayetinde bu durum bizi etkiledi ve bir dengesizlik oluşmasına sebep oldu.Diese Vorgehensweise hat uns schließlich eingeholt und verursachte ein Ungleichgewicht.
Nihayetinde bu durum bizi etkiledi ve bir dengesizlik oluşmasına sebep oldu.Metoda ta ostatecznie obróciła się przeciwko nam i naruszyła równowagę gry.
Nihayetinde bu durum bizi etkiledi ve bir dengesizlik oluşmasına sebep oldu.Nous avons finalement été rattrapés par cette méthode, qui a fini par créer un déséquilibre.
Nihayetinde bu durum bizi etkiledi ve bir dengesizlik oluşmasına sebep oldu.Tímto přístupem jsme nakonec vytvořili zmíněnou nevyváženost.
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Déséquilibrée, obsédée par son fiancé,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Dezechilibrata, obsedata de logodnicul ei,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Nevyrovnaná, posedlá svým snoubencem,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Niezrównoważona, mająca obsjesję na punkcie swojego narzeczonego
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Squilibrata, fissata per il fidanzato
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Неуравновешенная, одержимая своим женихом,
Örneğin arz dengesizlikleri olabilir, bir mal veya hizmetin arzı aniden azalabilir.Mohou to být věci jako nabídkové šoky. Nabídkový šok znamená, že je nabídka nějaké věci zničehonic omezena.
Örneğin arz dengesizlikleri olabilir, bir mal veya hizmetin arzı aniden azalabilir.Има неща като "шок на предлагането". Това се случва,кото предлагането на нещо изведнъж изчезва,става оскъдно
Örneğin arz dengesizlikleri olabilir, bir mal veya hizmetin arzı aniden azalabilir.供給ショックとは、突然供給が減少することです。 そして「供給衝撃」の最も典型的な例は 1970 年代の石油危機です。
-pompa sitokiyometresindeki dengesizlik- hücrenin büyük negatif zar potansiyeli için asıl sebep değildir.세포막의 횡단면의 전위차는, 즉 펌프 화학양론의 불균형은 그 세포막 전위차의 큰 마이너스값의
Ve satılmak istenen $ miktarı ise 100. Herhalikarda bir dengesizlik var.A na prodej je k dispozici 100 dolarů.
Ve satılmak istenen $ miktarı ise 100. Herhalikarda bir dengesizlik var.Y hay 100 dóares siendo vendidos.