Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.A biodiversita je indikátorem toho, kolik vody je zadržováno či kolik léčivých rostlin tu může růst.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.A bioróżnorodność jest wskaźnikiem równowagi zasobów wodnych, jak dużo leków można tutaj pozyskać.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.Az élővilág hűen tükrözi a kiegyensúlyozott víz-háztartást, és a gyógyszer-ellátást is.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.그런데 생물다양성은 그 자체가 하나의 지표가 됩니다 물 균형도나 약재 보유정도를 파악할 수 있죠
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.Und biologische Vielfalt ist ein Indikator, für die Wasserbilanz, wie viel Medizin hierbehalten werden kann.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.А биоразнообразие - это показатель того, сколько необходимо воды; сколько необходимо иметь лекарств.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.Биоразнообразие е индикатор за баланса на водата и това колко вещества могат да бъдат задържани.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.אבל אתם יכולים גם למדוד את חזרת המגוון הביולוגי. והמגוון הביולוגי הוא סמן לכמות המים שניתן לאזן,
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.وهذا التنوع البيئى مؤشر إلى أي مدى تكون المياه متوازنة، وكم من الأدوية يمكن أن تحتفظ بها هنا.
Biyoçeşitlilik ne kadar suyun dengelendiği, ne kadar ilacın orada tutulabileceğine dair bir indikatör.保たれているのかがわかります。 そして、私は自然の降水機を作りあげました。
Kamera beyaz denge ayarlarını gösterZobrazovať vyváženie bielej fotoaparátu
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Chúng ta cần bắt đầu trân trọng cái đẹp của sự hài hòa.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Dobbiamo cominciare ad apprezzare la bellezza dell'equilibrio.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Itt az ideje, hogy elfogadjuk a köztünk lévő különbségeket.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Kita perlu mulai merangkul keindahan dari keseimbangan.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.우리는 균형의 미를 포용할 필요가 있습니다.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Musimy zacząć doceniać piękno równowagi.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Temos de começar a incluir a beleza do equilíbrio.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Tenemos que empezar a apreciar la belleza del equilibrio.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Trebuie să începem să îmbrăţişăm frumuseţea echilibrului.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.We moeten de schoonheid van evenwicht omarmen.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Wir müssen anfangen, die Schönheit der Ausgewogenheit für uns zu entdecken.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Χρειάζεται να αρχίσουμε να αποδεχόμαστε την ομορφιά της ισορροπίας.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Нам нужно понять красоту равновесия.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.Трябва да започнем да възприемаме красотата на баланса.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.עלינו להתחיל לחבק את היופי שבאיזון.
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.علينا ان نبدأ بتقدير جمالية التوازن جراء الاختلاف
Bizim dengedenin güzelliğini kabullenmeliyiz.そこでここに存在している
Bizim denge miktarımız 3 buçuk milyon poşet gibi gözüküyor. -우리의 균형 생산량은 3.5 million(단위: 100만) 개의 비닐봉지 정도로 보입니다.
Bizim denge miktarımız 3 buçuk milyon poşet gibi gözüküyor. -Rovnovážné množství pro náš příklad může být okolo 3,5 milionu tašek.
Biz verileri toplarken, onlar bu dengesizlikten yararlandılar; ancak artık düzeltme zamanı geldi.Dopóki zbieraliśmy dane, działa samobieżne miały przewagę. Czas jednak wprowadzić poprawki.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Así, puede balancearse en un punto.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Donc, il garde l'équilibre sur une pointe.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Então, ela consegue equilibrar-se num ponto.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Het kan balanceren op een punt.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.뾰족한 끝 위에서도 균형을 잡을 수 있도록요.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Może balansować na wierzchołku.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Quindi, può bilanciarsi su un punto.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Se poate echilibra într-un punct.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.So kann es auf einer Stelle balancieren.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Vì vậy, nó có thể cân bằng tại một điểm
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Μπορεί να ισορροπεί σε ένα σημείο
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Она может балансировать на месте.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.Той може да балансира върху една точка.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.אז, אני יכול לאזן על נקודה.
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.لذلك، يمكن أن يحقق التوازن فى نقطة ماً
Böylece, bir nokta üzerinde dengede durabilir.これはブロンズの玉、
Böylece kuzey ve güneyin orduları arasında bir dengesizlik ortaya çıkmaya başladı. .Więc zaczynamy mieć do czynienia z brakiem równowagi pomiędzy wojskami północy a południa.
Böylece kuzey ve güneyin orduları arasında bir dengesizlik ortaya çıkmaya başladı. .Така че започва да се получава дисбаланс между войската на север и на юг.
Böylece kuzey ve güneyin orduları arasında bir dengesizlik ortaya çıkmaya başladı. .هنا يبدأ الاختلال في التوازن بين الجيشين الكوريين الشمالي والجنوبي
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Atunci vom genera ceva ce ne-ar plăcea tuturor să avem - un echilibru între foame şi starea de îndestulare.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Damit würden wir etwas erzeugen, dass wir alle gerne hätten: Ein Gleichgewicht zwischen Hunger und Sättigung.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Då skulle vi kunna skapa något som alla skulle vilja ha -- en balans mellan hunger och mättnad.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Então geraríamos uma coisa que todos nós gostaríamos de ter -- um equilíbrio entre a fome e a saciedade.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Generovali by sme niečo, čo by každý z nás rád mal - rovnováhu medzi hladom a nasýtením.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.In quel caso produrremmo qualcosa che tutti noi vorremmo avere: un equilibrio tra fame e sazietà.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Khi đó chúng ta sẽ tạo ra -- một thứ mà ai cũng muốn -- sự cân bằng giữa đói bụng -- và thỏa mãn.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Kita akan menghasilkan sesuatu kita semua ingin memiliki -- keseimbangan antara rasa lapar dan rasa kenyang.
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.우리는 무엇이라도 만들어 냅니다 여러분 모두는 배고픔과 포만감 사이에서 균형을
Böyle olursa, hepimizin hoşuna gidecek bir denge durumu oluşacak -- açlıkla tokluk araasındaki denge.Luego generaríamos algo, que a todos nos gustaría tener, un equilibrio entre el hambre y la saciedad.