Ana içeriğe geç
Sözlük

deneysel ile cümle

deneysel kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu kutuplaşma 1997'de Japon TRISTAN parçacık hızlandırıcısı kullanılarak deneysel olarak onaylandı.Esta polarização foi confirmada experimentalmente em 1997 utilizando o acelerador de partículas TRISTAN.
Weismannizm özelikle yeni deneysel embriyoloji alanında oldukça etkiliydi.O Weismannismo foi uma corrente extremamente influente, sobretudo no novo campo da embriologia experimental.
Bu albümün "Monotheist"ten daha karanlık, daha ağır ve biraz daha deneysel olmasını arzuluyorum."Meu desejo é que o álbum seja uma evolução mais sombria, pesada e um pouco mais experimental do Monotheist."
Buna bağlı olarak deneysel formülü, C50H73N15O11'dir.A sua fórmula empírica é C50H73N15O11.
Ancak, daha sonraki deneysel çalışmalar eterin varlığını tespit edemedi.No entanto, os experimentos seguintes falharam em detectar a presença do éter.
Kalan değerler deneysel olarak tanımlanmalıdır.Seus valores devem ser obtidos experimentalmente.
Bu deneysel olarak gösterilmiştir.Nós realmente experimentamos.
McDormand halen The Wooster Group adındaki deneysel tiyatro topluluğunun üyesidir.É sócia da companhia experimental de teatro The Wooster Group.
Bu sonuçlar deneysel olarak onaylanmıştır.Esta predição foi confirmada experimentalmente.
Optik konusunda en yüksek düzeyde deneysel çalışmalar yapmıştır.Ele fez contribuições experimentais de níveis mais altos na óptica.
Lisedeyken deneysel nitelikte bazı indie rock gruplarında davul çaldı.No ensino médio, ele tocou em um grupo de rock.
Thomson ve Davisson ise 1937 yılında deneysel çalışmaları sonucunda Nobel Fizik Ödülünü paylaşmışlardır.Thomson e Davisson dividiram o Prêmio Nobel de Física em 1937 por seu trabalho.
Lyon Üniversitesi'nde Deneysel Tıp Uzmanı Profesörü olarak görev yapmıştır.Foi professor emérito de medicina experimental da Universidade de Lyon.
Bundan bir yıl önceye kadar bu konu hakkında hiçbir deneysel kanıt duyurulmamıştı.Nada se disse sobre este assunto até um ano antes da inauguração.
Henson, ayrıca deneysel bir film yapımcısıdır.O Sr. Wierson também estabaleceu-se como um importante productor de filmes documentários.
Bu zamana kadar, bu etkinin deneysel sonuçlarının kanıtlandığını gösteren sonuç ortaya çıkarılamamıştır.Não surpreende que a necessidade de mostrar os resultados do trabalho entretanto cumprido.
Ne var ki bu çalışmanın sonuçları deneysel yöntemdeki hatalar sebebiyle ciddi eleştiriler almıştır.Mas, houve insatisfação com os resultados, por causa das limitações nos experimentos.
Vakhtangov Tiyatrosu'ndaki deneysel çalışmalarıyla tanınır.Vakhtangov em busca da teatralidade.
Yabanıl tahıl devşirme konusunda deneysel bir çalışma oldukça dikkat çekicidir.Existe um método de colheita de lábdano muito curioso.
Deneysel kurulum neye benziyordu? Ne neye ve nasıl bağlıydı?Qual era a configuração do experimento? O que estava conectado e como?
Mysql 3.1 veya üstü ile çalışır, PostgreSql için deneysel destek.Werkt met Mysql 3.1 of hoger, experimentele ondersteuning voor PostgreSQL.
Bu deneysel olarak gösterilmiştir.Dit is experimenteel aangetoond.
Frisch bunu 13 ocak 1939’da deneysel olarak doğrulamıştır.Op 13 januari 1939 bevestigde Frisch dit experimenteel.
Death Grips 2010'da Sacramento, California'dan çıkmış bir deneysel hip hop grubudur.Death Grips is een experimenteel hiphoptrio uit Sacramento, Californië.
İlk olarak, deneysel gaz kamyonetleri tecrübe edildi.Aanvankelijk werd geëxperimenteerd met benzinetrams.
Bu teorilerin deneysel olarak ispatlanamadığını göstermek çok zordu.Deze theorieën zijn moeilijk met experimenten te verifiëren.
Öyle ki sadece deneysel bir gerçektir.Het was dan ook een éénmalig experiment.
Lyon Üniversitesi'nde Deneysel Tıp Uzmanı Profesörü olarak görev yapmıştır.Hij was hoogleraar Experimentele Geneeskunde aan de Universiteit van Lyon.
Deneysel Psikoloji Tarihi.Proeve van psychologische studie.
Ting konuşmasında deneysel çalışmanın kuramsal çalışma kadar önemli olduğunu vurgulamıştır.In zijn toespraak legde Ting de nadruk dat experimenteel werk net zo belangrijk is als theoretisch werk.
Uçak, deneysel amaçlı üretilmiş olup yerine Yak-38 geliştirildi.Voor de bouw van de Jak-38 zijn gegevens gebruikt van experimenten van de Yak-36.
Deneysel rock grubu The Velvet Underground'ın kurucu üyelerindendir.Rock & roll is een nummer van de Amerikaanse experimentele rockgroep The Velvet Underground.
Deneysel sinemanın ilk örneği kabul edilmektedir.Zijn eerste bioscoopfilm was het goed ontvangen Das Experiment.
Halbuki diğer modelleri destekleyecek deneysel bir kanıt yoktur.Er zijn nog geen experimentele bewijzen die de theorie ondersteunen.
Önceleri deneysel kısa filmler çekti.Hij draaide eerst kortfilms.
İlk Fransız deneysel psikoloji kuramcısıdır.Het was het eerste laboratorium voor experimentele psychologie in Frankrijk.
Bu sonuçlar deneysel olarak onaylanmıştır.Efekt został potwierdzony eksperymentalnie.
Convair X-6, çizim tahtasından öteye geçememiş nükleer itkili deneysel uçak.Convair X-6 – samolot eksperymentalny napędzany energią jądrową, który nigdy nie wyszedł poza fazę prototypu.
Santa Barbara'da çalıştığı zamanlar, teorik çalışmaların yanı sıra, deneysel çalışmalara da yöneldi.W czasie pracy w Santa Barbara jego główne badania przesunęły się z teorii w kierunku badań eksperymentalnych.
Önceleri deneysel kısa filmler çekti.Początkowo tworzył krótkometrażowe filmy dokumentalne.
Thomson ve Davisson ise 1937 yılında deneysel çalışmaları sonucunda Nobel Fizik Ödülünü paylaşmışlardır.W roku 1937 Thomson i Davisson wspólnie otrzymali za swoje prace Nagrodę Nobla z fizyki.
Bir yandan da kuramı doğrulayan deneysel kanıtlar birikmeye başlar.Niespodziewanie jego eksperyment wymyka się spod kontroli.
Biyokimya alanında birçok deneysel çalışmayı burada gerçekleştirdi.Napisała wiele dzieł badawczych z zakresu biochemii.
Optik konusunda en yüksek düzeyde deneysel çalışmalar yapmıştır.Prowadził badania głównie w dziedzinie optyki.
Her ikisi de gözlemlerle ve/ya da deneysel kanıtlarla iyi desteklenmiştir.Uprowadzeni poddawani są badaniom i/lub eksperymentom medycznym.
1638 yılında Galileo ışığın hızını ölçmek için deneysel bir yöntem ortaya atmıştır.W 1615 zaproponował i wdrożył do praktyki nową metodę wyliczania promienia Ziemi.
Nekropsi Türk deneysel, progresif rock grubu.Eksperymentalny rock – awangarda progresywnego rocka.
Deneysel veri içermeyen kuramların bilimsel ve felsefi fikir alanında olduğu gibi farklılıkları bulunur.Istnienie życia poza Ziemią ma ważne naukowe i filozoficzne implikacje.
Ümid Kukebi, deneysel lazer fizikçisi.Szczepan Szczeniowski Fizyka doświadczalna.
Deneysel fizikteki dersleri sırasında, en basit uygulama ekipmanını kullanmak bile neredeyse imkânsızdı.Najwłaściwszym było podczas pouczania zastosowanie stylu prostego.
Frisch bunu deneysel olarak 13 Ocak 1939'da kanıtladı.Frisch bekräftade detta experimentellt den 13 januari 1939.
Bu kırmızıya kayma deneysel gözlemler için kesin bir miktardır.Rödförskjutning är således en storhet entydig för experimentell observation.
Deneysel rock grubu The Velvet Underground'ın kurucu üyelerindendir.Han är känd som andregitarrist i experimentella rockgruppen The Velvet Underground.
Bu hipotez memeli hayvanlar üstünde yapılan çok sayıda deneysel çalışma sonucu ortaya atılmıştır.En lång historia ligger bakom namngivandet av detta underliga djur.
Bu sonuçlar deneysel olarak onaylanmıştır.Den har därefter verifierats experimentellt.
Önemli deneysel teknikler, spektroskopinin çeşitli türleridir.Molekylfysikens viktigaste experimentella metoder är olika former av spektroskopi.
BU hızlandırıcılar deneysel parçacık fiziği için kullanılmaktadırlar.Jonkanoner används i partikelfysikexperiment.
Dinsel ve batıl inançlar yerine deneyselliğe ve akılcı düşünceye geri dönüldü.De styrdes mera av det känslo- och upplevelsemässiga istället för det reflekterande och analytiska.
Çünkü burada deneysel olanaklar çok fazlaydı.I många fall torde dock bevissvårigheterna vara betydande.
"İçinde şamdanların göründüğü harabe sanki deneysel bir tiyatro sahnesini canlandırıyordu".Det ser för övrigt ut, som om hvarje stadsdel snart skulle ha sin egen biografteater..."
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod