Evet, kendi deneyimimden. (Gülüşmeler)Szóval én - (nevetés)
Evet, kendi deneyimimden. (Gülüşmeler)Takže - (Smích)
Evet, kendi deneyimimden. (Gülüşmeler)Więc ja -- (Śmiech)
Evet, kendi deneyimimden.네, 제 경험을 바탕으로 한 겁니다. 그래서 전--
Evet, kendi deneyimimden.Sí, hablo por experiencia propia.
Evet, kendi deneyimimden.Sim, falo por experiência própria.
Evet, kendi deneyimimden.Vâng, từ kinh nghiệm của tôi.
Evet, kendi deneyimimden.Από την εμπειρία μου τουλάχιστον.
Evet, kendi deneyimimden.Да, из моего личного опыта.
Evet, kendi deneyimimden.Да, от мой собствен опит.
Evet, kendi deneyimimden.כן, מנסיוני, אז אני --
Evet, kendi deneyimimden.نعم، بناء على تجربتي الشخصية فأنا إذًا --
Evet, kendi deneyimimden.(笑)
Günlük yaşam deneyimimizdeki birçok şey ve biz manyetik alan içerisinde yaşıyoruz. -החיים בתוך שדה מגנטי - בעצם, אנו חיים בתוך שדה מגנטי.
Günlük yaşam deneyimimizdeki birçok şey ve biz manyetik alan içerisinde yaşıyoruz. -如果我们是生活在磁场中的金属屑 好的 我们的确生活于一个磁场中
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Aku masih muda dan tidak punya pengalaman. Tapi aku akan menangani perusahaan hingga ayah membaik.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Con còn trẻ và không có kinh nghiệm gì... nhưng con sẽ lo liệu việc công ty cho đến ngày ba khỏe lại.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Ich bin noch jung und habe keine Erfahrungen, aber ich werde um Firma kümmern bis Vater gesund wird.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Jag är fortfarande ung och har ingen erfarenhet. Men jag tar hand om bolaget tills Pappas hälsa blir bättre.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Je suis encore jeune et sans expérience, mais je m'occuperai de l'entreprise jusqu'au retour de papa.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Sunt inca tanar si neexperimentat, dar voi avea grija de companie pana cand tata se va simti mai bine.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Είμαι ακόμα νέος και δεν έχω εμπειρία, αλλά θα φροντίσω την εταιρία μέχρι η υγεία του Μπαμπά να καλυτερέψει.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.Я еще молод и неопытен, но я позабочусь о компании, пока отцу не станет лучше.
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.مازلت شاباً وليس لدي خبرة ولكن سأهتم بالشركة حتى تتحسن صحة والدي
Hala gencim ve hiç deneyimim yok, ama babam iyileşene kadar şirketle ilgileneceğim.父さんの体が回復するまで 会社を守るよ ありがとう スンジョ
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Ce sera une expérience incroyable." Ma première expérience à l'étranger, en fait.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Es wird eine fantastische Erfahrung sein." Meine erste Auslandserfahrung.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Het wordt een geweldige ervaring." Dit was feitelijk mijn eerste keer overzee.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.좋은 경험이 될꺼야." 사실, 저의 첫 해외경험 이었습니다.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Különleges élmény lesz." Első tengerentúli élményem, ami azt illeti.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Pierwszy raz wyjeżdżałem za granicę.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Sara' un'esperienza stupenda." La mia prima esperienza oltreoceano infatti.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Será una experiencia maravillosa". De hecho, mi primera experiencia en el exterior.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Va fi o experienţă extraordinară." De fapt, era prima mea experienţă dincolo de ocean.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim."Vai ser uma experiência fantástica". Era a minha primeira experiência além-mar.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Ще бъде изумително преживяване." Първото ми задморско преживяване, всъщност.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.Это будет удивительный опыт". На самом деле это был мой первый опыт пребывания за океаном.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.זו תהיה חוויה מדהימה." החוויה הראשונה שלי מעבר לים (בחו"ל) למעשה.
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.وستكون تجربة مدهشة. في واقع الأمر هذه "تجربتي الأولى في الخارج"
Harika bir deneyim olacak. " Deniz aşırı ilk deneyimim.両親にも勧められ、出発しました
İlk deneyimimi Kamboçya'da yaşadim, hatirliyorumLa mia prima esperienza ebbe luogo in Cambogia, era il 1994, e ricordo
İlk deneyimimi Kamboçya'da yaşadim, hatirliyorumMoje prve izkušnje pa so iz Kambodže in spomnim se, da ko sem
İlk deneyimimi Kamboçya'da yaşadim, hatirliyorumSin embargo, mis primeras experiencias tuvieron lugar en Camboya en 1994, y recuerdo
İlk deneyimimiKinh nghiệm đầu tiên của tôi
İlk deneyimimi그렇지만, 저의 첫 번째 경험은
İlk deneyimimiMijn eerste ervaringen kwamen uit Cambodja.
İlk deneyimimiВпервые я столкнулась с этой проблемой в Камбодже.
İlk deneyimimiהניסיון הראשון שלי, עם זאת, הגיע
İlk deneyimimiوقد كانت أولى تجاربي من
İlk deneyimimi初めて現地を訪れた1994年当時
Kendi deneyimimden biliyorum kiSé por experiencia que
Kendi yaşam deneyimim bunu yarattı.Posso dire chi sono.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.Acolo am simţit pentru prima dată pe propria piele stereotipurile culturale.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.A kulturális sztereotípiákat is ott ízleltem meg.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.C'est là aussi que j'ai aussi eu mon premier aperçu des stéréotypes culturels.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.Di sekolah itu saya merasakan untuk pertama kalinya adanya stereotip budaya.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.Ebbi anche il mio primo assaggio degli stereotipi culturali.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.Ich bekam dort auch meine erste Kostprobe kultureller Klischees.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.Ik proefde daar ook voor het eerst culturele stereotiepen.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.Jag fick också min första smak av kulturella stereotyper där.