Yeni şeyler denemeyi çok seviyor.爆炸狗喜欢尝试新东西。
Ancak, ciddi kısmı kafamı karıştırdı ve tam olarak anlayamadım, ta ki okuduğum bir denemeyi hatırlayana kadar.하지만 진지한 부분은 절 던져버리는 것입니다. 거의 이해할수 없었습니다. 어떤 에세이를 기억해내기 전까지 말이죠.
Ancak, ciddi kısmı kafamı karıştırdı ve tam olarak anlayamadım, ta ki okuduğum bir denemeyi hatırlayana kadar.Pero la parte seria es la que me confundió, y no podia realmente entenderla hasta que me recordé de un ensayo.
Ancak, ciddi kısmı kafamı karıştırdı ve tam olarak anlayamadım, ta ki okuduğum bir denemeyi hatırlayana kadar.Но сериозната част ме затрудняваше и не можех да я схвана съвсем, докато си припомних едно есе.
Ancak, ciddi kısmı kafamı karıştırdı ve tam olarak anlayamadım, ta ki okuduğum bir denemeyi hatırlayana kadar.אבל החלק הרציני הוא מה שהימם אותי ולא ממש הצלחתי להבין את זה עד שנזכרתי במאמר
Ancak, ciddi kısmı kafamı karıştırdı ve tam olarak anlayamadım, ta ki okuduğum bir denemeyi hatırlayana kadar.ولكن الجانب الجاد هو ما حيرني، ولم أستطع فهمه الا عندما تذكرت مقالا.
Ancak, ciddi kısmı kafamı karıştırdı ve tam olarak anlayamadım, ta ki okuduğum bir denemeyi hatırlayana kadar.理解できずにいました そんな時 あるエッセーを思い出しました それは 30年前に読んだエッセーです
Ayrıca farklı şeyler denemeyi de istedim.Ich wollte andere Dinge ausprobieren.
Ayrıca farklı şeyler denemeyi de istedim.각 수준의 그룹들을 자유롭게 가르칠 수 있다는 소리를 듣고 전 환호했습니다 저는 다른 것들도 시도해보고 싶었습니다
Ayrıca farklı şeyler denemeyi de istedim.Zawsze próbuję wprowadzać coś nowego.
Ayrıca farklı şeyler denemeyi de istedim.اردت ايضا ان اجرب اشياء اخرى
Ayrıca farklı şeyler denemeyi de istedim.実際に現場で用いてみました。
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorumJag ska göra experimentet igen och den här gången jag inte kommer att stå
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorumJaz bom naredil poskus še enkrat in tokrat ne bom stati
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorum나는 한 번 더 실험이 시간을 다 할 거에요 나는 기다릴수 만은 없어
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorumTeszek a kísérletet még egyszer, és ezúttal nem fogok állni
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorumЯ збираюся зробити експеримент ще раз, і на цей раз я не збираюся стояти
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorumЯ собираюсь сделать эксперимент еще раз, и на этот раз я не собираюсь стоять
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorumאני הולך לעשות את ניסוי פעם נוספת, והפעם אני לא מתכוון לעמוד
Ben bir kez daha denemeyi ve bu sefer yapacağım ben ayakta gitmiyorumأنا سأفعل التجربة مرة أخرى وهذه المرة أنا لن تقف
Bir deneme önerdiğimi... ve gelen müşterilerin %5'inin denemeyi kabul ettiklerini düşünelim.이제 시험 버전을 제공한다고 가정해 봅시다 그리고 확보한 고객의 5%가 시험 버전을 사용한다고 가정할 경우
Bir deneme önerdiğimi... ve gelen müşterilerin %5'inin denemeyi kabul ettiklerini düşünelim.والمثير أكثر لنفترض أني أعرض نسخة تجريبية وافترض أن 5% من الذين استقطبتهم أخذوا النسخة التجريبية
Bir deneme önerdiğimi... ve gelen müşterilerin %5'inin denemeyi kabul ettiklerini düşünelim.獲得した顧客の5%が試供品を受け取りました つまり500人が無料の試供品を使います
Bu denemeyi gözlemliyoruz, çünkü Bu arabaya hızlı kamera ile aracılığıylaあなたが参照の移動枠にあった追加 しかし今、我々は再び実験をやろうとしている
Bu denemeyi gözlemliyoruz, çünkü이 실험을 관찰하기 때문에
Bu denemeyi gözlemliyoruz, çünküבגלל שאתם צופים ניסוי זה
Bu denemeyi gözlemliyoruz, çünküلأنك مراقبة هذه التجربة
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Dużo o tym mówimy. Chcę Wam dać jeden przykład.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Falamos muito disto e eu pensei em tentar dar-vos um exemplo disto, apenas um.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Hablamos mucho de esto y pensaba intentar darles un ejemplo de esto, sólo un ejemplo.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Kita sering berbicara tentang ini, dan saya berpikir untuk memberikan contoh tentang ini, hanya satu contoh.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.우리는 이것에 대하여 상당히 많이 언급합니다. 나는 어떻게 하면 이것의 적당한 사례를 들 수 있을까 고민해 보았습니다, 단지 사례 하나로요.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Nous en avons beaucoup parlé, et je pensais essayer de vous donner un exemple, juste un exemple.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Parliamo molto della nostra... vi faccio un esempio. Parliamo molto della nostra... vi faccio un esempio.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Và tôi đã nghĩ về việc cố gắng đưa ra ví dụ cho nó, chỉ là một ví dụ.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Vorbim mult despre asta, și m-am gândit să încerc să dau un exemplu în această privință, un singur exemplu.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.We spreken er veel over en ik dacht na over een voorbeeld hiervan, slechts één voorbeeld.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Μιλάμε πολύ για αυτό, και σκέφτηκα να προσπαθήσω να δώσω ένα παράδειγμα για αυτό, μόνο ένα παράδειγμα.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Говорим много за това и затова реших да ви дам един пример.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.Мы много толкуем об этом, и я решил попробовать дать пример, только один пример.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.,אנחנו מדברים על זה הרבה .וחשבתי לתת דוגמא, רק אחת
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.نتحدث عن هذا كثيراً، وفكّرت في محاولة تقديم أمثلة لهذا، فقط مثال واحد.
Bunun hakkında sık sık konuşuyoruz, ben de bir tane örnek vermeyi denemeyi düşündüm, sadece bir tane.そして私は何かその例となることができないかと考えました よく知られているように、フランス大統領の妻だったド・ゴール夫人は
Denemeyi bırak ve bunu fark et.Arrête d'essayer et reconnais cette chose.
Denemeyi bırak ve bunu fark et.Deja de intentarlo y reconoce esto.
Denemeyi bırak ve bunu fark et. -Evet. -Şu güzel gülüşe bir bakın!- Não, não me refiro carinhosamente, sabe
Denemeyi bırak ve bunu fark et. -Evet. -Şu güzel gülüşe bir bakın!Smettete di provare e riconoscere questa cosa.
Denemeyi bırak ve bunu fark et.Hagyd abba a próbálkozást és ismerd ezt fel.
Denemeyi bırak ve bunu fark et.Přestaň se snažit a rozpoznej to.
Denemeyi bırak ve bunu fark et.Przestań się starać i rozpoznaj to.
Denemeyi bırak ve bunu fark et.Stop met proberen, en herken dit.
Denemeyi bırak ve bunu fark et.Прекрати пытаться и осознай эту вещь.
Denemeyi durdurArrêter le test
Denemeyi durdurParar o teste
Denemeyi durdurParar prueba
Denemeyi durdurStoppa prov
Denemeyi durdurStop test
Denemeyi durdurПрекъсване на пробата
Denemeyi durdurПрипинити перевірку
Denemeyi istedim ama daha sonra farkettim ki bu bir tuzaktı.Chciałem spróbować, ale potem uświadomiłem sobie, że to była pułapka.