Ana içeriğe geç
Sözlük

denemek ile cümle

denemek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Burada denemek, kaynaştırmak ve test etmek için alan var.Υπάρχει χώρος για να πειραματιστείς, και να στήσεις και να δοκιμάσεις πράγματα.
Burada denemek, kaynaştırmak ve test etmek için alan var.Здесь можно свободно экспериментировать, объединять и тестировать разные варианты.
Burada denemek, kaynaştırmak ve test etmek için alan var.Има място за експериментиране, и за спояване и пробване на нещата.
Burada denemek, kaynaştırmak ve test etmek için alan var.יש מרחב לעשות בו ניסויים ולרתך ולנסות דברים.
Burada denemek, kaynaştırmak ve test etmek için alan var.هناك مساحة للتجربة و لاختبار الأشياء.
Burada denemek, kaynaştırmak ve test etmek için alan var.十分な余地がありました ザリンジャー博士の素晴らしいご支援もありました
Yeniden denemek ister misiniz?Επιθυμείτε να ξαναδοκιμάσετε;
Yeniden denemek ister misiniz?Θέλετε να ξαναδοκιμάσετε;
Yeniden denemek ister misiniz?Искате ли да опитате отново?
Yeniden denemek ister misiniz?Повторити спробу?
Yeniden denemek ister misiniz?Повторить попытку?
Yeniden denemek ister misiniz?האם ברצונך לנסות שוב?
Yeniden denemek ister misiniz?هل تريد إعادة المحاولة ؟
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.(Ale to mówił, kusząc go; bo on wiedział, co miał czynić.)
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Ale to povedal nato, aby ho zkúsil, lebo však on vedel, čo má urobiť.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.(Ale to řekl pokoušeje ho; nebo on sám věděl, co by měl učiniti.)
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.(Das sagte er aber, ihn zu versuchen; denn er wußte wohl, was er tun wollte.)
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Diceva così per metterlo alla prova; egli infatti sapeva bene quello che stava per fare
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Ezt pedig azért mondá, hogy próbára tegye õt; mert õ maga tudta, mit akar vala cselekedni.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Il disait cela pour l`éprouver, car il savait ce qu`il allait faire.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.이렇게 말씀하심은 친히 어떻게 하실 것을 아시고 빌립을 시험코자 하심이라
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Mas dizia isto para o experimentar; pois ele bem sabia o que ia fazer.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Men detta sade han för att sätta honom på prov, ty själv visste han vad han skulle göra.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Men dette sagde han for at prøve ham; thi han vidste selv, hvad han vilde gøre.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Men dette sa han for å prøve ham; for han visste selv hvad han vilde gjøre.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Mutta sen hän sanoi koetellakseen häntä, sillä itse hän tiesi, mitä aikoi tehdä.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Ngài phán điều đó đặng thử Phi-líp , chớ Ngài đã biết_điều Ngài sẽ làm rồi .
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Ngài phán điều đó đặng thử Phi-líp, chớ Ngài đã biết điều Ngài sẽ làm rồi.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Pero decía esto para probarle, porque Jesús sabía lo que iba a hacer
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Spunea lucrul acesta ca să -l încerce, pentrucă ştia ce are de gînd să facă.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.To pa je rekel, da ga izkuša; kajti on je vedel, kaj hoče storiti.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.(Yesus sudah tahu apa yang akan dilakukan-Nya, tetapi Ia berkata begitu sebab Ia mau menguji Filipus.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Ελεγε δε τουτο δοκιμαζων αυτον διοτι αυτος ηξευρε τι εμελλε να καμη.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Говорил же это, испытывая его; ибо Сам знал, что хотел сделать.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Един човек на име Лазар, от Витания, от селото на Мария и на сестра - Марта, беше болен.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.Се ж сказав, вивідуючи його, бо сам знав, що має роботи.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.ואך למען נסות אתו דבר זאת כי הוא ידע את אשר יעשה׃
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.وانما قال هذا ليمتحنه لانه هو علم ما هو مزمع ان يفعل.
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.他 說 這 話 、 是 要 試 驗 腓 力 . 他 自 己 原 知 道 要 怎 樣 行
Bu sözü onu denemek için söyledi, aslında kendisi ne yapacağını biliyordu.他 說這話 、 是 要 試驗 腓力 . 他 自己 原 知道 要 怎 樣行
Yeniden denemek ister misiniz?هل تود المحاولة مرة أخرى ؟
Yeniden denemek ister misiniz?やり直しますか?
"Bu tek yolu, baba. Fikri kurtulmak için denemek gerekirAber wie es ist. . . " Es bekommen muss los sein ", rief der
"Bu tek yolu, baba. Fikri kurtulmak için denemek gerekir"그것은 유일한 방법은, 아버지이다. 당신이 아이디어를 제거하려고합니다
"Bu tek yolu, baba. Fikri kurtulmak için denemek gerekir"זו הדרך היחידה אביו,. אתה חייב לנסות להיפטר הרעיון
"Bu tek yolu, baba. Fikri kurtulmak için denemek gerekirواضاف "هذا هو السبيل الوحيد ، والد. يجب عليك محاولة للتخلص من فكرة أن
"Bu tek yolu, baba. Fikri kurtulmak için denemek gerekirこれはグレです。我々はあまりにも長い間信じられているという事実、
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Ce que ces choses ont en commun est que les enfants vont oser.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Ciò che queste cose hanno in comune è che i bambini si buttano.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Điểm chung của những câu chuyện này là trẻ con sẽ làm những điều chúng nghĩ
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Ezekben a dolgokban az a közös, hogy a gyerekek adnak egy esélyt.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Fælles for de her ting er, at børn tager gerne en chance.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.이런 이야기들은 보시면 어린이들은 공통적으로
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Lo que estas cosas tienen en común, es que los niños se arriesgan.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.O que isto tem de comum é que os miúdos arriscam.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Te historie łączy fakt, że dzieci zawsze korzystają z okazji.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Tem rečem je skupno to, da bodo otroci poizkusili nove reči.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Toto všetko znamená, že deti sa chopia šance.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Tyto věci mají jedno společné. Děti se nebojí zkusit štěstí.
Bütün bunların ortak noktası şu ki; çocuklar şanslarını denemekten korkmayacaklar.Vad dessa saker har gemensamt är att barn tar chanser.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod