Cinayeti gösteren video kaydının orijinalini almayı denediler.Episoden ble senere restaurert ved å bruke hjemmevideoopptak av den opprinnelige kringkastingen.
5 yıl denediler fakat başaramadılar.Các cuộc đàm phán đã tiến hành được 5 năm, nhưng chưa đạt được thỏa thuận nào.
5 yıl denediler fakat başaramadılar.戦いは5年に及んだが決着はつかなかった。
Cinayeti gösteren video kaydının orijinalini almayı denediler.オリジナル劇場予告編など映像特典を収録された。
Oğulları ve kızları denedilerse de onu avutamadılar.蠡升は和親をたのんで、防備を怠った。
5 yıl denediler fakat başaramadılar.但施工五年,未能修成。
Onun beyni üzerinde araştırmalar yapmayı bile denediler.这将会一个研究他们大脑的试验。
Cinayeti gösteren video kaydının orijinalini almayı denediler.收录动画原画的原画集。
5 yıl denediler fakat başaramadılar.היישוב התקיים חמש שנים ונעזב.
Onun beyni üzerinde araştırmalar yapmayı bile denediler.Poslije su im vadili mozgove i radili istraživanja.
5 yıl denediler fakat başaramadılar.Obratovala je 5 let, nakar je bila neuporabna.
5 yıl denediler fakat başaramadılar.Apgultis truko penkerius metus, bet buvo nesėkminga.
Onun beyni üzerinde araştırmalar yapmayı bile denediler.Žinias gilino smegenų veiklos tyrimų srityje.
Onun beyni üzerinde araştırmalar yapmayı bile denediler.Ta tegeleb ka ajurveda mõju uurimisega.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.300以上の異なる翼のデザインを試し 航空電子工学的に異なる12の形態を試しました 実際に飛ぶものを作るのに 10回の
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.AeroVironment사는 300개 이상의 날개, 그리고 12개 이상의 항공전자 디자인을 시험했죠.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Az AeroVironment-es fickók 300-nál több különböző szárnytervet, és 12 különböző repülési módot próbáltak ki.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Cei de la AeroVironment au găsit peste 300 modele de aripi, 12 forme diferite de avionică.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Die Leute bei AeroVironment versuchten 300 oder mehr Flügeldesigns, 12 verschiedene Formen der Avionik.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Il team di AeroVironment ha fatto più di 300 tentativi di schizzi per le ali, 12 diverse forme di avionica.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Les gars d'AeroVironnement ont essayé 300 sortes de conceptions d'ailes et plus, 12 sortes de cellules.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Lidé z AeroVironmentu vyzkoušeli přes 300 různých návrhů křídel, 12 různých typů letecké techniky.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Ludzie w AeroVironment próbowali 300 lub więcej projektów skrzydeł, 12 różnych form awioniki.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Ребята из AeroVironment испробовали 300 различных вариантов крыльев, 12 форм авионики.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.Служителите от АероВиронмент опитаха над 300 различни модели на крила, 12 различни форми на авиониката.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.האנשים מ-AeroVironment ניסו 300 או יותר סוגים שונים של עיצובי כנפיים, שנים עשר סוגים שונים של אוויוניקה.
AeroVironment'teki insanlar 300 veya daha fazla sayıda kanat 12 farklı aviyonik ekipman denediler.وكان الناس في أيرو-فايرومنت قد جربوا 300 تصميم لجنحين مختلفة و 12 شكلاً مختلفاً من إلكترونيات الطيران.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.(77:56) Но они еще искушали и огорчали Бога Всевышнего, и уставов Егоне сохраняли;
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Aber sie versuchten und erzürnten Gott den Höchsten und hielten ihre Zeugnisse nicht
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Ale oni pokúšali a dráždili Boha, Najvyššieho, a neostríhali jeho svedoctiev,
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.A wszakże przecież kusili i draźnili Boga najwyższego, a świadectwa jego nie strzegli.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Contudo tentaram e provocaram o Deus Altíssimo, e não guardaram os seus testemunhos.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Dar ei au ispitit pe Dumnezeul Prea Înalt, s'au răzvrătit împotriva Lui, şi n'au ţinut poruncile Lui.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Dầu vậy , chúng_nó thử và phản_nghịch Ðức_Chúa_Trời_Chí cao , Không giữ các chứng_cớ của Ngài ;
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Dầu vậy, chúng nó thử và phản nghịch Ðức Chúa Trời Chí cao, Không giữ các chứng cớ của Ngài;
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.De megkisérték és megharagíták a magasságos Istent, és nem õrizék meg bizonyságait;
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Dog fristed og trodsede de Gud den Allerhøjeste og overholdt ikke hans Vidnesbyrd;
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.그럴지라도 저희가 지존하신 하나님을 시험하며 반항하여 그 증거를 지키지 아니하며
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Ma ancora lo tentarono, si ribellarono a Dio, l'Altissimo, non obbedirono ai suoi comandi
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Mais ils tentèrent le Dieu Très Haut et se révoltèrent contre lui, Et ils n`observèrent point ses ordonnances.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Men de fristet Gud, den Høieste, og var gjenstridige mot ham, og de aktet ikke på hans vidnesbyrd.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Men i sin gensträvighet frestade de Gud den Högste och höllo icke hans vittnesbörd;
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Mutta niskoittelullaan he kiusasivat Jumalaa, Korkeinta, eivätkä ottaneet hänen todistuksistansa vaaria,
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Pero pusieron a prueba al Dios Altísimo y lo amargaron, y no guardaron sus testimonios
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Tetapi mereka berontak dan menguji Allah Yang Mahatinggi, perintah-perintah-Nya tidak mereka taati
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Vendar so izkušali Boga Najvišjega in se mu upirali in pričevanj njegovih se niso držali.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Však vždy předce pokoušeli a dráždili Boha nejvyššího, a svědectví jeho neostříhali.
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Και ομως επειρασαν και παρωξυναν τον Θεον τον υψιστον και δεν εφυλαξαν τα μαρτυρια αυτου
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.Но въпреки това те изпитваха Всевишния Бог и се бунтуваха против Него, И не пазеха наредбите Му,
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.וינסו וימרו את אלהים עליון ועדותיו לא שמרו׃
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.فجربوا وعصوا الله العلي وشهاداته لم يحفظوا
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.他 們 仍 舊 試 探 悖 逆 至 高 的 神 、 不 守 他 的 法 度
Ama onlar yüce Tanrıyı denediler, Ona başkaldırdılar, Koşullarına uymadılar.他 們仍舊試 探 悖逆 至高 的 神 、 不 守 他 的 法度
Aslına bakılırsa, onlar denediler.De facto, elas tentaram.
Aslına bakılırsa, onlar denediler.De fapt, au și încercat.
Aslına bakılırsa, onlar denediler.De hecho, lo intentaron.
Aslına bakılırsa, onlar denediler.Di fatto, hanno provato.
Aslına bakılırsa, onlar denediler.En fait, ils ont essayé.
Aslına bakılırsa, onlar denediler.Faktanya, mereka telah mencoba.
Aslına bakılırsa, onlar denediler.Faktisk, har de prøvet det.