Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde, İki sesli posta mesajı aldım.La razón por lo que creo esto es que el primer día que probé estos servicios recibí dos correos de voz.
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde, İki sesli posta mesajı aldım.Lí do tôi nghĩ vậy vì vào ngày đầu thử các dịch vụ này, tôi có hai tin nhắn thư thoại.
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde, İki sesli posta mesajı aldım.Причината да мисля така е, че на първия ден, когато пробвах услугата, поучих две съобщения.
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde,Już wyjaśniam. Jak skorzystałem z tej usługi pierwszy raz, otrzymałem dwie wiadomości głosowe.
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde,바로 이런 이유에서죠. 제가 처음 이 서비스를 사용해 본 첫 날에
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde,Pourquoi je pense ça? Parce que le premier jour où j'ai essayé ces services, j'ai reçu deux messages.
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde,הסיבה שאני חושב כך היא שביום הראשון שניסיתי אחד מהשירותים האלו,
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde,ما يجعلني اعتقد ان ذلك هو ما يحدث في اول يوم قمت بتجربة احدى تلك الخدمات
Böyle düşünmeme sebep bu servisi denediğim ilk günde,私がこういったサービスを初めて利用したとき 二つの留守番電話メッセージを受けたからです 一つはマイケル・スティーブンソンという男性から
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Así que estamos intentando incluir ordenadores en nuestro trabajo de campo.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Do đó chúng tôi đang cố gắng đưa thông tin vào các máy tính trong phạm vi.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Încercăm să introducem aceste informații în calculatoarele de pe teren.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.그래서 우리는 이 분야에 컴퓨터들을 설치하려고 애쓰고 있습니다
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Nous essayons de mettre cela dans des ordinateurs installés sur le terrain.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Próbujemy stosować komputery w terenie.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Stiamo provando a mettere tutto ciò a computer, sul campo.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Úgyhogy megpróbálunk számítógépeket elhelyezni a mezőkön.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.We proberen dat in computers in het veld te stoppen.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Wir versuchen also, das auf den Computer zu übertragen.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Опитваме се да въвеждаме това в компютри на място.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.Поэтому мы пытаемся задействовать в нашей работе компьютеры.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.אז אנו מנסים להכניס את זה למחשבים בשטח.
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.لذا فنحن نحاول أن نضع هذا في أجهزة الحاسوب الخاصة بمجالنا
Bu bölgeye bilgisayarlar koymayı denedik.そこに情報を書き込んでいます そしてペンギン達は良くも悪くも
Bu değişik senaryoları denediğimizde de aynı sonucu bulmuştuk. -E nós sabemos que estes são eventos independentes, então isso bem aqui é 1/2 vezes 1/2, vezes 1/2.
Bu değişik senaryoları denediğimizde de aynı sonucu bulmuştuk. -확실히 우리가 모든 다른 시나리오들과
Bu değişik senaryoları denediğimizde de aynı sonucu bulmuştuk. -Та имаме точно тази поредица от събития.
Bu değişik senaryoları denediğimizde de aynı sonucu bulmuştuk. -同じ結果なのです。 では、少しまた進んでみましょう。
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.Au încercat să facă irelevante aceste diferite infinităţi, să le excludă din matematică.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.Họ cố khiến những điều này không quan trọng nữa, để toán học vẫn dùng được mà không cần nó.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.이말에 매우 당황했으니까요. 그분들도 이런 무한대를 별볼일 없는것으로 취급해서 이런 개념없이 수학을 하려고 했으니까요.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.Megpróbáltak ezekkel a különféle végtelenekkel nem törődni a matematika művelése során.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.Provarono a rendere questi differenti infiniti irrilevanti, per far lavorar i matematici senza di essi.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.Вони намагалися зробити різні нескінченні числа зайвими, щоб математика могла обійтися без них.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.Они пытались сделать бесконечности несущественными, чтобы математика как-то обходилась без них.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.وقد حاولوا جعل هذه النهايات المختلفة لا علاقة لها، لكي تعمل الرياضيات بدونهم بطريقة ما.
Bu farklı sonsuzlukları saf dışı ederek, onlarsız bir matematik yapmayı denediler.無限大の違いを無意味なものに しようと試みました カントールは個人的にも中傷されたために 重度の鬱に悩まされ
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Acesta e primul pe care l-am încercat.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.C'est en fait le premier que nous avons essayé.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Đây thật ra chỉ là bộ phận dẫn truyền đầu tiên mà chúng tôi thử.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Dieser hier ist der erste, den wir ausprobiert haben.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Dit is gewoon de eerste die we hebben uitgeprobeerd.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Este es el primero que ensayamos.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Ini sebenarnya alat pertama yang kami coba.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.이건 우리가 시도했던 첫번째 것입니다
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Questo è solo il primo che abbiamo provato.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Spróbowaliśmy tego po raz pierwszy.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi. Standart metot hakkında bir şey söylemek istiyorum.Queria apenas acrescentar algo sobre o método comum.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Tu vidimo le primer prvega, ki smo ga uporabili.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Αυτή είναι στην πραγματικότητα η πρώτη μας προσπάθεια.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Това е всъщност първият, който сме опитали.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Це насправді перше, що ми спробували.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.Это всего лишь первый вариант, который мы опробовали.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.למעשה זה הראשון שניסינו.
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.انها التجربة الاولى التي قمنا بها
Bu gerçekten ilk denediğimizdi.従来の方法にもコメントしておきましょう
Buğra hocam ekmek bulmak için her şeyi denedik fakat ...Dani yo no he sido que he visto a Azucena en la exclusiva.
Buğra hocam ekmek bulmak için her şeyi denedik fakat ...Dar, Labus, de ce te enervezi? vrei sa-ti plezneasca jugulara? de ce?
Buğra hocam ekmek bulmak için her şeyi denedik fakat ...De főnök, mi még ki se tudtuk verni egymásnak, annyi elfűzés volt...
Buğra hocam ekmek bulmak için her şeyi denedik fakat ...Derudover var han en af de første, der stillede sig kritisk overfor historiske kilder.