Onlara neden kurşun noktalar dendiğini hiç merak ettiniz mi?Už vás někdy napadlo, proč se jim říká odrážky?
Onlara neden kurşun noktalar dendiğini hiç merak ettiniz mi?Vi siete mai chiesti perché li chiamano "bullet points" [pallottole]?
Onlara neden kurşun noktalar dendiğini hiç merak ettiniz mi?Zastanawialiście się dlaczego tak się nazywają?
Onlara neden kurşun noktalar dendiğini hiç merak ettiniz mi?תהיתם פעם מדוע קוראים להן כך?
O zaman, bir şekilde... bunun yerine, dendi ki...Alors, d'une certaine manière, plutôt que : on dit que...
O zaman, bir şekilde... bunun yerine, dendi ki..."Praví se, že..."
O zaman, bir şekilde... bunun yerine, dendi ki... Ve bence bunu dile getirmek de iyidir.Y pienso que está bien expresarlo así también.
Para Tabanımız 4$ oldu. Parasal taban dendiğini de duyabilirsiniz.(وكانت 4$) لدينا 4$ كمال أساسي
Pekala, bir kart takımı. Daha önce sinek, maça dendi.Ik had klaver, daarvoor schoppen.
Pekala, bir kart takımı. Daha önce sinek, maça dendi.네. 아까는 크로버였나요. 스페이드였죠.
Pekala, bir kart takımı. Daha önce sinek, maça dendi.אוקיי, צורה. היה לי תלתן קודם, עלה.
Pekala, bir kart takımı. Daha önce sinek, maça dendi.حسنا , صنف, لقد اخذنا الاسباتي , البستوني.
Pekala, bir kart takımı. Daha önce sinek, maça dendi.別のスーツを (観客: ダイヤ) ダイヤ
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?그렇다면 4할 타자는 뭐라고 하는지 아세요?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?A víte, jak říkají hráči, který má 400?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Čo potom 400-bodový pálkar?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Dar unul cu o cotă de 400?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Das ist jemand der im Übrigen sicher 4 aus 10 trifft.
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?E sabem como chamam um "batedor 400"?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Sapete come chiamano un battitore da 400 colpi?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Savez-vous comment on appelle un batteur à 400 ?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Thế bạn có biết người ta gọi một cầu thủ với chỉ số 400 là gì không?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?¿Uds. saben cómo llaman a un bateador de béisbol de 400?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Weet je hoe ze iemand noemen die 400 slaat in baseball?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Wiecie jak nazywają kogoś, kto odbił 400 razy?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Ξέρετε πώς αποκαλούν έναν παίκτη που χτυπάει 400άρια;
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?А знаєте, як називають гравця 400?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Вы знаете, как называют игрока со средней результативностью 400?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?Знаете ли как наричат играч, който постига 400?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?אתם יודעים איך מכנים חובט 400?
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?هل تعرف ماذا يسمون الذي يضرب 400 كرة بيسبول؟
Peki 400 vuran birine ne dendiğini biliyor musunuz?わかりますか? 10回打席に立つと4回 安打を
Peki sonra ne basacağız?" dendi.Acum ce mai tiparim?"
Peki sonra ne basacağız?" dendi.Co dál?"
Peki sonra ne basacağız?" dendi.Điều gì tiếp theo?"
Peki sonra ne basacağız?" dendi."Laten we de Bijbel drukken."
Peki sonra ne basacağız?" dendi."Ok, ora stampiamo la Bibbia, e poi?"
Peki sonra ne basacağız?" dendi.¿Qué sigue?"
Peki sonra ne basacağız?" dendi.Was kommt als nächstes?"
Peki sonra ne basacağız?" dendi."Гаразд, давайте надрукуємо Біблію. А що далі?"
Peki sonra ne basacağız?" dendi."Да напечатаме "Елементи"-те на Евклид."
Resim dendiğinde, ustaca atılmış fırça darbelerini arayanlar için bu yaklaşım hayal kırıklığı yaratıcı olmalı.Muselo to být zneklidňující pro lidi, jež hledali umění malby.
Resim dendiğinde, ustaca atılmış fırça darbelerini arayanlar için bu yaklaşım hayal kırıklığı yaratıcı olmalı.To musiało zaniepokoić ludzi, którzy oczekiwali kunsztu malarskiego.
Resim dendiğinde, ustaca atılmış fırça darbelerini arayanlar için bu yaklaşım hayal kırıklığı yaratıcı olmalı.Trebuie să fi fost deconcertant pentru cei încă interesați de pictură.
Resim dendiğinde, ustaca atılmış fırça darbelerini arayanlar için bu yaklaşım hayal kırıklığı yaratıcı olmalı.Това вероятно е разстроило хората, които са гледали на рисуването като на майсторски занаят.
Resim dendiğinde, ustaca atılmış fırça darbelerini arayanlar için bu yaklaşım hayal kırıklığı yaratıcı olmalı.Це мало б засмучувати людей, що шукали сили малювання.
Resim dendiğinde, ustaca atılmış fırça darbelerini arayanlar için bu yaklaşım hayal kırıklığı yaratıcı olmalı.Это, наверное, сердило людей, которое искали в живописи мастерство.
Şimdi, bana dendi ki, CART ekranını[Dean Jansen]
Şirketin net karı dendiğinde bahsedilen rakam budur.Když lidé mluví o výnosech firmy. Tohle je to, o čem mluví. Čistý příjem je také výnos. ...
Şirketin net karı dendiğinde bahsedilen rakam budur.それは、純利益を意味します。 純利益または収益です。 いいですか?
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››Allora mi fu detto: «Devi profetizzare ancora su molti popoli, nazioni e re»
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››Apoi mi-au zis: ,,Trebuie să prooroceşti din nou cu privire la multe noroade, neamuri, limbi şi împăraţi.``
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››A povedal mi: Musíš zase prorokovať proti ľuďom a národom a jazykom a mnohým kráľom.
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››Có lời phán cùng tôi rằng: Ngươi còn phải nói tiên tri về nhiều dân, nhiều nước, nhiều tiếng và nhiều vua nữa.
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››Então me disseram: Importa que profetizes outra vez a muitos povos, e nações, e línguas, e reis.
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››És monda nékem: Ismét prófétálnod kell néked sok népek és nemzetek, és nyelvek és királyok felõl.
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››I dí mi: Musíš opět prorokovati lidem, a národům, a jazykům, i králům mnohým.
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››Iemand zei tegen mij: "U zult ncg eens moeten profeteren over vele volken, naties, taalgroepen en koningen."
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››In mi reče: Zopet moraš prorokovati o ljudstvih in narodih in jezikih in kraljih mnogih.
Sonra bana şöyle dendi: ‹‹Yine birçok halk, ulus, dil ve kralla ilgili olarak peygamberlikte bulunmalısın.››I rzekł mi: Musisz zasię prorokować przed wielą ludzi i narodów, i języków, i królów.