Hayır, bana "Hayır" dendi.光学顕微鏡で覗くと細胞はこう見えます
Hazine bonosu fiyatları yükseldi dendiğinde olan bu, fiyat yükseldiğinde getiri düşüyor.このように
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Bizonyára mindannyian hallották már, hogy a fiatalokat "digitális őslakosoknak" nevezik.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Cu toții am auzit referirea la tineri ca nativi digitali.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Es decir, todos nosotros hemos oído que a los jóvenes los llaman "nativos digitales".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Jeg mener, vi har alle hørt unge blive kaldt "digitale indfødte".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Je veux dire, nous avons tous entendu parler des jeunes en tant que "natifs numériques".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Każdy z nas słyszał określenie, że młodzi ludzie, to "cyfrowi tubylcy".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.우리는 모두 젊은이들을 "디지털세대"로 부르는 것을 들어봤습니다.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Todos nós já ouvimos referirem-se aos jovens como "nativos digitais."
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Voglio dire, tutti abbiamo sentito dire che i giovani sono "nativi digitali".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.We hebben allemaal de term "digital natives" (geboren digitalen) wel eens gehoord.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Wir alle haben schon einmal die Bezeichnung "Digital Natives" für junge Leute gehört.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Ý tôi là, hầu hết chúng ta nghe nhắc đến thể hệ trẻ như là 'thế hệ kỹ thuật số.
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Εννοώ πως όλοι μας έχουμε ακούσει τις νέες γενιές να αναφέρονται ως "ψηφιακά αυτόχθονες".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Всі знають, що вони "аборигени цифрових джунглів".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.Мы все слышали, что молодых людей называют "жителями цифрового мира".
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.אני מתכוון, כולנו שמענו שמתייחסים לאנשים צעירים כ"ילידים דיגיטליים."
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.وأقصد، أننا جميعا سمعنا كلاما يصف الشباب "بالجيل الرقمي"
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.我嘅意思係 我哋都聽過年輕人被稱為「數碼原生代」
Hepimiz gençlere "dijital yerli" dendiğini duymuşuzdur.私はこれに疑問を 感じています
İşin bu insanları hizada tutmak dendi. Dolayısıyla, sen artık sen değilsin, farklı bir roldesin.Тогава спирате да бъдете същия човек, който сте в ежедневието.
İşin bu insanları hizada tutmak dendi.囚人役とは違うものです
"Keskin Göz" dendiği için göğüsleri kabararak senin bir sürü arkadaşını vurdu!Hän ampui kavereitasi.
"Keskin Göz" dendiği için göğüsleri kabararak senin bir sürü arkadaşını vurdu!Ha ucciso tutti i tuoi compagni!
"Keskin Göz" dendiği için göğüsleri kabararak senin bir sürü arkadaşını vurdu!Hende der "Hawkeye" skød jo dine kammerater til højre og venstre.
"Keskin Göz" dendiği için göğüsleri kabararak senin bir sürü arkadaşını vurdu!-som kallar sig "Hawkeye" sköt dina kompisar till höger och vänster.
"Keskin Göz" dendiği için göğüsleri kabararak senin bir sürü arkadaşını vurdu!Σκότωνε τους φίλους σου όπου βρισκόταν!
kısaca CDO dendiğini duyabilirsiniz.Keďže sme ich vydali 400 000, vyzbierali sme 400 mil. USD.
Kısacası primat dendiğinde akla gelen genel sınıflandırma budur.Esto plantea la pregunta... ¿que tipo de "cosa" son los virus??
Kısacası primat dendiğinde akla gelen genel sınıflandırma budur.인간은 아마 가장 최악의 영장류일것입니다 나무타기 같은 것은 제일 못하니까요 하지만 이것들은 일반적인 범주화입니다
Kısacası primat dendiğinde akla gelen genel sınıflandırma budur.Люди - мабуть, найгірші примати, коли діло доходить до лазіння, ну чи одні з гірших Це загальна класифікація.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Aţi auzit că s'a zis: ,,Să iubeşti pe aproapele tău, şi să urăşti pe vrăjmaşul tău.``
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Avete inteso che fu detto: Amerai il tuo prossimo e odierai il tuo nemico
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Các ngươi có nghe lời phán rằng : Hãy yêu người lân_cận , và hãy ghét kẻ thù_nghịch mình .
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Các ngươi có nghe lời phán rằng: Hãy yêu người lân cận, và hãy ghét kẻ thù nghịch mình.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Er wordt gezegd: 'Houd van uw vrienden en haat uw vijanden.'
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz."Habéis oído que fue dicho: Amarás a tu prójimo y aborrecerás a tu enemigo
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Hallottátok, hogy megmondatott: Szeresd felebarátodat és gyûlöld ellenségedet.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.I har hørt at det er sagt: Du skal elske din næste og hate din fiende.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.I have hørt, at der er sagt: Du skal elske din Næste og hade din Fjende.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.I haven hört att det är sagt: 'Du skall älska din nästa och hata din ovän.'
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Ihr habt gehört, daß gesagt ist: "Du sollst deinen Nächsten lieben und deinen Feind hassen."
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz."Kalian tahu bahwa ada juga ajaran seperti ini: cintailah kawan-kawanmu dan bencilah musuh-musuhmu
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.또 네 이웃을 사랑하고 네 원수를 미워하라 하였다는 것을 너희가 들었으나
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Ouvistes que foi dito: Amarás ao teu próximo, e odiarás ao teu inimigo.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Počuli ste, že bolo povedané: Milovať budeš svojho blížneho a nenávidieť budeš svojho nepriateľa.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Slišali ste, da je rečeno: „Ljubi bližnjega svojega“ in sovraži sovražnika svojega.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Slyšeli jste, že řečeno jest: Milovati budeš bližního svého, a nenáviděti budeš nepřítele svého.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Te olette kuulleet sanotuksi: `Rakasta lähimmäistäsi ja vihaa vihollistasi`.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Vous avez appris qu`il a été dit: Tu aimeras ton prochain, et tu haïras ton ennemi.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Ηκουσατε οτι ερρεθη, θελεις αγαπα τον πλησιον σου και μισει τον εχθρον σου.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Вы слышали, что сказано: люби ближнего твоего и ненавидь врага твоего.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Чували ви, що сказано: Люби ближнього твого, й ненавидь ворога твого.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.Чули сте, че е било казано: “Обичай ближния си, а мрази неприятеля си”.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.שמעתם כי נאמר ואהבת לרעך ושנאת את איבך׃
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.سمعتم انه قيل تحب قريبك وتبغض عدوك.
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.你 們 聽 見 有 話 說 、 『 當 愛 你 的 鄰 舍 、 恨 你 的 仇 敵 。
‹‹ ‹Komşunu seveceksin, düşmanından nefret edeceksin› dendiğini duydunuz.你 們聽見 有 話說 、 『 當愛 你 的 鄰舍 、 恨 你 的 仇敵 。
Kutsal Yazıda dendiği gibi, bana iman edenin ‹içinden diri su ırmakları akacaktır.› ››A ki hisz én bennem, a mint az írás mondotta, élõ víznek folyamai ömlenek annak belsejébõl.