Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Han demokratiserade i grunden hur vi ser på smak.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Hän demokratisoi ajattelutapamme mauista.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Hij heeft de denkwijze over smaak fundamenteel gedemocratiseerd.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Howard zdemokratyzował ideę smaku.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Il a fondamentalement démocratisé notre façon de penser au goût.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.맛에 대한 사고 방식을 근본적으로 민주화했던 것입니다.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Od základov zdemokratizoval spôsob, akým rozmýšľame o chuti.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Ông đã dẫn chứng hoá một cách cơ bản cách mà chúng ta nghĩ về vị giác.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Tako je korenito demokratiziral način kako razmišljamo o okusu.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Zásadně demokratizoval způsob, jakým přemýšlíme o chuti.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Ουσιαστικά εκδημοκράτισε τον τρόπο που σκεφτόμαστε για το γούστο.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Він фундаментально демократизував наше розуміння смаку.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Он в корне реформировал наши представления о вкусе.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.Той демократизира из основи начина, по който мислим за вкуса.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.למעשה, הוא יצר תהליך בסיסי של דמורקרטיזציה לדרך בה אנו חושבים על טעמים.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.جعل تفكيرنا ديمقراطيا بشكل جذري فيما يتعلق بمسألة الذوق.
Tat ile ilgili düşüncelerimizi kökten demokratikleştirdi.ハワード モスコウィッツに感謝すべきです
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Càng dân chủ xã hội càng trở nên công bằng.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Cuanto más democráticas eran nuestras naciones, más igualitarias se volvían.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Cu cât societăţile erau mai democrate, cu atât deveneau mai egale.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Desto mere demokratiske vores samfund er blevet, desto mere lige er de blevet.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Die Gesellschaften wurden im gleichen Maße ›gleicher‹, wie sie demokratischer wurden.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Hoe democratischer onze samenlevingen werden, hoe gelijker ze werden.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Im bardziej demokratyczne państwa, tym równiejsi ich obywatele.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.우리 사회가 더욱더 민주화가 되면서, 사람들은 더욱더 평등하게 되었습니다.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Minél demokratikusabbá váltak társadalmaink, annál egyenlőbbé váltak az egyének.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Più le nostre società sono diventate democratiche, più sono diventate eque.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Plus nos sociétés se sont démocratisées, plus elles sont devenues équitables.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Quanto mais as nossas sociedades se democratizavam, mas se tornavam iguais.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Όσο πιο δημοκρατικές γίνονταν οι κοινωνίες, τόσο πιο ισόνομες κατέληγαν.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Колкото по-демократични ставаха държавите, толкова по-равни ставаха.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Чем более демократическими были наши общества, тем больше было в них равенства.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.Що демократичніші ставали суспільства, то більше рівності в них було.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.ככל שהחברות שלנו היו יותר דמוקרטית, כך הפכו יותר שוויוניות.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.فكلما أصبحت مجتمعاتنا أكثر ديمقراطية كلما أصبحت أكثر مساواة.
Toplum demokratikleştikçe insanlar da daha eşit hale gelmişti.社会は平等になっていったのです ところが今は逆で
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.A abychom tomu nasadili korunu, jsou tu všichni ti filozofové, kteří mluví o osvícenství.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.Dodatkowo, miałeś wszystkich tych filozofw mówiących o Oświeceniu,
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.E além de tudo, você tem todos esses filósofos se encontrando e falando sobre o Iluminismo.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.En om de zaak compleet te maken krijg je al die filosofen die het hebben over de Verlichting.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.E poi a coronare il tutto, c'erano tutti quei filosofi in giro, che parlavano dell'Illuminismo.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.Hubo la Revolución Americana. Ambas agotaron el Tesoro del Gobierno francés.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.Îți închipui că oamenii nu erau prea mulțumiți cu asta.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.그리고 설상가상으로 그 모든 철학자들이 서성이면서 계몽주의에 대해서 말하고 다니고 있었지요.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.Puis, pour couronner le tout, un grand nombre de philosophes commençaient à parler des Lumières.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.Και σε όλα τα παραπάνω, βάλε και τους φιλοσόφους, που τριγυρνούσαν μιλώντας για τον Διαφωτισμό.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.А потом, в довершение ко всему, вы были все эти философы торчать и говорить о Просвещения.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.І на завершення, усі ці філософи, що тиняються навколо, говорять про Відродження.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.ואז, בנוסף לכל זאת, היו כל מיני פילוסופים שהסתובבו ודיברו על הארה.
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.وفوق كل ذلك كان لديك الفلاسفه الذين يتسكعون ويتحدثون عن التنور
Tüm bunların üzerine bazı filozofların demokratik düşünce hakkında konuşmaları da son nokta olmuştu.啓蒙思想についてあちこちで 語り始めたのです。 そして、市民、作家、詩人、哲学者、みんなが
Ülkenin ismi "Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti" mi yoksa "Distopya Cumhuriyeti" mi?¿Es la "República Federal de Etiopía" o la "República de Distopía" (estado policial)?
Ülkenin ismi "Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti" mi yoksa "Distopya Cumhuriyeti" mi?Est-ce la "République fédérale d'Éthiopie" ou la "République de Dystopia" (état de police)?
Ülkenin ismi "Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti" mi yoksa "Distopya Cumhuriyeti" mi?Ist es die "Bundesrepublik Äthiopien" oder die "Republik der Dystopie" (Polizeistaat)?
Ülkenin ismi "Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti" mi yoksa "Distopya Cumhuriyeti" mi?Je tato federativní republika „Etiopií“ nebo „Dystopií“ (policejním státem)?
Ülkenin ismi "Etiyopya Federal Demokratik Cumhuriyeti" mi yoksa "Distopya Cumhuriyeti" mi?Это «Федеративная Республика Эфиопия» или «Республика Антиутопия» (полицейское государство)?
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Emellett még valamit tapasztalok, amit leginkább úgy neveznék, hogy a "magánélet demokratizálódása".
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.E qualcosa che sto vedendo succedere è qualcosa che chiamerei una specie di "democratizzazione dell'intimità."
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Y algo que veo suceder es algo que me gustaría llamar una especie de "democratización de la intimidad."
Ve bir şeylerin daha olduğunu görüyorum ben buna bir çeşit "samimiyetin demokratikleştirilmesi" demek isterim.Zjawisko, które zaobserwowałam mogę nazwać czymś w rodzaju "demokratyzacji intymności"