Ana içeriğe geç
Sözlük

demek ki ile cümle

demek ki kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım, demek ki bana karşı husumet yok.Whichever term I fulfil, no injustice will be done to me.
Demek ki inkarcılar iflah olmazmış! demeye başladılar.Surely the infidels will not succeed."
Demek ki, siz bana zarar vermekten başka bir şey yapmıyorsunuz."You will only add to my ruin.
Bu iki süreden hangisini doldurursam doldurayım demek ki, bana karşı husumet yok.Whichever term I fulfil, no injustice will be done to me.
Demek ki inkârcılar iflah olmazmış" demeye başladılar.Surely the infidels will not succeed."
Demek ki biçimlendirmişiz.Then We facilitated (your birth).
Demek ki, zorlukla beraber bir kolaylık vardır.Surely with hardship there is ease.
Demek ki Rabbiniz çok şefkatli, çok merhametlidir.Yet your Lord is compassionate and kind.
Demek ki size sihri öğreten ustanız oymuş!Surely he is your chief who taught you magic.
Demek ki gerçekten kâfirler iflah olmazmış!”Surely the infidels will not succeed."
Demek ki bütün hamdler, övgüler göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.All praise be to God, Lord of the heavens, Lord of the earth, Lord of all the worlds.
Demek ki güçlükle beraber kolaylık vardır.Surely with hardship there is ease.
İşte (buna) güç yetirdik. Demek ki, Biz ne güzel güç yetirenleriz.We then calculated; so how excellently do We control!
Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.We then calculated; so how excellently do We control!
Demek ki gerçek Hükümdar olan Allah çok Yücedir.So high exalted be God, the true King!
Demek ki Allah, onlara zulmediyor değildi, ama onlar kendi nefislerine zulmediyorlardı.Wherefore Allah was not one to wrong them, but themselves they were wont to wrong.
Demek ki, Allah onlara zulmedecek değildi, fakat onlar kendi kendilerine zulmetmekte idiler.Wherefore Allah was not one to wrong them, but themselves they were wont to wrong.
Vay! Demek ki inkarcılar iflah olmazmış! demeye başladılar.Ah! the infidels thrive not.
Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.Wherefore Allah was not one to wrong them, but themselves they were wont to wrong.
Yüz çevirirlerse, demek ki ALLAH bazı günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor.But if they turn away, know that God intends to strike them with some of their sins.
Her zaman mümkün olmuyor demek ki.Dies ist nicht immer möglich.
Özel bir şey hissediyormuşum demek ki.Ich habe ein besonderes Interesse.
Demek ki ediyorlar.Scheint so.
Fakat bunu ispat edemediğine göre, demek ki değil.Ob es aber wirklich dazu gekommen war, lässt sich nicht beweisen.
Her zaman mümkün olmuyor demek ki.Mais cela n'est pas toujours possible.
Demek ki ediyorlar.On le dirait.
Demek ki doğru.C'est donc vrai !
Özel bir şey hissediyormuşum demek ki.J'avais un sentiment extraordinaire.
Demek ki sen de onlardansın.Eso quiere decir que eres uno de ellos.
Demek ki sen de benim gibi düşünüyorsun.Eso quiere decir que piensas como yo.
Her akşam ağlıyor demek ki kimseye söyleyemediği bir derdi var.Llora todas las tardes, eso quiere decir que tiene un problema que no le cuenta a nadie.
Demek ki sen de onu seviyorsun.Así que tú también le quieres.
Demek ki Can seni herşeyden çok seviyor.Eso quiere decir que Can te quiere más que a nada.
Bizden başka herkesin haberi varmış demek ki.Eso quiere decir que todos lo sabían excepto nosotros.
Demek ki bugüne kadar bizi kandırmış.Eso quiere decir que nos ha estado engañando hasta hoy.
(İkili: Dunque io son…tu non m'inganni? - "Demek ki beni seçtin; beni aldatmıyorsun ya?").(Dúo: Dunque io son…tu non m'inganni? - "Entonces yo soy la que... ¿no me estás engañando?").
Her zaman mümkün olmuyor demek ki.No obstante, no siempre es posible.
Demek ki, güneşe göre, yönlerini ayarlıyorlardı.Así, en orden de llegada, se iban definiendo los territorios.
Her zaman mümkün olmuyor demek ki.Non sempre ciò è possibile.
Özel bir şey hissediyormuşum demek ki.Una particolarità di Yo!
Demek ki, B'nin sebebi A idi.Il lato B di esso era She Said Yeah.
Demek ki ( y n ) n {\displaystyle (y_{n})_{n}} altdizisi de sınırlıdır.Si deduce che e {\displaystyle e} è un limite superiore per U {\displaystyle U} .
Ben formayı hak ettiğime inanıyordum ama hocama göre demek ki eksiklerim vardı.Certo, mordermi la lingua, ma per questo è necessario avere forze e io ero debole...
Her zaman mümkün olmuyor demek ki.Но это не всегда возможно.
Demek ki ilk önceleri proje kelimesinin anlamı "herhangi bir şey yapılmadan önce gelen şey" demekti.Иначе эта модель называется «попробуй, прежде чем купить».
Demek ki, bu toplumsal oluşum ile, insan toplumunun tarih-öncesi sona ermiş olur."Вскоре после этого человеческая эпоха будет завершена».
Demek ki Hz. Ayşe, Peygamberliğin başlangıç yılında doğmuştur.Согласно преданиям, пророк Яхья родился в том же году, что и пророк Иса.
Demek ki şu koca dünyada herkese yetecek kadar mutluluk var ama herkese yetecek kadar yer yokmuş.Во всех людях видит только добро, даже в тех, в ком его совсем не осталось.
Demek ki yukarıdaki sonsuz nokta birbirleriyle aynı renk çizgiyle (kırmızıyla) bağlanmıştır.Тело покрыто крупными красными шипами, вершины лучей соединены друг с другом красными линиями.
Demek ki ilk önceleri proje kelimesinin anlamı "herhangi bir şey yapılmadan önce gelen şey" demekti.وبالتالي كلمة "مشروع" تعني أصلا "الشيء الذي يأتي قبل حدوث كل شيء يحدث".
Demek ki doğru.لذلك فإن A صحيح.
Demek ki depremin nedeni güneş tutulmasıdır.بالتالي فإن كسوف الشمس هو عبارة عن احتجاب للشمس.
Demek ki, bu toplumsal oluşum ile, insan toplumunun tarih-öncesi sona ermiş olur."Com esta formação social se encerra, portanto, a pré-história da sociedade humana.”
Her zaman mümkün olmuyor demek ki.Porém, isso nem sempre será possível.
Demek ki ( y n ) n {\displaystyle (y_{n})_{n}} altdizisi de sınırlıdır.Se α = 0 {\displaystyle \alpha =0} , a função é apenas limitada.
Demek ki ilk önceleri proje kelimesinin anlamı "herhangi bir şey yapılmadan önce gelen şey" demekti.Portanto, a palavra "projeto", na verdade, significava originalmente "antes de uma ação".
Özel bir şey hissediyormuşum demek ki.Isso é um evento especial para mim.
Benim de milliyetsiz ve ateist olduğumu duymayan tek siz kalmışsınız demek ki".Portanto entenda sempre que você é a não espacial e atemporal testemunha."
Fakat bunu ispat edemediğine göre, demek ki değil.Para provar isto, suponha que não.
Her zaman mümkün olmuyor demek ki.Dit laatste is niet altijd mogelijk.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod