Demek ki ilk doğrumuzun eğimi 2/3 müş.Какъв е наклонът на втората права?
Demek ki ilk doğrumuzun eğimi 2/3 müş.اذاً ميل الخط الاول هو 2/3
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Así, las ilusiones se usan frecuentemente, especialmente en arte, en palabras de un artista más contemporáneo,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,As ilusões são frequentemente usadas, especialmente na arte, nas palavras de um artista mais contemporâneo,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,A tak se iluze často používají, zvláště v umění, slovy současného umělce,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,A więc, iluzje często są używane, szczególnie w sztuce, ujmę to w słowa współczesnego artysty,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Dus illusies worden vaak gebruikt, vooral in de kunst, zoals een meer hedendaagse kunstenaar het zegt,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Iluziile sunt adesea folosite mai ales în artă, și, potrivit unui artist contemporan,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Jadi, ilusi sering digunakan, terutama dalam kesenian, dalam istilah artis yang lebih kontemporer,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Så synvillor används ofta, särskilt inom konsten, som en nutida konstnär sa,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Takže, často používame ilúzie, najmä v umení, ako povedal súčasný umelec,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Vậy, ảo giác thường được dùng, đặc biệt trong nghệ thuật, theo như lời một nghệ sỹ đương đại,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Илюзиите често се използват, особено в изкуството, по думите на един по-съвременен художник,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır. Çağdaş bir sanatçı deyimiyle,Отже, ілюзії часто використовуються, особливо в мистецтві, щоб, як сказав один сучасний митець,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır.그래서 우리들은 특히 예술에서 종종 착시 효과를
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır.אז, אשליות משמשות אותנו פעמים רבות,
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır.لذا فالأوهام تستخدم عادةً
Demek ki, ilüzyonlar özellikler sanatta sık kullanılır.現代芸術家の言葉を借りれば"感覚の頼りなさを示すため"に
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Ainsi la foi vient de ce qu`on entend, et ce qu`on entend vient de la parole de Christ.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Alltså kommer tron av predikan, men predikan i kraft av Kristi ord.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Altså kommer Troen af det. som høres, men det, som høres, kommer igennem Kristi Ord.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Astfel, credinţa vine în urma auzirii; iar auzirea vine prin Cuvîntul lui Hristos.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Azért a hit hallásból van, a hallás pedig Isten ígéje által.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Dus alleen door te luisteren naar wat Christus gezegd heeft, kunt u in Hem gaan geloven.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.그러므로 믿음은 들음에서 나며 들음은 그리스도의 말씀으로 말미암았느니라
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.La fede dipende dunque dalla predicazione e la predicazione a sua volta si attua per la parola di Cristo
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Logo a fé é pelo ouvir, e o ouvir pela palavra de Cristo.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Như vậy, đức tin đến bởi sự người ta nghe, mà người ta nghe, là khi lời của Ðấng Christ được rao giảng.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Như_vậy , đức_tin đến bởi sự người_ta nghe , mà người_ta nghe , là khi lời của Ðấng_Christ được rao_giảng .
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Por esto, la fe es por el oír, y el oír por la palabra de Cristo
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Så kommer da troen av forkynnelsen, og forkynnelsen ved Kristi ord;
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.So kommt der Glaube aus der Predigt, das Predigen aber aus dem Wort Gottes.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Tak teda viera z počutia a počutie skrze slovo Božie.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Tedy víra z slyšení, a slyšení skrze slovo Boží.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Usko tulee siis kuulemisesta, mutta kuuleminen Kristuksen sanan kautta.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Vera je torej iz slišanega oznanila, oznanilo pa pride po besedi Kristusovi.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Wiara tedy jest z słuchania, a słuchanie przez słowo Boże.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Αρα η πιστις ειναι εξ ακοης, η δε ακοη δια του λογου του Θεου.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.а за Израиля казва: – "Простирах ръцете Си цял ден Към люде непокорни и опаки"
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Итак вера от слышания, а слышание от слова Божия.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.Тим же то віра (приходить) через слуханне, слуханне ж через слово Боже.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.לכן האמונה באה מתוך השמועה והשמועה על ידי דבר אלהים׃
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.اذا الايمان بالخبر والخبر بكلمة الله.
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.可 見 信 道 是 從 聽 道 來 的 、 聽 道 是 從 基 督 的 話 來 的
Demek ki iman, haberi duymakla, duymak da Mesihle ilgili sözün yayılmasıyla olur.可見 信道 是 從聽 道來 的 、 聽道 是 從 基督 的 話來的
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Also Leute gewöhnen sich nicht an die Almosen; sie gewöhnen sich an die Netze.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.As pessoas não se habituam à oferta, habituam-se aos mosquiteiros.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Deci oamenii nu se obișnuiesc cu lucruri gratis; ei se obișnuiesc cu plase.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Donc, les gens ne s'habituent pas aux dons : ils s'habituent aux moustiquaires.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Entonces, las personas no se acostumbran a los regalos; ellos se acostumbran a los mosquiteros.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Jadi orang-orang tidak jadi terbiasa dengan pemberian; mereka jadi terbiasa dengan kelambu.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.즉 사람들은 무료모기장에 익숙해지는 것이 아니라 모기장사용에 익숙해지는 것입니다.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Mensen worden dus niet gewoon aan gratis bedeling; ze worden gewoon aan muskietennetten.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Như vậy, ng dân ko quen với việc được nhận miễn phí, họ quen với việc sử dụng màn.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Przyzwyczaili się do moskitier, nie do prezentów.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Quindi la gente non si abitua agli aiuti; si abitua alle zanzariere.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Så människor vänjer sig inte vid allmosor; de vänjer sig med nät.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Tehát nem az ingyen hálóhoz szoknak hozzá, hanem a szúnyoghálóhoz.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Значи хората не свикват с подаянията -- те свикват с мрежите.
Demek ki insanlar bu bedavacılığa alışmadılar, yatak ağı kullanmaya alıştılar.Так что люди привыкают не к бесплатным раздачам, они привыкают к сеткам.