Ana içeriğe geç
Sözlük

demeç ile cümle

demeç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Batu Rumen haber ajansı Mediafax'a Çarşamba günü verdiği demeçte, "Sadece birkaç hafta sürer." dedi."It's just a few weeks," Batu told Romanian news agency Mediafax on Wednesday.
Belgrad medyasına verdiği demeçte Stefanoviç, "Anlaşmaya uyulmalı."The agreement must be observed.
Şahıs yerel bir haber ajansına verdiği demeçte, "Arnavut yapıları için çalışamayız."We cannot work for the Albanian structures.
Payaziti basın mensuplarına verdiği demeçte, "Polise işlerine geri dönme çağrısında bulundum." dedi."I appealed to the police to return in their working places," he told reporters.
Pipero SETimes'a verdiği demeçte, "Vatandaşlar yükümlülüklerinin farkında olmalı."Citizens must be aware of their obligations.
Enerji uzmanı Necdet Pamir yerel NTV televizyonuna verdiği demeçte, "Birincisi ekonomik."The first one is economic.
Ancak Seydiu Southeast European Times'a verdiği demeçte gelecekte ne yapacağını söylemeyi reddetti.Speaking to Southeast European Times, however, Sejdiu declined to say what he will do in the future.
Holm SETimes'a verdiği demeçte, "Fransa, kendisini güneyi tanıyan bir ülke olarak sunmak istiyor."France wants to represent itself as the country that knows about the south.
Oprea SETimes'a verdiği demeçte, "Bu tür kararlar almak için asla çok geç değildir."It's never too late to have such verdicts.
Bastian SETimes'a verdiği demeçte, "Bunların küçük fakat gerekli bir katkı olduğunu düşünüyorum."I think they are a small but necessary contribution.
SETimes'a verdiği demeçte Gasiç, "Priştine'de varoşta yaşamak zorunda olduğumuz için yaşam zordu.Back in Pristina, "It was hard, because we lived in a ghetto.
Jankoviç SETimes'a verdiği demeçte, meselenin Sırbistan Anayasa Mahkemesi'ne taşındığını söyledi.Jankovic told SETimes that the issue moves next to the Constitutional Court of Serbia.
Kimya öğrencisi Milica SETimes'a verdiği demeçte, "İnsanların bilime ilgi duymalarından memnunum."I'm glad that people are interested in science.
VAENI Başkanı Yorgo Fountoulis SETimes'a verdiği demeçte,"Önemli olan kaynağı bulup ilgi uyandırmak."What's important is to locate the source and arouse the interest.
Fini gazetecilere verdiği demeçte, "Cumhurbaşkanı Rugova'nın durumu iyi," dedi."The condition of President Rugova is stable," Fini told reporters.
General Markus SETimes'a verdiği demeçte erken adımlar atılmayacağını söyledi.No premature steps will be taken, Genreal Markus Bentler told SETimes.
SETimes'e verdiği demeçte Pula, "Bizde yok; bölgedeki diğer [ülkelerde] var.Based on their experiences ... they have achieved results," Pula told SETimes.
VOA'ya verdiği demeçte, "Bu gönüllü işleyen bir sistem."It is a voluntary system.
Yerel basına verdiği demeçte Mustafa-Remi, "Bugün adalet sistemi içinde bir hata yapılmıştır."A wrong was done today within the justice system.
Analist Nexhmedin Spahiu SETimes'a verdiği demeçte, "BM'deki toplantıdan hiçbir şey çıkmadı."Nothing came out of the meeting in the UN.
Eğitim Bakanı Süleyman Rusiti gazetecilere verdiği demeçte, şartların zamanla iyileşeceğini söyledi.Conditions will improve over time, Education Minister Sulejman Rusiti told reporters.
SETimes'a verdiği demeçte Arsiç, "Son derece zordu."It was extremely difficult.
Başbakan Radimir Caciç SETimes'a verdiği demeçte, "Bu, yılda 8 milyon avroluk bir gelir."It's an income of 8m euros annually.
Karakoldan eve dönüşünde gazetecilere verdiği demeçte Rakar, "Tamamen suçsuzum." dedi."I am completely innocent," Rakar told reporters after returning home from the police station.
Savaş gazisi Damir M. SETimes'a verdiği demeçte, "Bu bir rezalet."This is outrageous.
Zagreb merkezli Jutarnji List gazetesine verdiği demeçte Josipoviç, "Bırakın polis görevini yapsın."Let the police do their work.
Osmanoviç SETimes'a verdiği demeçte, "Futbolu seviyorum, en çok da Brezilya futbolunu seviyorum."I love football, and mostly, I love Brazilian soccer.
Sözcü İskender Hiseni gazetecilere verdiği demeçte, "Hong Kong ve Kosova'nın ortak noktası yoktur."Hong Kong and Kosovo have nothing in common.
"Bu şarkı kendini bulma yolculuğuyla ilgili" demecini vermiştir.She would go on to say " This song’s about the journey towards finding yourself.
Putin, 2001 yılında verdiği bir demeçte bu konudaki pişmanlığını dile getirmiştir.Putin brachte in dem Gespräch seine Trauer über den Vorfall zum Ausdruck.
Umuyorum ki bu harika bir soundtrack olacak." demecini verdi.Zusammen ergebe dies einen „großartig-melancholischen Soundtrack“.
Eğer onu kaybetmeseydim arkadaşlığımızın sonsuza dek süreceğinden emindim" diye demeç verdi.Sie würden sonst auf jeden Fall bereuen, daß sie mich lebend entkommen ließen‘.
Pegida hakkında tasdikleyici demeçler vermiştir.Er gründete die Pegulan-Werke (heute Tarkett).
Anadolu Ajansı'na verilen demeçte, istifasının nedeni olarak iki haftadır süren rahatsızlığı gösterildi.Sur Matrix Reloaded, il y a eu quatre semaines de doublage.
Kate Bush bir demecinde albüme konulacak sürümün hafifçe remikslendiğini belirtti.Kate Bush décide de peu s'exposer lors d'apparitions promotionnelles.
Hanneman verdiği demeçte "Reign in Blood'a yetişemeyeceğimizi biliyoruduk, bu yüzden yavaşlamamız gerekti.Hanneman declaró al respecto: «No podíamos mejorar Reign in Blood, por lo que tuvimos que ralentizar.
Başka bir okazyonda Şeyh Mehdi aşağıdaki demeci vermiştir: "Ey Allah'ın sevdiği ...Según uno de ellos Mahoma dijo: “Condenado por Dios está aquel que hace lo que la gente de Lot”.
Ve kendimizi geliştirmeden önce bunu fark etmemiz gerekiyor" diye demeç verdi.Piénsenlo bien antes de tomar una decisión".
Şimdi ara sıra o pijamaları giyerek onu hatırlıyorum" diye demeç verdi.Lo que nunca sabré es cómo hizo para ponerse pijama».
Bunu da demeçlerinde açıkça belirtmişlerdir.Mostraba claros signos de sufrimiento en su rostro.
Atkins, Fangoria dergisine verdiği demeçte filmin kahramanını oynamaktan hoşlandığını söylemiştir.Atkins rivelò a Fangoria che gli piaceva fare la parte dell'eroe.
Bir demecinde:"Ben beklemek istiyorum, bir gecelik iş değil bu...«Voglio attendere fin quando non sarà solo un'avventura di una notte...
Bir demecinde:"Gergindim, içki içiyordum ve olgun değildim.«Я поняла, что много пила и была незрелой.
Bunu da demeçlerinde açıkça belirtmişlerdir.واستدل بآيات على هذه الكلمات.
Bir demecinde: demiştir.قال الأصمعي: بشرط.
Başka bir okazyonda Şeyh Mehdi aşağıdaki demeci vermiştir: "Ey Allah'ın sevdiği ...Nesta visão impressionante, Almuiz Aldim Alá proclamou: "Deus é grande!
Bir demecinde: demiştir.Ele disse em uma audiência:.
O muhteşem bir kadın ve gerçek bir ilham kaynağıydı." şeklinde demeç vermiştir.Voorbeeld: "Jij bent een ongelofelijk knappe meid – je zou een model moeten worden."
Verdiği demeçte fetiş yapıtlardan zevk aldığını belirtmiştir.Zijn publicaties suggereren dat hij genoten heeft van zijn carrière als kerkvoogd.
Erişim tarihi: 10 Eylül 2009. Video Demeç (İngilizce)Seite 10, 11 czerwca 2003 (niem.). magazine
Şimdi ara sıra o pijamaları giyerek onu hatırlıyorum" diye demeç verdi.Hur han kom in i min pyjamas vet jag inte."
Verdiği bir demeçte, "kariyer adamlarına çok büyük ödüller verildi" ifadelerini kullandı.Det sades om henne : "Få furstinnor har tillåtits ett sådant inflytande".
Konuyla ilgili The Daily Telegraph'a şu demeci verdi: "Okulda hep bir yabancıydım.Om Wærns studietid i Gävle berättas följande: "I skolan var han en särling.
Bir demecinde, 12 yaşlarındayken alkol ve uyuşturucu bağımlılığından dolayı 26 ay tedavi gördüğünü açıkladı.До 16 років він перепробував всі можливі види алкоголю і наркотиків.
Erişim tarihi: 10 Eylül 2009. Video Demeç (İngilizce)Вести (програма) (10 грудня 2009). — Стаття і відео.
Bunu da demeçlerinde açıkça belirtmişlerdir.Nicméně uvedené znaky by ho řadily mezi obratlovce.
Tanrı'nın demeci ayrıca dünyayı yaratırken ve idame ettirirkenki egemenliğinin üzerinde durur.Chceš-li, papeži, dále vládnouti své zemi, přijď a staň před tváří toho, jenž vládne celému světu.
Leopold, Hitler'in Belçika'nın gelecekteki bağımsızlığı konusunda halka demeç vermesini istedi.Επιθυμούσε να πάρει μια δημόσια δήλωση του Χίτλερ ότι το Βέλγιο θα αποκτήσει ανεξαρτησία στο μέλλον.
Verdiği demeçte fetiş yapıtlardan zevk aldığını belirtmiştir.Ο Ζαριφόπουλος τον θυμάται να λέει ότι θαύμαζε τις παραδοσιακές μορφές διασκέδασης.
4 Haziran 2009 ^ Aleksandr Ebralidze'nin Versiya Gazetesine demeci.4 Ιουνίου 2009 Συνέντευξη του Αλεξάντερ Γιεμπραλίτζε στην εφημερίδα «Βέρσια».
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod