Çoğunluk kuralı demokrasinin temel ilkesidir.Majority rule is a basic principle of democracy.
İzlenen demlik asla kaynamaz.A watched pot never boils.
Karakteristik demokrasi, ülke yönetiminin bir şeklidir.Representative democracy is one form of government.
Büyük bir gemi buraya yakın demirledi.A big ship is anchored near here.
Demirin atom numarası 26'dır.The atomic number of iron is 26.
Demir altından daha serttir.Iron is harder than gold.
Demir altından çok daha faydalıdır.Iron is much more useful than gold.
Demir serttir.Iron is hard.
Demir, birçok kullanımı olan bir metaldir.Iron is a metal with many uses.
Demir ısıyı iyi iletir.Iron transmits heat well.
Demir köprüye varıncaya kadar nehir boyunca yürüdüm.I walked along the river until I got to the iron bridge.
Bu şehirde bir demiryolu yapılmış.A railroad was constructed in this town.
Demiryolu karayoluna paralel.The railroad is parallel to the road.
O zaman Japonya'da demiryolları yoktu.There were no railroads in Japan at that time.
O günlerde yeni bir demokrasi türü gelişiyordu.In those days, a new type of democracy was rising.
O zaman Japonya'da hiç demir yolu yoktu.There were no railroads at that time in Japan.
Bir demiryolu ağı tüm Japonya'yı sarar.A network of railroads spreads all over Japan.
Onun ne demek istediği ile ilgili genel bir fikrim var.I have a general idea of what he means.
Hoşça kal dememesi kabalıktı.It was impolite of him not to say goodbye.
Çantası burada, demek ki okula gitmiş olamaz.His bag is right here, so he cannot have gone to school yet.
Onun elbiseleri her zaman demode.His clothes are always out of style.
Planıma hayır demeye cesaret edemedi.He dared not say no to my plan.
O, Amerikan demokrasisi hakkında herhangi bir bilgiye sahip değildir.He doesn't have any knowledge about American democracy.
O, hoşça kal demeden çekip gitti.He went off without saying good-bye.
O hoşça kal demeden evden ayrıldı.He left the house without so much as saying goodbye.
Onun onunla ne demek istediğini düşünüyorsun?What do you think he meant by that?
O evet demeyecek.He will not say yes.
O, hoşça kal demeden dışarı çıktı.He went out without saying good-bye.
O, bir sürücü olarak demir yolunda çalışır.He works on the railroad as a driver.
O ne demek istiyor?What is he driving at?
O bana bir yalancı demekten geri kalmadı.He as good as called me a liar.
Bana baktı ve bir şey demedi.He stared at me and said nothing.
O, demiryolunu kavramaya çalıştı.He tried to grasp the rail.
O, demir yoluna yaslanıyordu.He was leaning against the rail.
O demetlerin içine ince dallar bağladı.He tied the twigs into bundles.
Elleriyle bir demir çubuğu eğebilir.He can bend an iron rod with his hands.
O, büyük bir demet çiçek taşıyarak geldi.He came bearing a large bunch of flowers.
Bir demiryolu kazasında öldü.He was killed in a railroad accident.
O ne demek istediğini gösterdi.He showed what he meant.
O onu demek istemiyor; o sadece rol yapıyor.He doesn't mean it; he's just acting.
Gerçekten ne demek istediğini açıklamaya çekiniyordu.He was reluctant to reveal what he really meant.
O, demokrasiyi destekliyor.He stands for democracy.
Demokrat Parti'ye girdi ama oradan çok geçmeden ayrıldı.He entered the Democratic Party but soon left it.
Onlar merhaba demeden gitti.They went by without saying 'hello'.
Onlar bir demiryolu ile şehirleri birbirine bağlamayı planlıyorlar.They are planning to connect the cities with a railroad.
Onlar demiryolunu sonraki şehre uzatmayı planlıyor.They are planning to extend the railroad to the next town.
Onun demek istediği açık değildi.It wasn't clear what she meant.
Keşke onun hakkında fikrini söylemese ve sadece onun ne demek istediğini söylese.I wish she wouldn't pussyfoot about it and just say what she means.
Onun eteği tamamen demode.Her skirt is totally out of fashion.
Onun gerçekten ne demek istediği açık değildi.It was not clear what she really meant.
Onun ne demek istediğini anlıyorum.I get her point.
Hoşça kal demeden odadan ayrıldı.She left the room without saying goodbye.
Hoşça kal demeden telefonu kapadı.She hung up without saying good-bye.
Hoşça kal demeden dışarı çıktı.She went out without saying good-bye.
O demin aradı.She telephoned just now.
O ne demek istediğimi daha sonra fark edebilir.She may realize later on what I meant.
O, ne demek istediğimi anladı ve gülümsedi.She took my hint and smiled.
Hoşça kal demeden uzaklaştı.She walked away without saying good bye.
Hoşça kal demeden yürüdü gitti.She walked away without saying good bye.
O, demokratik parti üyesidir.She belongs to the Democratic Party.