dehşeti ile cümle

dehşeti kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Від жаху він непритомніє.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Але сумління кожного селянина перевищує страх смерті, тому ніхто нікого не видає.
Bir dehşetin dev sıçrayışı.Гіркий спомин жахливого терору.
Öyle olacak ki, dehşetin sesinden kaçan çukura düşecek, çukurdan çıkan tuzağa yakalanacak.Pak se sud položí na ližiny, po nichž se kutálí, a přebytečná smola z vytéká ven.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Když se štěně nudí, tak zlobí.
Çiftin en bilinen vakalarından biri 1976 yılındaki Amityville Dehşeti olayıdır.Rapoartele lor au inspirat cartea The Amityville Horror din 1977.
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.1909-ben megírta a The Crime of the Congo című hosszú röpiratát, amiben leleplezte a kongóbeli borzalmakat.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Mindenki retteg tőle és senki sem mer szembeszállni vele.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Kukaan kaupunkilaisista, edes sheriffi, ei uskalla vangita häntä ja kaikki pelkäävät häntä.
1909 yılında Kongo'daki dehşeti yerden yere vurduğu "Kongo'daki Suç" adlı uzun bir kitapçık yazdı.Han skrev «The Crime of the Congo» i 1909, en lang pamflett som fordømte overgrepene i Kongo.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Han er redd for å bli forbannet.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Jika marah jadi sangat menyeramkan.
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.Lấy bối cảnh thời cuộc lúc bấy giờ đã định, nhưng loạn thế chưa chấm dứt.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.怒るとかなり恐ろしい。
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.悲劇を経験した全ての人間はあの日の記憶を消し去ることはできないし、誰も忘れることは出来ない。
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.欲界的修道所斷惑,至此已經斷盡。
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.生氣時很恐怖。
Bir dehşetin dev sıçrayışı.暴走的话似乎很可怕。
Öyle olacak ki, dehşetin sesinden kaçan çukura düşecek, çukurdan çıkan tuzağa yakalanacak.」既而屢戰無功,監軍部將李根請築白石壘,侃從之。
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.하지만 화가 나면 무척 무섭다.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.당시에 모든 이는 소가의 세력을 두려워하였고 아무도 황위를 계승하려 하지 않았다.
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.여러 사정으로 인해 자페는 각본을 완성하지 못했고, 이 프로젝트는 끝이 났다.
Herkes o köpeğin dehşetinden korkar ve kimse o kapıyı geçemez.Семейството на покойника е объркано от тази новина и никой не иска да поеме отговорност за момиченцето.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Njegova ljubomora može biti strašna.
Kızdığı zaman dehşeti çok kötü olur.Stále rozosievanie zla ho omrzelo.
Teklifin dehşetinden beti benzi atar, artık her şey bitmiştir.Rokovo upanje, da bo spet vse po starem, se je izjalovilo.
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Aber als eine vernünftige Frau, sie ihren Schrecken gedämpft und drehte sich um und ging schlafen wieder. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Ale bycie rozsądną kobietą, stonowane jej lęki i przewrócił i zasnął ponownie. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Ale byť rozumná žena, podmanil jej hrôzy a obrátil sa a šiel spať znovu. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Ale být rozumná žena, podmanil její hrůzy a obrátil se a šel spát znovu. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Dar a fi o femeie sensibila, ea a supus terorile ei şi predat şi a mers la somn din nou. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >De hogy egy értelmes nő, ő visszafogott lány rettegés és megfordult át, és elment aludni újra. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >그러나 구체적인 여성이되는 것은, 그녀는 공포를 제압 이상 돌려 한숨 다시. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Maar als een verstandige vrouw, ze ingetogen haar verschrikkingen en draaide om en ging slapen opnieuw. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Ma essere una donna sensibile, ha sottomesso il suo terrore e capovolta e si addormentò di nuovo. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Mais être une femme sensée, elle tamisée ses terreurs et remis et s'endormit à nouveau. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Mas sendo uma mulher sensata, ela subjugado seus terrores e virou e foi dormir novamente. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Men att vara en klok kvinna, dämpad hon sin skräck och vände om och somnade igen. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Mutta on järkevä nainen, hän hillitty hänen kauhut ja käännetään ympäri ja meni nukkumaan uudelleen. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Nhưng là một người phụ nữ nhạy cảm, cô chinh phục nỗi sợ hãi của mình và trở mình và đi ngủ một lần nữa. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Pero ser una mujer sensible, que sometió sus terrores y di la vuelta y se fue a dormir otra vez. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Tapi menjadi seorang wanita yang masuk akal, dia tenang teror dan berbalik dan pergi tidur lagi. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Vendar pa smiselna ženska, je umirjena ji grozot in obrnil in šel spat še enkrat. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Αλλά το να είναι μια λογική γυναίκα, υποτονικές τρόμους της και γύρισε ξανά και πήγε για ύπνο και πάλι. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Але, будучи розумною жінкою, вона підкорила її жахами і перекинувся і ліг спати знову. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Но, будучи разумной женщиной, она покорила ее ужасами и перевернулся и лег спать снова. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >Но е разумна жена, тя покори ужаси си и се обърна и отиде да спи отново. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >لكن كونها امرأة معقولة ، وقالت انها مهزوما الاهوال لها وسلمت وأخلد الى النوم مرة أخرى. >
Ama mantıklı bir kadın olmanın, o onun dehşetiyle bastırılmış ve üstü döndü ve uyudu tekrar. >再び。 > - 第III千一ボトル
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.Dansul privirilor noastre, provocarea, renunţarea, anularea, parfumul consternării noastre.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.Der Tanz unserer Blicke, Herausforderung, Abdankung, Auslöschung, das Parfüm unserer Betroffenheit.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.우리의 시선, 도전, 양도, 삭제, 우리 경악의 향기.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.la danse de nos regards: le défi, la renonciation, l'effacement; le parfum de notre consternation.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.La danza dei nostri sguardi, sfida, rinuncia, cancellazione, il profumo della nostra costernazione.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.La danza de nuestras miradas, desafío, abdicación, lo obliterado, el perfume de nuestra consternación.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.Taniec naszych spojrzeń, odwrót, prowokacja wymazywanie, tym trąci nasza konsternacja."
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.We trekken aan, we stoten af, we verdwijnen, er geurt ontsteltenis in onze blik.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.Танец наших взглядов, вызов, отречение, самоотречение, запах нашего страха.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.Танцът на нашите погледи, предизвикателство, отказ, заличаване, парфюмът на нашия ужас.
Bakışlarımızın dansı, meydan okuma, feragat, yok etme, dehşetimizin parfümü.ריקוד מבטינו, אתגר, ויתור, הצטנעות, ניחוח הבלבול שלנו."
İlgili Sayfalar