dehşet ile cümle
dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
"Ne demek istiyorsun?" Orta kiracım biraz dehşete ve şekerli bir gülümseme ile, dedi."מה זאת אומרת?" אמר הדייר באמצע, מיואש מעט בחיוך מתקתק.
"Ne demek istiyorsun?" Orta kiracım biraz dehşete ve şekerli bir gülümseme ile, dedi."ماذا تقصد؟" قال مستأجر المتوسطة ، مستاء نوعا ما وبابتسامة السكرية.
"Ne demek istiyorsun?" Orta kiracım biraz dehşete ve şekerli bir gülümseme ile, dedi.他の2つはそれらの後ろに手を保持し、常にそれぞれに対してそれらをこすり
"Ne kadar zor şarkı söylemek" "Dehşetten bahsetmek gerektiğinde" "Suskunluğun ve çığlıkların"Ako ťažké je spievať, keď musím spievať o hrôze, v ktorej ticho a výkriky znamenajú koniec mojej piesne.
"Ne kadar zor şarkı söylemek" "Dehşetten bahsetmek gerektiğinde" "Suskunluğun ve çığlıkların"Kako težko je peti o grozi... v kateri so tišina in kriki konec moje pesmi.
"Ne kadar zor şarkı söylemek" "Dehşetten bahsetmek gerektiğinde" "Suskunluğun ve çığlıkların"Как трудно петь, когда я должен петь об ужасе в котором молчание и стоны
"Ne kadar zor şarkı söylemek" "Dehşetten bahsetmek gerektiğinde" "Suskunluğun ve çığlıkların"Колко е трудно да се пее, когато се пее за ужаса, в който мълчанието и виковете завършват моята песен. "
"Ne kadar zor şarkı söylemek" "Dehşetten bahsetmek gerektiğinde"Wie schwer fällt mir das singen, wenn ich vom Horror singen muss.
Oda bizim aynı anda dehşete düşüren köleliktir.모두가 끔찍해하는 노예제입니다.
Oda bizim aynı anda dehşete düşüren köleliktir.שכולנו היינו אומרים שזה איום ונורא זאת העבדות.
Oda bizim aynı anda dehşete düşüren köleliktir.بامكاننا كلنا القول أنه مروع فهو العبودية.
Oda bizim aynı anda dehşete düşüren köleliktir.それは奴隷だと言うでしょう そして私たちは
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.A keď to počuli učeníci, padli na svoju tvár a báli sa veľmi.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.All'udire ciò, i discepoli caddero con la faccia a terra e furono presi da grande timore
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Al oír esto, los discípulos se postraron sobre sus rostros y temieron en gran manera
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Bij het horen hiervan werden de discipelen zo bang dat zij zich plat op de grond lieten vallen.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Cînd au auzit, ucenicii au căzut cu feţele la pămînt, şi s'au înspăimîntat foarte tare.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Da das die Jünger hörten, fielen sie auf ihr Angesicht und erschraken sehr.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.És a tanítványok a mint ezt hallák, arczra esének és igen megrémülének.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Khi môn đồ nghe tiếng ấy, thì té sấp mặt xuống đất, và sợ hãi lắm.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Khi môn_đồ nghe tiếng ấy , thì té sấp_mặt xuống đất , và sợ_hãi lắm .
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.제자들이 듣고 엎드리어 심히 두려워하니
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Ko slišijo to učenci, padejo na obraz svoj in se zelo prestrašijo.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Kun opetuslapset sen kuulivat, lankesivat he kasvoilleen ja peljästyivät kovin.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.När lärjungarna hörde detta, föllo de ned på sina ansikten i stor förskräckelse.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Og da Disciplene hørte det, faldt de på deres Ansigt og frygtede såre.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Og da disiplene hørte det, falt de ned på sitt ansikt og blev meget forferdet.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Os discípulos, ouvindo isso, cairam com o rosto em terra, e ficaram grandemente atemorizados.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.To uslyšavše učedlníci, padli na tváři své a báli se velmi.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.To usłyszawszy uczniowie, upadli na twarz swoję i bali się bardzo.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Waktu pengikut-pengikut Yesus mendengar suara itu, mereka begitu ketakutan sehingga tersungkur ke tanah
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Και ακουσαντες οι μαθηται επεσον κατα προσωπον αυτων και εφοβηθησαν σφοδρα.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.Зачувши се ученнки, припали лицем до землї, й полякались вельми.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.И, услышав, ученики пали на лица свои и очень испугались.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.И учениците, като чуха това, паднаха на лицата си, и много се уплашиха.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.ויהי כשמע התלמידים ויפלו על פניהם וייראו מאד׃
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.ولما سمع التلاميذ سقطوا على وجوههم وخافوا جدا.
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.門 徒 聽 見 、 就 俯 伏 在 地 、 極 其 害 怕
Öğrenciler bunu işitince, dehşet içinde yüzüstü yere kapandılar.門徒 聽見 、 就 俯伏 在地 、 極 其 害怕
O kendi yakın, Cuss'ın yüzüne baktı, ve her bir dehşete gördüm kendi hastalıklı şaşkınlık yansıması.Guardò in faccia Cuss, vicino alla sua, e ognuno ha visto un orrore riflesso del proprio stupore malaticcio.
O kendi yakın, Cuss'ın yüzüne baktı, ve her bir dehşete gördüm kendi hastalıklı şaşkınlık yansıması.그는 가까이 자신에게 저주의 얼굴을 보며, 각각의 충격을 보았다 자신의 병약한 놀랍게도의 반사.
O kendi yakın, Cuss'ın yüzüne baktı, ve her bir dehşete gördüm kendi hastalıklı şaşkınlık yansıması.Podíval se do tváře nadávat, blízko k jeho vlastní, a každý viděl zděšení odrazem jeho bledé překvapení.
O kendi yakın, Cuss'ın yüzüne baktı, ve her bir dehşete gördüm kendi hastalıklı şaşkınlık yansıması.Pogledal je v obraz CUSS, blizu svoje, in vsak videl zgrožen odsev svojega bolehen začudenja.
O kendi yakın, Cuss'ın yüzüne baktı, ve her bir dehşete gördüm kendi hastalıklı şaşkınlık yansıması.Pozrel sa do tváre kliať, blízko k jeho vlastnej, a každý videl zdesenie odrazom jeho bledé prekvapenie.
O kendi yakın, Cuss'ın yüzüne baktı, ve her bir dehşete gördüm kendi hastalıklı şaşkınlık yansıması.وقال انه يتطلع الى مواجهة لعنة ، على مقربة من بلده ، ورأى كل بالرعب انعكاس استغرابه غث الخاصة.
O kendi yakın, Cuss'ın yüzüne baktı, ve her bir dehşete gördüm kendi hastalıklı şaşkınlık yansıması.彼自身の病弱な驚きの反射。 "私はおおまかに対処するために申し訳ない、"声は言った、"それは避けられないでしょう。"
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.(38)За да отсъдиш за сирачето и угнетения, Тъй щото човекът, който е от земята, да не застрашава вече.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.(9:39) чтобы дать суд сироте и угнетенному, да не устрашает более человек на земле.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.aby si súdil sirotu a potlačeného, aby viac nestrašil smrteľný človek zo zeme.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Abyś sąd uczynił sierocie i chudzinie, aby go więcej nie trapił człowiek śmiertelny na ziemi.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Abys soud činil sirotku a ssouženému, tak aby jich nessužoval více člověk bídný a zemský.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Anak yatim dan orang tertindas Kaubela perkaranya, supaya tak ada orang yang menakutkan mereka
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.auttaaksesi orvon ja sorretun oikeuteensa, ettei ihminen, joka maasta on, enää saisi kauhua aikaan.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.ca să faci dreptate orfanului şi celui asuprit, şi ca să nu mai însufle groaza omul cel luat din pămînt.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.da maščuje siroto in stiskanega, da ju ne straši več človek, ki je iz zemlje.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.daß du Recht schaffest dem Waisen und Armen, daß der Mensch nicht mehr trotze auf Erden.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.for at skaffe fortrykte og faderløse Ret. Ikke skal dødelige mer øve Vold.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.för att skaffa den faderlöse och förtryckte rätt, så att människor, komna av jord, ej längre vålla skräck.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.Hogy ítéletet tégy az árvának és nyomorodottnak, hogy többé már ne rettentsen a földbõl való ember.
Öksüze, düşküne hakkını vermek için, Bir daha dehşet saçmasın ölümlü insan.고아와 압박당하는 자를 위하여 심판하사 세상에 속한 자로 다시는 위협지 못하게 하시리이다
İlgili Sayfalar