dehşet ile cümle
dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Veselje je pravičnemu izvrševanje sodbe, a groza njim, ki delajo krivico.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Vígasság az igaznak igazat cselekedni; de ijedelem a hamisság cselekedõinek.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Χαρα ειναι εις τον δικαιον να καμνη κρισιν ολεθρος δε εις τους εργατας της ανομιας.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Радост е на праведния да върши правосъдие, А измъчване е за ония, които вършат беззаконие.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.Соблюдение правосудия – радость для праведника и страх для делающих зло.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.שמחה לצדיק עשות משפט ומחתה לפעלי און׃
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.اجراء الحق فرح للصدّيق والهلاك لفاعلي الاثم.
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.秉 公 行 義 、 使 義 人 喜 樂 、 使 作 孽 的 人 敗 壞
Hak yerine gelince doğru kişi sevinir, Fesatçı dehşete düşer.秉公 行義 、 使義 人 喜樂 、 使 作孽 的 人 敗壞
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Az én népem leányának romlása miatt megromlottam, szomorkodom, iszonyat fogott el engem!
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Con gái dân ta bị thương, ta vì đó bị thương; ta đương sầu thảm; bị sự kinh hãi bắt lấy.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Con_gái dân ta bị_thương , ta vì đó bị_thương ; ta đương sầu_thảm ; bị sự kinh_hãi bắt lấy .
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Dla skruszenia córki ludu mojego skruszonym jest, żałobę ponoszę, zdumienie zdjęło mię.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Estou quebrantado pela ferida da filha do meu povo; ando de luto; o espanto apoderou-se de mim.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Hatiku remuk karena bangsaku sakit parah; aku berkabung dan gelisah
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Ik huil om de verwoesting van mijn volk; Ik ben in de rouw en verlamd door angst.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Jag är förkrossad, därför att dottern mitt folk så krossas, jag går sörjande, häpnad har gripit mig.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Je suis brisé par la douleur de la fille de mon peuple, Je suis dans la tristesse, l`épouvante me saisit.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.딸 내 백성이 상하였으므로 나도 상하여 슬퍼하며 놀라움에 잡혔도다
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Mich jammert herzlich, daß mein Volk so verderbt ist; ich gräme mich und gehabe mich übel.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Over mitt folks sønderknuselse er jeg sønderknust; jeg går i sørgeklær, forferdelse har grepet mig.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Per la ferita della figlia del mio popolo sono affranto, sono costernato, l'orrore mi ha preso
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Pre skrúšenie dcéry svojho ľudu som skrúšený, smútim, hrôza ma pochytila.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Pro potření dcery lidu mého potřín jsem, smutek nesu, užasnutí podjalo mne.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Quebrantado estoy por el quebranto de la hija de mi pueblo. Estoy enlutado; el horror se ha apoderado de mí
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.,,Sînt zdrobit de durerea fiicei poporului meu, mă doare, m'apucă groaza.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Ved mit Folks Datters Sammenbrud er jeg brudt sammen, jeg sørger, grebet af Rædsel.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Δια το συντριμμα της θυγατρος του λαου μου επληγωθην, ειμαι εις πενθος, εκπληξις με κατελαβε.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.О сокрушении дщери народа моего я сокрушаюсь, хожу мрачен, ужас объял меня.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.Съкрушен съм поради съкрушението на дъщерята на людете Ми; Помрачен съм; ужас ме обзе.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.על שבר בת עמי השברתי קדרתי שמה החזקתני׃
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.من اجل سحق بنت شعبي انسحقت. حزنت اخذتني دهشة.
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.先 知 說 、 因 我 百 姓 的 損 傷 、 我 也 受 了 損 傷 . 我 哀 痛 . 驚 惶 將 我 抓 住
Halkımın yarasından ben de yaralandım. Yasa büründüm, dehşete düştüm.先知說 、 因我 百姓 的 損傷 、 我 也 受 了 損傷 . 我 哀痛 . 驚惶將 我 抓住
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.부인 홀, 입을 벌린 and 공포에 빠진 서, 그녀가 본 것을에 비명을 질렀다
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Gospe Hall, ki stoji odprto ustjem in grozo-udarilo, zacvilila, kaj je videla, in je za vrata v hišo.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Hall, állt tátott szájjal és horror sújtotta, sikoltozott, hogy mit látott, tett magának az ajtót, a ház.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mevrouw Hall, staand met open mond en de horror-geslagen, schreeuwde wat ze zag, en voor de deur van het huis.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mrs. Hall, em pé de boca aberta e horrorizado, gritou com o que viu, e para a porta da casa.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mrs. Hall, mit offenem Mund und entsetzt, schrie, was sie sah, und für die Tür des Hauses gemacht.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Mrs Hall, stod med öppen mun och skräckslagen, skrek på vad hon såg, och gjorde för ingången till huset.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Paní Hall, který stál s otevřenou pusou a hrůzou, ječel na to, co viděla, a zamířil ke vchodu do domu.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Pani Hall, ktorý stál s otvorenými ústami a hrôzou, jačal na to, čo videla, a zamieril ku vchodu do domu.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Pani Hall, stojąc z otwartymi ustami i przeraziło, wrzeszczał na to, co widziała, i ruszył do drzwi domu.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Rouva Hall, seisoo suu auki ja kauhu-iski, kirkui, mitä hän näki, ja teit oven talon.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Г-жа Hall, стои с отворена уста и ужас-удари, с възклицания на това, което е видяла, и за вратата на къщата.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Миссис Холл, стоя с открытым ртом и ужас, закричал на то, что она увидела, и направился к двери дома.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.Місіс Гол, стоячи з відкритим ротом і жах, закричав на те, що вона побачила, і попрямував до дверей будинку.
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.السيدة القاعة ، يقف فاغر الفم والرعب ضرب ، صرخت في ما شاهدته ،
Hall, ayakta açık ağızlı ve dehşet, onun gördüklerini çığlık attı ve evin kapı yapılmış.と家のドアのために作ら。誰もが移動し始めた。
Hastalık o kadar dehşet vericiydi ki;Căn bệnh này khiếp đảm đến mức
Hastalık o kadar dehşet vericiydi ki;Esta enfermedad era tan aterradora que el presidente de los EE.
Hastalık o kadar dehşet vericiydi ki;정말 무서운 질병이었습니다
Hastalık o kadar dehşet vericiydi ki;ולא היה חיסון.
Hastalık o kadar dehşet vericiydi ki;المرض كان كابوسا للأباء
Hastalık o kadar dehşet vericiydi ki;米国大統領は
Hayııır, dehşet!Ne, temnota!
Hayııır, dehşet!Non, nuit!
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.Jezus kalmeerde hen meteen. "Ik ben het", zei Hij, "wees maar niet bang."
Hepsi Onu görmüş ve dehşete kapılmıştı. İsa hemen onlara seslenerek, ‹‹Cesur olun, benim, korkmayın!›› dedi.저희가 다 예수를 보고 놀람이라 이에 예수께서 곧 더불어 말씀하여 가라사대 안심하라 내니 두려워 말라 하시고
İlgili Sayfalar