dehşet ile cümle
dehşet kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Jako ogieó, który las pali, i jako płomieó, który zapala góry.
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Jakož oheň spaluje les, a jako plamen zapaluje hory,
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Kejarlah mereka dengan badai-Mu, kejutkan mereka dengan topan-Mu
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!주의 광풍으로 저희를 쫓으시며 주의 폭풍으로 저희를 두렵게 하소서
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Lik en eld som förbränner skog och lik en låga som avsvedjar berg
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Niinkuin kulovalkea metsää polttaa, niinkuin liekit kärventävät vuoria,
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Olyanokká, mint a tûz, a mely meggyújtja az erdõt, és mint a láng, a mely elégeti a hegyeket.
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Persíguelos con tu tempestad; aterrorízalos con tu huracán
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!så forfølge du dem med din Storm, forfærde du dem med din Hvirvelvind;
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Som en ild som tender en skog, og som en lue som setter fjell i brand,
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!tako jih podi z viharjem svojim in z vrtincem svojim jih preplaši!
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Urmăreşte -i astfel cu furtuna Ta, şi bagă groaza în ei cu vijelia Ta!
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Zoals het vuur een bos verbrandt en de vlammen de bergen roodgloeiend maken,
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!ουτω καταδιωξον αυτους με την ανεμοζαλην σου, και με τον ανεμοστροβιλον σου κατατρομαξον αυτους.
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!Така ги прогони с урагана Си, И смути ги с бурята Си.
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!כן תרדפם בסערך ובסופתך תבהלם׃
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!هكذا اطردهم بعاصفتك وبزوبعتك روعهم.
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!求 你 也 照 樣 用 狂 風 追 趕 他 們 、 用 暴 雨 恐 嚇 他 們
Fırtınanla kovala, Kasırganla dehşete düşür onları!求 你 也 照樣 用 狂風 追趕 他 們 、 用 暴雨 恐 嚇他們
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor."Es scheint, als ob unsere Gene fantastische Macht über unser Schicksal hätten"
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Genele se pare ca au o putere nemapomenita asupra destinelor noastre;
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.I nostri geni sembrano avere un incredibile potere sul nostro destino;
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Nasze geny wydają się mieć niesamowitą moc nad naszymi losami;
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Nos gênes semblent avoir un pouvoir incroyable sur nos destinées;
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Nuestros genes parecen tener un enorme poder sobre nuestros destinos;
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Onze genen lijken ontzagwekkende macht over ons lot te hebben
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Os nossos genes parecem ter imenso poder sobre os nossos destinos;
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Zdá se, že naše geny mají úžasnou moc nad naším osudem.
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Γονίδια μας φαίνεται να έχουν τρομερή δύναμη πάνω από τη μοίρα μας.
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.Изглежда гените ни имат голяма власт над съдбата ни.
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.נדמה שלגנים שלנו, יש כח גדול על הגורל שלנו.
Genlerimiz kaderimizin üzerinde dehşet verici bir güce sahip gibi görünüyor.驚くべき影響を与えているようです。 それでも私はこう思いたい。
Gerçeği keşfettiklerinde ise dehşete kapılmışlardı, çünkü yarışmalar hileliydi ve seyirciler önemsenmemişti.Khán giả choáng váng khi phát hiện ra họ luôn bị ra rìa vì các chương trình bị thao túng.
Gerçeği keşfettiklerinde ise dehşete kapılmışlardı, çünkü yarışmalar hileliydi ve seyirciler önemsenmemişti.그런데 그 쇼가 조작된 거였기때문에 사실은 청중들은 쭉 제외되어있었다는 걸 알게 되었을때 그들은 경악을 했어요.
Gerçeği keşfettiklerinde ise dehşete kapılmışlardı, çünkü yarışmalar hileliydi ve seyirciler önemsenmemişti.Widzowie przeżyli wstrząs odkrywając że wcale się nie liczyli, że widowisko było sfabrykowane.
Gerçeği keşfettiklerinde ise dehşete kapılmışlardı, çünkü yarışmalar hileliydi ve seyirciler önemsenmemişti.Они были в ужасе, когда узнали, что оставались за бортом, так как шоу было сфабриковано.
Gerçeği keşfettiklerinde ise dehşete kapılmışlardı, çünkü yarışmalar hileliydi ve seyirciler önemsenmemişti.הם היו מבועתים כאשר גילו שהם באמת נשארו בחוץ כל הזמן משום שהתוכניות היו מבוימות.
Gerçeği keşfettiklerinde ise dehşete kapılmışlardı, çünkü yarışmalar hileliydi ve seyirciler önemsenmemişti.وكان الجمهور حزينا جدا عندما اكتشفوا أنه تم إبعادهم من المشاركة بعد إيقاف البرنامج.
Girdap yeniden açılır ve yüz yıllık bir dehşet saçar!Le vortex va ouvrir et libérer mille d'ans de nuit!
Görümü yalnız ben Daniel gördüm. Yanımdakiler görmediler, ama dehşete düşerek gizlenmek için kaçtılar.이 이상은 나 다니엘이 홀로 보았고 나와 함께한 사람들은 이 이상은 보지 못하였어도 그들이 크게 떨며 도망하여 숨었었느니라
Görümü yalnız ben Daniel gördüm. Yanımdakiler görmediler, ama dehşete düşerek gizlenmek için kaçtılar.וראיתי אני דניאל לבדי את המראה והאנשים אשר היו עמי לא ראו את המראה אבל חרדה גדלה נפלה עליהם ויברחו בהחבא׃
Görümü yalnız ben Daniel gördüm. Yanımdakiler görmediler, ama dehşete düşerek gizlenmek için kaçtılar.فرأيت انا دانيال الرؤيا وحدي والرجال الذين كانوا معي لم يروا الرؤيا لكن وقع عليهم ارتعاد عظيم فهربوا ليختبئوا.
Görümü yalnız ben Daniel gördüm. Yanımdakiler görmediler, ama dehşete düşerek gizlenmek için kaçtılar.這 異 象 、 惟 有 我 但 以 理 一 人 看 見 、 同 著 我 的 人 沒 有 看 見 、 他 們 卻 大 大 戰 兢 、 逃 跑 隱 藏
Görümü yalnız ben Daniel gördüm. Yanımdakiler görmediler, ama dehşete düşerek gizlenmek için kaçtılar.這異 象 、 惟有 我 但以理 一 人 看見 、 同 著 我 的 人 沒有 看見 、 他 們卻 大大 戰兢 、 逃跑 隱藏
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.Dragostea aceea înspăimântată.
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.Ik zie het, ...en zou liever andere wreedheden zien.
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.Je le vois, ...et préférerai voir n'importe quelle autre horreur.
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.Látom, ...és inkább látnék bármilyen más szörnyűséget.
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.Lo veo... ...aunque preferiría contemplar cualquier otro horror.
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.Я вижу это... и лучше бы я увидела любое другое несчастье.
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.ראיתי את זה .והלוואי שהייתי רואה כל זוועה אחרת
Görüyorum... ...insanı dehşete düşüren o anları.يمكننى أن أراه ذلك الحب المرعب
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Bij het ondergaan van de zon viel Abram in een diepe slaap en kreeg een angstige droom.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Da Solen så var ved at gå ned, faldt der Dvale over Abram, og se, Rædsel faldt over ham, et stort Mørke.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.És lõn naplementekor, mély álom lepé meg Ábrámot, és ímé rémülés és nagy setétség szálla õ reá.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.In ko se je solnce nagibalo, se loti Abrama trdno spanje, in glej, strah in tema velika ga obideta.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Ketika matahari mulai terbenam, Abram tertidur nyenyak. Tiba-tiba ia diliputi rasa takut yang amat sangat
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.해질 때에 아브람이 깊이 잠든 중에 캄캄함이 임하므로 심히 두려워하더니
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.Kun aurinko oli laskemaisillaan, valtasi raskas uni Abramin, ja katso, kauhu ja suuri pimeys valtasi hänet.
Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.La apusul soarelui, un somn adînc a căzut peste Avram; şi iată că l -a apucat o groază şi un mare întunerec.
İlgili Sayfalar