Ana içeriğe geç
Sözlük

defalarca ile cümle

defalarca kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Yetmişli yıllarda defalarca hapis yattı.Fiatal kora óta szinte folyamatosan börtönben ül.
Grup üyeleri ise böyle bir şeyin olmadığını defalarca vurgulamışlardır.A film készítői többször állították, hogy nem igaz ez az állítás.
Niyazi "Dinamo" topluluğunun halterde defalarca birincilikler kazandı.A Dinama Minszken kívül nekik sikerült mindez elsőként.
Stevenson'ın romanı 1908 yılından başlayarak defalarca sinemaya aktarılmıştı.Møllerin elokuvaura alkoi Nordisk Filmillä vuonna 1908.
Kesrevi defalarca adliye’de çeşitli görevlerde bulundu.Scettino valitti tuomiostaan monta kertaa eri oikeusasteisiin.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Hän yritti kuitenkin paluuta useaan otteeseen mutta siinä onnistumatta.
Birçok dilden farklı olarak sözcüklerin birbirlerine defalarca eklenmeleri mümkündür.Sana voi lainautua kielestä toiseen myös useita kertoja.
10 Mart 1963, Long Island, New York) defalarca Grammy kazanmış Amerikalı müzik yapımcısıdır.10. maaliskuuta 1963 Long Island, New York) on yhdysvaltalainen musiikkituottaja.
Defalarca hacca giderdi.Se on moneen kertaan hankahaarainen.
Özgün metin zaman içinde defalarca değişikliğe uğramıştır.Miehistö vaihtui yhtyeen alkuaikoina useasti.
Okulun verdiği prestijli Roma Ödülü’nü almayı defalarca denedi ama başaramadı.Hän on monesti yrittänyt ”iskeä” koulunsa tyttöjä, muttei koskaan ole onnistunut.
Ayrıca kulüp defalarca; Koraç Kupası, EuroCup ve EuroChallenge gibi Avrupa turnuvalarında yer aldı.Seura on myös pelannut useasti euro-otteluita muun muassa jo lopetetuissa Korać cupissa ja EuroChallengessa.
Ukrayna Cumhuriyeti'nde topçu bölümünde hizmet eden Kasım defalarca ödüllendirilmişti.Neuvostoliittolaisten tykistö tulitti Metsäpirtin kirkonkylää useasti aamun tunteina.
Kendisi de defalarca söylemişti ki eğer canını da verirse bu yolda adım atacaktır.Hän kertoi aina totuuden vaikka se riskeeraisi hänen henkensä.
Daha sonra Luke, Percy'i defalarca öldürmeye çalışmıştır.Jälkeenpäin CIA yritti moneen otteeseen murhata Castron.
Rus ordusu defalarca saldırıya geçti ama geri püskürtüldü.Saksalaiset hyökkäsivät taloa vastaan useita kertoja päivässä, mutta joka kerralla heidät pysäytettiin.
Jack London kariyeri boyunca defalarca intihalden suçlandı.Ο Τζακ Λόντον κατηγορήθηκε πολλές φορές για λογοκλοπή κατά τη διάρκεια της καριέρας του.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Συνελήφθη πολλές φορές για την επαναστατική του δράση από την Ασφάλεια.
Bu eserler defalarca tekrarlanan birkaç ölçülük kısa parçalardan ibarettir.Παίζουν μόνο λίγες απλές επαναλαμβανόμενες συγχορδίες.
Fakat bu tecavüz bir kere değil, defalarca gerçekleşir.Αλλά ένας τέτοιος συνδυασμός δεν συμβαίνει συχνά.
Şampiyonlar Ligi'nin statüsü 1992'den beri defalarca değişmiştir.Η δομή του πρωταθλήματος Λήμνου άλλαξε πολλές φορές.
Fernandao ile defalarca oynadım.Συνεργάστηκε πολλές φορές με τον Σκεντέρμπεη.
Google'ın arama sonuçları bu yolla defalarca kez suistimal edildi.Πολλές από τις αναρτήσεις του έχουν πια αρχειοθετηθεί από την Google.
Nobel Ödülüne defalarca aday gösterilmiş, ancak bu ödülü kazanamamıştır.Ο Μίλερ προτάθηκε επανειλημμένα για το Βραβείο Νόμπελ, αλλά δεν το πήρε ποτέ.
Hitler, gücünün zayıflayacağından korkarak bu teklifi defalarca reddetti.Οι προσδοκίες του Χίτλερ για την αντοχή της αμυντικής γραμμής του διαψεύσθηκαν.
Romanın daha önce de defalarca tiyatro ve sinema uyarlamaları yapılmıştı.Το μυθιστόρημα επανειλημμένα μεταφέρθηκε στη θεατρική σκηνή και στον κινηματογράφο.
Uzun yıllar pist ile salon rekorlarını elinde tuttu ve defalarca ay-yıldızlı formayı giydi.Για αρκετούς μήνες διατηρούσε το πρωτάθλημα, συχνά χρησιμοποιώντας ένα γάντι με γέμιση.
1865, 1866 ve 1883'te defalarca rektör seçildi, bu üniversitenin yıllıklarında nadir görülen bir olay.Εκλέχτηκε επανειλημμένα πρύτανης, το 1865, 1866 και 1883, γεγονός σπάνιο στα χρονικά του πανεπιστημίου.
17. yüzyılın başında, şehir Darién'den gelen korsanlar ve yerli halk tarafından defalarca saldırıya uğradı.I begyndelsen af ​​1600, blev byen angrebet adskillige gange af pirater samt oprindelige folk fra Darién.
Hitler, gücünün zayıflayacağından korkarak bu teklifi defalarca reddetti.Hitler afviste imidlertid denne idé flere gange, idet han frygtede, at det ville svække hans greb om magten.
Kurtuluş’un binaları da defalarca alevlerle baş etmek zorunda kalmıştır.Bygninger er alligevel blevet hærget af brande flere gange.
Don Juan, hikâyesi defalarca farklı yazarlar tarafından anlatılmış efsanevi ve kurgusal bir karakterdir.Don Juan er en legendarisk kvindebedårer, hvis historie er blevet fortalt af talrige forfattere.
Direniş grubu üyeleri onu defalarca öldürmeye çalıştı.Sikkerhedspolitiet forsøgte flere gange at true ham til tavshed.
Ancak bu faaliyetleri sırasında defalarca kez tutuklanıp serbest bırakıldı.Efterfølgende blev de arresteret og løsladt gentagne gange.
Öykü defalarca filme uyarlanmıştır.Historien er flere gange blevet filmatiseret.
Mary defalarca hamile kalsa da düşük yaptı ve krallığa bir veliaht veremedi.Hun var gravid og må have bedraget kongen.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Han har søgt ind på politiskolen utallige gange, men det er aldrig lykkedes.
Animede aynı kişiler defalarca kez ölür, aynı olaylar defalarca kez tekrar eder.De ovenstående gangarter er alle rene gangarter, da det samme taktled gentages igen og igen.
Bernard defalarca yönetmen olarak kamera arkasına da geçti.Kristen opptrådte flere ganger som reservedirigent.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.Sand drepte ham ved å stikke ham flere ganger med en dolk.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Prøvde flere ganger senere å bli valgt inn igjen, men lyktes ikke.
Kurtuluş’un binaları da defalarca alevlerle baş etmek zorunda kalmıştır.Kirken i Bud har flere ganger vært herjet av brann.
Rus ordusu defalarca saldırıya geçti ama geri püskürtüldü.En sovjetrussisk bataljon angrep, men ble slått tilbake.
Hollanda filosu Hansa Birliği filosunu defalarca yenilgiye uğrattı.Hollands flåte utfordret og beseiret flåten til det nordtyske Hansaforbundet flere ganger.
Defalarca evden kaçtı.Hun ble flere ganger kastet ut av sine boliger.
Yargılanmadan önce defalarca işkence gördü.Han ble gjentatte ganger torturert i fengselet.
Hazarlarla birlikte Şirvan'a ruslar defalarca denizden baskınlar etmekteydi.Blant partiene som ofte opplevde å bli ekskludert var RV (nå Rødt).
Woody defalarca o parayla kamyonet alacağını söyler.Woody berulang kali mengatakan ingin membeli truk dengan uangnya.
2008 yılından bu yana Forbes defalarca Moskova'yı "dünyanın milyarder sermaye merkezi" olarak duyurmuştur.Sejak 2008 Forbes telah berulang kali menyebut Moskwa sebagai "ibukota miliuner dunia".
En ünlü çalışması Bishoujo Senshi Sailor Moon, Kuzey Amerika'da defalarca basıldı ve geniş bir pazar kazandı.Karyanya yang paling populer, Sailor Moon, telah dicetak dan dijual secara luas di Amerika Utara.
Köroğlu kendisini defalarca kurda benzetir.Ia sering tampak seperti peragu.
Klip boyunca Gaga defalarca kostüm değiştiriyor.Pakaian Sakura sering berubah sepanjang seri.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.Ia mengambil batu itu suatu hari dan memutarkannya tiga kali di tangannya.
Ömrünün sonlarında kalp rahatsızlığından dolayı defalarca hastaneye yatırıldı.Dia dirawat lagi setelah beberapa hari keluar rumah sakit karena kesulitan bernapas.
Muazzam su kütleleri Batı Sibirya’nın güneyine doğru aynı anda ve defalarca boşalmıştır.Jumlah air yang luar biasa mengering begitu saja dan mengalir ke selatan Siberia Barat.
Jolie bunu defalarca reddetti, ama birbirlerine set sırasında "aşık olduklarını" kabul etti.Jolie phủ nhận điều này nhiều lần, nhưng sau này thừa nhận rằng họ "yêu nhau" trong quá trình làm việc.
Hollanda filosu Hansa Birliği filosunu defalarca yenilgiye uğrattı.Các hạm đội của Bá quốc Holland từng vài lần đánh bại hạm đội của Liên minh Hanse.
17. yüzyılın başında, şehir Darién'den gelen korsanlar ve yerli halk tarafından defalarca saldırıya uğradı.Vào đầu thế kỷ 17, thành phố bị tấn công nhiều lần bởi những tên cướp biển và người dân bản địa từ Darien.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Ông bị tống giam vài lần vì thái độ chính trị của mình.
Monica'dan önce birinci sezonda Janice Hosenstein ile çıkmış ve onu defalarca terk etmiştir.Chandler hẹn hò cùng Janice Hosenstein trong mùa 1 và sau đó chia tay với cô nhiều lần.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod