Klip boyunca Gaga defalarca kostüm değiştiriyor.При исполнении ритуала одежда шамана меняется несколько раз.
O, şarkıları birleştirmek istemediğini defalarca beyan etti.Она поняла, что не сможет смешать все песни вместе.
Uzun mesafe koşularında uzun süre geçilmedi ve defalarca milli formayı giydi.Она никогда не могла поднимать хоть сколько либо тяжелые вещи и предпринимать длительные прогулки.
Çeşitli polis karakolları arasında dolaştırıldı ve defalarca kez evi ve bürosunun aramasına nezaret ettirildi.Иногда он сам вынужден был скрываться, полиция несколько раз обыскивала его дом.
Antlaşmalar, ilk imzalandıktan sonra 65 yıl boyunca defalarca başka antlaşmalarla değiştirildi.تم تعديل المعاهدات مراراً وتكراراً من قبل المعاهدات الأخرى على مدى 65 سنة منذ توقيعها لأول مرة.
Çeşitli polis karakolları arasında dolaştırıldı ve defalarca kez evi ve bürosunun aramasına nezaret ettirildi.حيث تنقلت بين عدد من مراكز الشرطة وأجبرت على مرافقة الشرطة لتفتيش منزلها ومكتبها.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.بسبب حالتها السيئة بسبب الحرائق المتكررة، أعيد بناؤها عدة مرات.
Animede aynı kişiler defalarca kez ölür, aynı olaylar defalarca kez tekrar eder.يتركز معظم غضبه على مجرم واحد، يتكرر مراراً وتكراراً.
Gölgeye saklanan Ben Keamy'yi tuzağa düşürür ve onu boynundan defalarca bıçaklar.وبن الذى كان مختفي وراء ظل ترصد كيمي وطعنه بالسكين في عنقه عده مرات .
Filipinler devlet başkanlığına defalarca aday olmuştur.ترشح لمنصب الرئاسة الاميريكة عدة مرات.
Koşmaya başlar, fakat fişek eline yapışmıştır, atmaya çalışır defalarca, ama düşmez.مجدداً داعبت جمالها بأصابعها، مجدداً تدفع وتجذب لكن بلا جدوى.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.واغتصبت النساء اللاتي بقين في هذا المنزل مرارًا وتكرارًا.
Ancak bu faaliyetleri sırasında defalarca kez tutuklanıp serbest bırakıldı.وقد أدت به هذه الأنشطة إلى تعرضه للسجن والنفي لمرات عديدة.
Defalarca evden kaçtı.وخلال وجودها نقلت من مكانها عدة مرات.
Fernandao ile defalarca oynadım.لعب مع زولته فاريجيم.
Şehir, bin yılı aşkın bir süredir defalarca el değiştirmiştir.لما قام به هذا الأب من تغيير في نفوس الآلاف من الناس علي مر العصور.
Tom görevi kötüye kullanmayı defalarca reddetti.تكرر إنكار توم للاعتراف بالإساءة.
Ne yazık ki, bu politikalar Japonya'yı 1999 ve 2004 yılları arasında defalarca deflasyona itti.Essas políticas levaram o Japão à deflação em inúmeras ocasiões entre 1999 e 2004.
Tasarım o zamandan beri neredeyse tüm cep telefonu üreticileri tarafından defalarca kopyalanmışdır.O design já foi copiado por praticamente todas as fabricantes de smartphones muitas vezes.
Defalarca Memlük kuvvetlerini mağlup etmeyi başardı.Várias vezes conseguiu vencer forças inimigas.
Béla Lugosi Jr, daha sonra defalarca bu fikrin kendisine ve annesi Lillian'a ait olduğunu belirtti.Béla Lugosi Jr. confirmaria em várias ocasiões que ele e a sua mãe teriam tomado a decisão.
En sevdiği yemek domatestir, hayatta en güvendiği şeyin domates olduğunu defalarca vurgulamıştır.Sua comida favorita é tomate, e ele mesmo diz que confia mais nos tomates do que qualquer coisa no mundo.
Hindenburg şahsen Hitler'i hor görmekte, onu küçümseyerek defalarca "Bohem Onbaşı" olarak söz etmekteydi.Hitler e Hindenburg pessoalmente se detestavam, ele se referia a Hitler como um "cabo boêmio".
Defalarca Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanmıştır.Foi várias vezes condenado por tribunais militares.
Defalarca evden kaçtı.Muitas vezes, fugia.
Birçok dilden farklı olarak sözcüklerin birbirlerine defalarca eklenmeleri mümkündür.Essas, oferecem uns aos outros muito mais do que pode ser expressado em palavras.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Passou a maior parte da sua vida preso por suas atividades revolucionárias.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Geralmente às prostitutas força-se-lhes a transladar-se após ser violadas várias vezes.
Ancak Reigns, saldırıyı lehine çevirip Strowman'ın kolunu defalarca ambulans kapısına vurdu.Reigns retaliou atacando o braço de Strowman com a porta de uma ambulância.
Kendisi de defalarca söylemişti ki eğer canını da verirse bu yolda adım atacaktır.Ele também prometeu que um dia ela iria se juntar a sua banda.
Ön cephesi, hem 1530'da Michelango tarafından hem de daha sonraları defalarca yenilenmiştir.A fachada do palácio foi reformada por Michelângelo na década de 1540 e muitas outras vezes depois.
Romanın daha önce de defalarca tiyatro ve sinema uyarlamaları yapılmıştı.O romance foi adaptado várias vezes para teatro e filme.
Filipinler devlet başkanlığına defalarca aday olmuştur.Foi várias vezes candidato a Presidente da Argentina e a deputado nacional.
Büyük veri bir kere yazılıp defalarca okuma işlemi yapıldığı duruımlarda kullanılması gerekir.Técnicas de imagem direta são usadas as vezes quando é necessária uma alta resolução.
Jolie bunu defalarca reddetti, ama birbirlerine set sırasında "aşık olduklarını" kabul etti.Jolie ontkende dit meerdere malen, maar gaf toe dat ze tijdens het filmen verliefd waren geworden.
Çünkü bu köy defalarca viran olmuştur(yıkılmıştır).Een stad is doorgaans onderverdeeld in wijken (asum, meervoud asumid).
Defalarca evden kaçtı.Hij ontsnapte diverse keren.
Direniş grubu üyeleri onu defalarca öldürmeye çalıştı.Diverse malen probeerden leden van de oppositie ook haar af te laten zetten.
Şehir, bin yılı aşkın bir süredir defalarca el değiştirmiştir.De stad zon 20.000 jaar lang op wraak.
Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir.De wetenschappelijke naam is in het verleden verschillende malen veranderd.
Aynı süre içinde Anadolu'ya defalarca sefere çıkıldı.Ook zelf schaatst hij nog enkele keren per jaar een marathon.
Hem Rusya hem de Finlandiya, aralarında bir toprak sorunu bulunmadığını defalarca ifade etmişlerdir.Rusland en Noorwegen hebben al meerdere malen ruzie gehad over het overige gebied.
En sonunda oğlu ve onun bazı arkadaşları defalarca hapislere düşer.Uiteindelijk weet hij, samen met zijn broer en nog enkele andere gevangenen, te ontsnappen uit de gevangenis.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Vanwege zijn politieke activisme werd hij meermaals gevangengezet.
Tasarım o zamandan beri neredeyse tüm cep telefonu üreticileri tarafından defalarca kopyalanmışdır.Het systeem is internationaal door bijna alle toetsenbordfabrikanten overgenomen.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.Het werd echter diverse malen door brand verwoest en herbouwd.
Kurtuluş’un binaları da defalarca alevlerle baş etmek zorunda kalmıştır.Diverse malen konden brandweervoertuigen ternauwernood van de vlammen gered worden.
Google'ın arama sonuçları bu yolla defalarca kez suistimal edildi.De internetzoekmachine Google is vernoemd naar dit getal.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.De drie christenen weigerden dat en werden vervolgens meerdere malen met een mes gestoken.
Direniş grubu üyeleri onu defalarca öldürmeye çalıştı.Kilkakrotnie ruch oporu próbował go zabić.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Kilkakrotnie aresztowany za działalność rewolucyjną.
Birinci Bölük’ü defalarca tehlikeden kurtarmıştır.Często ratuje Oddział Pierwszy z opresji.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Wielokrotnie kandydował w wyborach – bez powodzenia.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.Wielokrotnie niszczona przez pożary, za każdym razem była odbudowywana.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Jest prawdopodobne, że ofiary gwałcił, być może nawet wielokrotnie.
Defalarca hacca giderdi.Kilka razy kłamał.
Söz konusu tepeler iki gün boyunca defalarca el değiştirdi.Okoliczne wzgórza kilkakrotnie przechodziły z rąk do rąk.
Fernandao ile defalarca oynadım.Wielokrotnie występował z Tomaszem Stańką.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Wielokrotnie aresztowany za działalność polityczną.
Vişne Bahçesi dünyanın dört bir yanında 1904'ten beri defalarca sergilendi.Zawołanie używane jest przez miliony skautów na całym świecie od 1907 roku.