Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.Es war nach einem lange zurückliegenden Brand nur notdürftig wieder aufgebaut worden.
Dizinin tekrarları D Max ve Max Smart'a defalarca yayınlanmıştır.Detaillierte Angaben zum Klima werden von Schnell und Adam gegeben.
Bernard defalarca yönetmen olarak kamera arkasına da geçti.Seit 2009 steht er als Regisseur auch regelmäßig hinter der Kamera.
Daha sonra Luke, Percy'i defalarca öldürmeye çalışmıştır.Saul versuchte daraufhin mehrmals, ihn zu töten.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Il est arrêté plusieurs fois pour activité révolutionnaire.
Varlığın en erken yüzyıllarından beri İstanbul defalarca deniz yönünden tehditlerle karşı karşıya kalmıştır.Au cours de ses premiers siècles d'existence, Constantinople fait face à peu de menaces maritimes.
Defalarca Memlük kuvvetlerini mağlup etmeyi başardı.Il sauva plusieurs fois son équipe de la défaite.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.Il bat le prêtre et le poignarde une demi-douzaine de fois.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Les femmes meurent parfois après avoir été violées.
Woody defalarca o parayla kamyonet alacağını söyler.Il espère acheter un camion avec cet argent.
Defalarca evden kaçtı.À plusieurs reprises, il s'est évadé.
Defalarca çeşitli sanatçılarla ve sıklıkla Lindsey Stirling ve Taylor Davis ile birlikte çalıştı.Il collabore récemment avec Lindsey Stirling et Taylor Davis.
Reddedince, kafasına çekiçle defalarca vurularak katledildi.Jax le tue en lui tirant plusieurs fois dans la tête.
Defalarca Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanmıştır.Il est, à plusieurs reprises, poursuivi devant le Conseil d'État.
Çeşitli dönemlerde çıkan yangınlarda büyük zarar görmesine rağmen defalarca restore edilmiştir.En raison de son état de délabrement du à des incendies répétées elle est reconstruite à plusieurs reprises.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Elle est emprisonnée plusieurs fois pour son militantisme politique.
Bernard defalarca yönetmen olarak kamera arkasına da geçti.On le retrouve aussi de plus en plus fréquemment derrière la caméra.
O, şarkıları birleştirmek istemediğini defalarca beyan etti.Elle sentait qu'elle ne pouvait pas mélanger les chansons ensemble.
Dokuz ay yataklara düştü ve defalarca ölümden döndü.La maison est alors emmenée dans les nuages, ses occupants endormis risquant de tomber à maintes reprises.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Elle tente de se redresser plusieurs fois, mais échoue.
Bu dönemde defalarca İngiltere’ye gitti.À partir de ce moment, elle a souvent résidé en Angleterre.
Söz konusu tepeler iki gün boyunca defalarca el değiştirdi.La colline changea plusieurs fois de mains.
Dizide buna defalarca yer verilmiştir.La place est plusieurs fois assiégée.
Ben Tom'un dans edişini defalarca gördüm.He visto muchas veces bailar a Tom.
Ne yazık ki, bu politikalar Japonya'yı 1999 ve 2004 yılları arasında defalarca deflasyona itti.Lamentablemente, esta política condujo Japón en una deflación en numerosas ocasiones entre 1999 y 2004.
Hollanda filosu Hansa Birliği filosunu defalarca yenilgiye uğrattı.De hecho, la flota holandesa derrotó a la Liga Hanseática en varias ocasiones.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Fue arrestado a menudo por sus actividades políticas.
En sevdiği yemek domatestir, hayatta en güvendiği şeyin domates olduğunu defalarca vurgulamıştır.Su comida favorita es el tomate, diciendo que confía en los tomates más que nada en el mundo.
Bu eserler defalarca tekrarlanan birkaç ölçülük kısa parçalardan ibarettir.Como muchas piezas breves, funciona por repetición.
Animede aynı kişiler defalarca kez ölür, aynı olaylar defalarca kez tekrar eder.El mensaje subyacente de la pieza es que el hombre sigue cometiendo una y otra vez los mismos errores.
Sergilerini Almanya ve Türkiye'de defalarca tekrarladı.Ha realizado varias exposiciones en Alemania y Turquía.
Şampiyonlar Ligi'nin statüsü 1992'den beri defalarca değişmiştir.La cámara baja del poder legislativo de Tailandia ha existido de alguna forma desde 1932.
Hayfa'daki liman ve rafineler, Haziran 1940'ta İtalyanlar tarafından defalarca vuruldu.Las bombas italianas comenzaron a caer sobre el puerto y la refinería de Haifa a partir de junio de 1940.
Kurtuluş’un binaları da defalarca alevlerle baş etmek zorunda kalmıştır.El monasterio fue destruido varias veces por las llamas.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Muchas de estas víctimas fueron violadas repetidamente.
Direniş grubu üyeleri onu defalarca öldürmeye çalıştı.Los aliados intentaron varias veces asaltarla siendo rechazados.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Fue repetidamente detenido y deportado por sus actividades revolucionarias.
Daha sonra Luke, Percy'i defalarca öldürmeye çalışmıştır.Ciò nonostante riesce ad atterrare più volte Percy.
Hollanda filosu Hansa Birliği filosunu defalarca yenilgiye uğrattı.Le navi olandesi sconfissero diverse volte le navi della Lega anseatica.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Molte di queste vittime furono violentate ripetutamente.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.Il killer la stuprò e la pugnalò ripetutamente.
Bu tür teklifler 19. yüzyılda defalarca gündeme geldi.Questa via fu tentata più volte nel XIX secolo.
Tasarım o zamandan beri neredeyse tüm cep telefonu üreticileri tarafından defalarca kopyalanmışdır.Questo metodo è stato poi ripreso da quasi tutti i produttori di chitarre.
Klip boyunca Gaga defalarca kostüm değiştiriyor.Gohan cambia molte volte abbigliamento nel corso della serie.
Site o yıldan sonra defalarca ismini ve servis sağlayıcı noktasını (server) değiştirmiştir.Successivamente il festival ha cambiato più volte sede e nome.
Birinci Bölük’ü defalarca tehlikeden kurtarmıştır.In tutte le occasioni venne eliminato al primo turno.
Bu dönemde defalarca İngiltere’ye gitti.Tornò comunque in Inghilterra in diverse occasioni.
Ömrünün sonlarında kalp rahatsızlığından dolayı defalarca hastaneye yatırıldı.Nell'ultimo periodo della sua vita fu più volte ricoverato per le sue precarie condizioni di salute.
Defalarca evden kaçtı.Много раз убегал из дома.
Hollanda filosu Hansa Birliği filosunu defalarca yenilgiye uğrattı.Флот Голландии несколько раз побеждал флоты Ганзейского союза.
Defalarca çeşitli sanatçılarla ve sıklıkla Lindsey Stirling ve Taylor Davis ile birlikte çalıştı.Он часто сотрудничает с Линдси Стирлинг и Тейлор Дэвис.
En sonunda oğlu ve onun bazı arkadaşları defalarca hapislere düşer.Из-за этого он и его коллеги часто оказываются в опасности.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Неоднократно арестовывался за революционную деятельность.
Hazarlarla birlikte Şirvan'a ruslar defalarca denizden baskınlar etmekteydi.Среди украшений постоянно повторяется маска Чака, бога дождя.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Неоднократно арестовывался за свою политическую деятельность.
Sekiz yıl Vladivostok'ta yaşadı ve bu süre boyunca defalarca kaçmayı denedi.Восемь раз его пытались угнать в Германию, но Владимир всякий раз убегал.
Bu tür teklifler 19. yüzyılda defalarca gündeme geldi.Эти выходы не раз наблюдали в XIX веке.
Oyunları defalarca sahnelenmiş ve ödül almıştır.За свои постановки театр неоднократно получал премии и награды.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Несколько раз бежал, но безуспешно.
Grup üyeleri ise böyle bir şeyin olmadığını defalarca vurgulamışlardır.Сами члены группы всегда отрицали существование подобных намёков.