Bu değiş tokuşları tekrar tekrar yapıyoruz, günde defalarca.We make these trade-offs again and again, multiple times a day.
Defalarca denediler Tanrıyı, İncittiler İsrailin Kutsalını.They turned again and tempted God, and provoked the Holy One of Israel.
Defalarca azarlandığı halde dikbaşlılık eden, Ansızın yıkıma uğrayacak, çare yok.He who is often rebuked and stiffens his neck will be destroyed suddenly, with no remedy.
Kendilerine “Bugün bir kere değil, defalarca dövünüp durun, ölümü isteyin” denilecek. [52,16; 14,21]"Do not ask for one death but many deaths on this day."
Sarmal biçimde defalarca üretilen dizgi- art- ish örnekleri. Yazar Jamie Zawinski.Spirally string-art-ish patterns. Written by Jamie Zawinski; 1992.
O zamandar beri parmaklık ardındalar, mahkelemeri ise defalarca ertelendi.They have been behind bars ever since, their trial postponed time and again.
Beni defalarca itip kaktılar ve eşyalarımı kırdılar.They pushed me several times and broke my belongings.
Defalarca denenmesine karşın, hükümet Mayıs 2008'den beri IMF ile anlaşma sağlayamadı.Despite several tries, the government has been unable to strike a deal with the IMF since May 2008.
Sofya, her iki projeyi de öncelik olarak gördüğünü defalarca açıkladı.Sofia has repeatedly said that it considers both projects a priority.
NATO, KFS'nin tam teşekküllü bir ordu olmayacağını defalarca vurguladı.NATO has repeatedly stressed that the KFS will not be a full-fledged army.
Hırvat Cubismo orkestrası sanatçıyla defalarca çaldı.Cubismo, a Croatian band, performed with him several times.
Pendarovski: Yurt içinde yerlerinden edilen insanların sayısı defalarca kamuoyuna açıklandı.Pendarovski: The number of internally displaced persons was made public several times.
Radichkov ayrıca defalarca Nobel Edebiyat Ödülüne de aday gösterilmişti.Radichkov was also nominated several times for the Nobel Prize in Literature.
Parlamento yasayı 2001 yılında kabul etti ve defalarca da değiştirdi.Parliament adopted it in 2001 and has amended it many times.
Yunanistan'da yaşanan mali kriz, defalarca protesto eylemlerine neden oldu. [AFP]Greece’s financial crisis has sparked repeated protests. [AFP]
Bosnalı Sırp yetkililer Inzko'nun kararlarına karşı tutumlarını defalarca dile getirdiler.Bosnian Serb politicians have repeatedly voiced their opposition to Inzko's decisions.
İdam cezası defalarca siyasi karşıtları susturmak için kullanıldı.The death penalty was, in many cases, used to silence political dissent.
Aynı prosedür defalarca tekrarlandı" diye ekledi.The same procedure was repeated over and over," he added.
Ciddi şekilde yaralanan Luciç günlerce kritik durumda kaldı ve defalarca ameliyat edildi.He suffered severe injuries, was in critical condition for days and endured several operations.
Arnavutluk'un siyasi liderlerini defalarca uzlaşma aramaya çağırdık." diye ekledi.We have repeatedly urged Albania's political leaders to search for compromise," he added.
Son üç yıl içinde Hırvatistan Cumhurbaşkanı Stipe Mesiç Karadağ'ı defalarca ziyaret etti.Croatian President Stipe Mesic has visited Montenegro on several occasions in the last three years.
Annan Planı, defalarca gözden geçirilmesine rağmen hâlâ tartışılmakta olan 9 bin sayfalık bir belge.The Annan Plan is a 9,000-page document that is still under debate, even after multiple revisions.
Tarihin defalarca gösterdiği gibi bunlar kötü adımlar.It is a bad practise, as history has shown multiple times.
Yüzme ilgisiz soylarda defalarca evrilmiştir.Swimming evolved a number of times in unrelated lineages.
Bu mevzuat defalarca revize edildi.This legislation was repeatedly revised.
Kuran, Nuh'un halkına defalarca öğüt verdiğini söyler:The Qur'an states that Noah repeatedly told his people:
2009'da tanıtılması gerekiyordu, ancak bu tanıtım defalarca ertelendi.It was due to be introduced in 2009, but was repeatedly delayed.
Elinde baston olan İbn Ziyad, Hüseyin'in başına defalarca vurdu.Ibn Ziyad, having a cane in his hand, struck the head of Al-Hussein over and over.
Tek bir hayat yaşamak zor ama çevrenizdeki tüm insanların defalarca öldüğünü görmek.It’s difficult living through one life but to see all the people around you dying over and over.
Aile, üvey babanın ardından defalarca Batı Hindistan'a taşındı.The family relocated repeatedly within Western India, following the stepfather's regiment.
Beni Mora, yakın tarihlerde İngiliz orkestraları tarafından defalarca kaydedilmiştirBeni Mora has been recorded several times by British orchestras, most recently in 2011.
Moğollar tarafından defalarca yakalandı, ancak ailesi onu fidye ödeyerek kurtarabildi.He was captured several times by the Mongols yet his family was able to free him by paying a ransom.
Adı defalarca söylendiğinde aynada göründüğü söyleniyor.She is said to appear in a mirror when her name is chanted repeatedly.
Bu, hastalık nedeniyle defalarca ertelendi.This was repeatedly delayed by illness.
Guisado, bir Uzi'yi pencereye doğrulttu ve onu defalarca kez vurdu.Guisado shot an Uzi through the window, hitting him multiple times.
Tibet İmparatorluğu, Tarım Havzası'nı ve komşu krallıkları defalarca işgal etti.The Tibetan Empire repeatedly invaded the Tarim Basin and neighboring kingdoms.
Eser, uluslararası alanda defalarca yeniden canlandırıldı ve 1964'te sinemaya uyarlandı.The work has been revived numerous times internationally, and was adapted for the cinema in 1964.
Otuz Yıl Savaşları sırasında kasaba defalarca fethedildi ve yağmalandı.During the Thirty Years' War, the town was conquered and looted repeatedly.
1703 yılındaki inşasından bu yana, köprü defalarca yenilenmiştir.Since its creation in 1703, the bridge has been repeatedly renovated.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu defalarca serbest bırakılmaları için çağrıda bulundu.[2]The United Nations General Assembly has repeatedly called for their release.[62]
Azm, 1943'ten 1947'ye kadar parlamentoda ve kabinede defalarca görev yaptı.Azm served repeatedly in parliament and in the cabinet from 1943 to 1947.
Mağara, 19. yüzyılın sonundan itibaren çeşitli arkeologlar tarafından defalarca kazılmıştır.Beginning with the end of 19th century, it was excavated multiple times by various archaeologists.
Azerbaycan'a saldıran Gürcüleri defalarca yendi.He repeatedly defeated the Georgians who attacked Azerbaijan.
Bu hareket çeşitli Putin yanlısı olaylarda defalarca gözlemlendi.[1]This movement has been repeatedly observed at various pro-Putin events.[36]
B listesindeki ünlüler, kırmızı halıda defalarca Perry Ellis takımlarını giydiler.B-list celebrities have repeatedly worn Perry Ellis ensembles on the red carpet.
Ayrıca örneklerle bilimsel sapkınlığın defalarca ortodoksi haline geldiğini kabul etti.He acknowledged by examples that heresy has repeatedly become orthodoxy.
Roosevelt, 1942'den itibaren Dört Polis" terimini defalarca kullandı.[1]Roosevelt repeatedly used the term "Four Policemen" starting in 1942.[1]
Defalarca yeniden basılması bunu kanıtlar niteliktedir..It has been reprinted numerous times.
Hulburt'un sonuçları sonraki yıllarda defalarca doğrulandı.The results of Hulburt were repeatedly confirmed in the following years.
Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir.Sein wissenschaftlicher Name hat sich in den letzten zweihundert Jahren mehrfach geändert.
Axel Springer AG Wallraff'ı defalarca dava etti.Die Axel Springer AG verklagte Wallraff daraufhin mehrfach.
Güç delisi ve azgın Franz, Amalia’yı kazanmak için defalarca uğraşır.Machtbesessen und lüstern versucht er wiederholt, Amalia für sich zu gewinnen.
Kızları ise defalarca tecavüze uğradıktan sonra öldürülmüştü.Die vergewaltigten Frauen und Mädchen wurden nach der Vergewaltigung häufig getötet.
Köroğlu kendisini defalarca kurda benzetir.Im Aussehen ähnelt es oft dem Richtrad.
Tasarım o zamandan beri neredeyse tüm cep telefonu üreticileri tarafından defalarca kopyalanmışdır.Ihr Antriebskonzept mit ungleich langen Antriebswellen wurde bis heute von fast allen Herstellern kopiert.
Çeşitli polis karakolları arasında dolaştırıldı ve defalarca kez evi ve bürosunun aramasına nezaret ettirildi.Ihr Haus wurde mehrfach durchsucht und ihre Post überwacht.
Keşişlerle iyi ilişkileri sonraki dönemlerde de sürdü ve defalarca gittiği sürgünlerde hep onları buldu.Auch später pflegte er guten Kontakt mit den Mönchen und fand mehrmals bei ihnen Asyl.
Özgün metin zaman içinde defalarca değişikliğe uğramıştır.Dessen Gesicht hat sich im Laufe der Zeit mehrfach gewandelt.
Çelik sandalyeyle defalarca onun koluna vurdu.Dann soll mit einem Kabel mehrfach auf seine Handfläche eingeschlagen worden sein.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Er wurde mehrfach wegen seiner politischen Haltung verhaftet.