Okulun verdiği prestijli Roma Ödülü’nü almayı defalarca denedi ama başaramadı.Tijekom studija više puta je pokušao osvojiti prestižnu nagradu Prix de Rome, ali bez uspjeha.
Ön cephesi, hem 1530'da Michelango tarafından hem de daha sonraları defalarca yenilenmiştir.Njegovu fasadu je obnovio Michelangelo u 1530-ima, kao i drugi umjetnici više puta kasnije.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Pre svoju revolučnú činnosť bola často prepúšťaná z práce.
Fotoğrafları Life dergisine defalarca kapak oldu.Snímky boli potom publikované v magazíne Life.
Birinci Bölük’ü defalarca tehlikeden kurtarmıştır.Tak ako v prvej časti tiahne s početným sprievodom proti nebezpečenstvu.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Proti rozsudku sa viackrát odvolala, no vždy neúspešne.
Çalışma ruhsatı defalarca iptal edildi.Zákonník práce bol viackrát novelizovaný.
İlk hanedanlıklardan beri Çin, defalarca genişlemiş, bölünmüş ve yeniden birleşmiştir.Od takrat se je Kitajska večkrat razširila, razdelila in ponovno združila.
Defalarca evden kaçtı.Ta pa je večkrat pobegnila od doma.
Fotoğrafları Life dergisine defalarca kapak oldu.Njuna zgodba je prišla v revijo Life.
O zamandan beri adı defalarca değişir ve Carl von Linné'nin verdiği son şekliyle kalır.Tam se je nekajkrat preimenoval, na koncu pa je obdržal ime Henry Morton Stanley.
Devrimci faaliyetlerinden dolayı defalarca tutuklandı.Večkrat je bil zaprt zaradi revolucionarnega delovanja.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Zaradi političnega delovanja je bil večkrat zaprt.
Klip boyunca Gaga defalarca kostüm değiştiriyor.Prav tako se Lara med igro večkrat preobleče.
Nobel Ödülüne defalarca aday gösterilmiş, ancak bu ödülü kazanamamıştır.Večkrat je bil nominiran tudi za Nobelovo nagrado, a te mu ni uspelo dobiti.
Hollanda filosu Hansa Birliği filosunu defalarca yenilgiye uğrattı.Olandijos laivynas kelis kartus sumušė Hanzos sąjungą.
Adam bıçak çıkardı ve ikisini defalarca bıçakladı.Jis staiga užpuola juos su peiliu ir Semas kelis kartus jam smogia.
Birinci Bölük’ü defalarca tehlikeden kurtarmıştır.Komanda keletą kartų žaidė Primera divizione.
Okulun verdiği prestijli Roma Ödülü’nü almayı defalarca denedi ama başaramadı.Jis konservatorijoje bandė laimėti jauniesiems talentams skirtą „Romos prizą“, tačiau nesėkmingai.
Defalarca seçimlere girdi fakat başarısız oldu.Keletą kartų bandė bėgti, bet nesėkmingai.
Politik faaliyetleri nedeniyle defalarca tutuklandı.Poliitilise tegevuse eest oli ta mitmel korral vahistatud.
Site o yıldan sonra defalarca ismini ve servis sağlayıcı noktasını (server) değiştirmiştir.Aegade jooksul on raamatukogu korduvalt oma nime ja asukohta vahetanud.
Defalarca evden kaçtı.Nii püüdis ta hiljem mitu korda kodust põgeneda.
Fenerbahçe'de atletizm yaptı ve defalarca İstanbul ve Türkiye şampiyonu oldu.Ta saavutas ujumises meistersportlase taseme ja tuli mitmel korral Eesti ja Baltimaade meistriks.
Fernandao ile defalarca oynadım.Nad mängisid koos Ermindaga.
Roberts onu defalarca DDT'ledi.Anne-Marie on seda teinud mitu korda.
Gecikmeler sırasında, sınıf defalarca değişme uğradı.Seejärel klasside arv mitu korda muutus.
Direniş grubu üyeleri onu defalarca öldürmeye çalıştı.Regendid püüdsid teda mitu korda tappa.
Bilimsel ismi son 200 yıl içerisinde defalarca değişmiştir.Kukkurkuradi teaduslik nimetus on mitu korda muutunud.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.Alice가 동료 과학자들과 대면할 때면 늘, 동료들은 Alice를 생각하고 생각하고 또 생각하게 만들었다고요.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.la faceva pensare ancora e ancora.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.שבכל פעם שאליס הלכה ראש-בראש עם מדען עמית, הם גרמו לה לחשוב ושוב לחשוב.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.بأنه كل مرة أليس تواجهت مع زميل باحث، جعلوها تفكر وتفكر مرة بعد أخرى.
Alice, ne zaman bir bilim insanıyla kafa kafaya gelse, bu onu tekrar tekrar, defalarca düşünmeye itermiş.彼らは彼女をひたすら考えに考えさせ続ける 「私の母は戦いが好きではありませんでした
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Aber kühn war auch das, was schon viele Male zuvor in der Geschichte geschah.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Ale odvážnost je to, co se odehrávalo již v historii.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Ale taka zuchwałość wielokrotnie miała już miejsce w historii.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Dar îndrăzneala a avut loc de multe ori în istorie.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.De a vakmerőség olyasmi, ami többször is megtörtént már a történelemben.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.하지만 역사적으로 보면 이런 무모함은 전에도 많이 일어났습니다.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Maar roekeloosheid is van alle tijden.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Mais l'audace, c'est ce qui s'est passé de nombreuses fois dans l'histoire.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Ma l'ambizione si è già manifestata diverse volte nel corso della storia.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Mas audacioso é o que aconteceu tantas vezes na história.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Men dristig er hvad der er sket mange gange før i historien.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Nhưng sự táo bạo đã xảy ra nhiều lần trước đây trong lịch sử.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Pero audacia es lo que ha ocurrido muchas veces antes en la historia.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Tetapi hal-hal yang penuh resiko telah banyak terjadi selama ini.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Αλλά παράτολμο είναι ότι έχει συμβεί πολλές φορές πριν στην ιστορία.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Но безочливи неща са се случвали много пъти преди в историята.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Но словом "дерзко" можно охарактеризовать многие реальные исторические факты.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.Проте зухвалість вже траплялася багато разів в історії.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.אבל ההיסטוריה מלאה במקרים של נועזות.
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.ولكن أمور جريئة كثيرة حدثت عدة مرات من قبل في التاريخ
Ama asıl cüretkar olan tarihte daha önce defalarca yaşandı.これは冷蔵庫の工場でしたが
Ama çevreyi tekrar ölçtüklerinde 3.1'e daha yakın olduğunu anladılar. . Ve bun defalarca tekrarladılar.Але вимірявши довжину, стало зрозуміло, що її величина ближча до 3,1
Aralıksız olarak sürdü bu, defalarca.Continuamente, più di una volta.
Aralıksız olarak sürdü bu, defalarca.Dat bleef maar gebeuren, keer op keer.
Aralıksız olarak sürdü bu, defalarca.Ocurría continuamente, repetidamente.
Aralıksız olarak sürdü bu, defalarca.S-a întâmplat continuu, repetat.