"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedim"Papi, este ha sido el mejor día de toda mi vida".
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedim"Paps?" und ich: "Ja?"
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedimPe când ieşeam din dormitor, mă strigă: "Tată!"
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedim"Tati, toto bol úplne najlepší deň v mojom živote."
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedimКато излизах от спалнята му, той каза:
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedim"Пап?" Я спросил: "Что, приятель?"
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedim"Тато?" Я запитав: "Що, друже?"
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedimהוא אמר, "אבא?", "כן, חבר?" אמרתי
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedimقال : "يا أبي؟" ذهبت "نعم , صديقي؟"
"Baba" dedi, "Evet, koçum?" dedim彼はこう言いました "パパ、今日は
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Disse ao meu pai: "Eu apenas passarei por esta cerimónia "se me deixares voltar para a escola".
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Ho detto a mio padre: "Parteciperò alla cerimonia solo se mi farai tornare a scuola."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.I-am spus:
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Ik zei: "Ik ga alleen door met dit ritueel als ik daarna terug naar school mag."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Jag sa till min far: "Jag kommer bara genomgå den här ceremonin om du låter mig fortsätta att gå i skolan"
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.J'ai dit à mon père, "Je n'accepterai cette cérémonie que si tu me laisses retourner à l'école."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.아버지에게 말했어요. "만약에 다시 학교로 돌아가게 해 주신다면, 이 의식을 치를게요."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Le dije a mi padre, "Voy a pasar por esta ceremonia solo si me dejas volver a la escuela".
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Povedala som otcovi, "Na tú ceremóniu pôjdem, iba ak mi dovolíš pokračovať v štúdiu."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Powiedziałam mu, że wezmę udział w ceremonii, jeśli pozwoli mi się dalej uczyć.
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Řekla jsem mu: "Podstoupím ten obřad jedině, když mi dovolíš vrátit se do školy."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Saya bilang, "Saya hanya mau melalui upacara ini kalau ayah mengijinkan saya kembali ke sekolah."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Tôi nói với ông rằng "Con chỉ thực hiện nghi lễ này nếu bố cho phép con tiếp tục đi học."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Είπα στον πατέρα μου, "Θα λάβω μέρος στην τελετή μόνο εάν με αφήσεις να πάω πίσω στο σχολείο."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Казах на баща ми: "Ще участвам в церемонията, само ако ме пуснеш да се върна на училище".
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Я сказала батькові: "Я пройду через церемонію лише, якщо ти дозволиш мені повернутися до школи".
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.Я сказала отцу: "Я пройду через эту церемонию, только если ты позволишь мне вернуться в школу".
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.אמרתי לאבי, "אני מוכנה לעבור את הטקס רק אם תניח לי לחזור לבית הספר."
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.قلت لوالدي، "سوف اذهب فقط من خلال هذا الحفل إذا كنت اسمحوا لي أن نعود إلى المدرسة. "
Babama "Bu geleneği gerçekleştireceğim, ama okula gitmeme izin vermen şartıyla" dedim.また学校にまた通わせてくれると 約束してくれるなら」と もし私が儀式から逃げ出したら
Babama, Güney sadece sahada olmasýn dedim.Успя ли да си починеш?
"Baba, yardımına ihtiyacım var. Amerika'ya gitmem için bana destek olur musun?" dedim."아버지, 도와 주세요. 미국에 가도록 지원해 주실 수 있나요?"
"Baba, yardımına ihtiyacım var. Amerika'ya gitmem için bana destek olur musun?" dedim."Tată, am nevoie de ajutor, mă poți ajuta să ajung în America?"
"Baba, yardımına ihtiyacım var. Amerika'ya gitmem için bana destek olur musun?" dedim."حسنا، يا أبي، أحتاج إلى مساعدة. يمكن لك دعم لي للذهاب إلى أمريكا؟ "
"Baba, yardımına ihtiyacım var. Amerika'ya gitmem için bana destek olur musun?" dedim.私は良き女性となっていつか村に帰ってくること
"Bak Derek" -- --öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki-- Dedim ki:Derek nie mógł tachać wszędzie lustra, by łagodzić ból,
"Bak Derek" -- --öncelikle, ağrısını hafifletmek için yanında ayna taşıyarak dolaşamaz tabii ki-- Dedim ki:"Hele, Dereku" -- v prvé řadě ten chlapík nemůže chodit a nosit zrcadlo, aby necítil bolest --
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Guarda, ti propongo di venire da voi per consigliarvi sulla diplomazia.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Ich schlage vor, dass ich zu dir komme und dich in diplomatischen Angelegenheiten berate.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,Je me propose de venir et de vous conseiller sur la diplomatie.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"제가 여기 와서 코소보 외교 문제에 조언을 드리면 어떻겠습니까?
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Luister, ik stel voor dat ik je kom adviseren voor de diplomatie.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Mam propozycję, przyjadę i zostanę doradcą dyplomatycznym Kosowa.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Mire, le propongo venir y asesorarle sobre diplomacia.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Myslím, že bych vám mohl radit s diplomacií.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Ngài xem, tôi có ý định sẽ cố vấn ngoại giao cho ngài.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Oiça, eu estou a propor aconselhá-lo em diplomacia. Eu conheço as matérias.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Κοιτάξτε, σας προτείνω να έρθω να σας συμβουλεύω για θέματα διπλωματίας.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Предлагам да дойда при вас и да ви давам дипломатически съвети.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Я готов приехать и консультировать вас по дипломатическим вопросам.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"Я пропоную стати Вашим консультантом з дипломатичних справ.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"ראה, אני מציע שאני אבוא ואעייץ לך על הדיפלומטיה.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim," انظر ، أقترح أن آتي و أقدم لك استشاراتي في المجال الدبلوماسي.
"Bakın, gelip size diplomasi hakkında tavsiyede bulunmayı teklif ediyorum," dedim,"あなたの国の外交を手伝わせてください"
"Bak, ödeme yaparım, öğretmenim olursun, ve her gün gelip sana para veririm." dedim."Bueno, mira, te pago, puedes ser mi profesor, y yo vengo cada día y te pago".
"Bak, ödeme yaparım, öğretmenim olursun, ve her gün gelip sana para veririm." dedim.E eu dizia: "Eu pago e vocês ensinam-me. "Venho todos os dias e pago-vos."
"Bak, ödeme yaparım, öğretmenim olursun, ve her gün gelip sana para veririm." dedim."Guarda, ti pago, puoi essere il mio insegnante, verrò ogni giorno e ti pagherò"
"Bak, ödeme yaparım, öğretmenim olursun, ve her gün gelip sana para veririm." dedim."Kijk, ik betaal je, je kan mijn leraar zijn en ik zal je elke dag komen betalen."
"Bak, ödeme yaparım, öğretmenim olursun, ve her gün gelip sana para veririm." dedim.제가 "제가 돈을 지불하겠습니다. 당신이 내 스승이 되어주면, 매일 와서 배우고 댓가를 지불하겠습니다" 라고 해도
"Bak, ödeme yaparım, öğretmenim olursun, ve her gün gelip sana para veririm." dedim."Nézze, megfizetem érte, a tanítványa leszek, jövök minden nap és fizetek."