Ana içeriğe geç
Sözlük

dedim ile cümle

dedim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Mais, je vous l`ai dit, vous m`avez vu, et vous ne croyez point.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Mas como já vos disse, vós me tendes visto, e contudo não credes.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Men det är såsom jag har sagt eder: fastän I haven sett mig, tron I dock icke.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Men jeg har sagt eder at I har sett mig og tror dog ikke.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Men jeg har sagt eder, at I have set mig og dog ikke tro.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Mutta minä olen sanonut teille, että te olette nähneet minut, ettekä kuitenkaan usko.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Nhưng ta đã nói : Các ngươi đã thấy ta , mà chẳng tin .
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Nhưng ta đã nói: Các ngươi đã thấy ta, mà chẳng tin.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Pero os he dicho que me habéis visto, y no creéis
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Tetapi seperti sudah Kukatakan kepadamu, walaupun kalian sudah melihat Aku, kalian tidak percaya
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›U hebt Mij gezien en toch gelooft u Mij niet. Dat heb Ik u trouwens al eens eerder gezegd.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Vi ho detto però che voi mi avete visto e non credete
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Πλην σας ειπον οτι και με ειδετε και δεν πιστευετε.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Исус отговори: Нито поради негов грях, нито на родителите му, но за да се явят в него Божиите дела.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Но Я сказал вам, что вы и видели Меня, и не веруете.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›Тільки глаголю вам, що й видїли мене, та й не віруєте.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›ואני הנה אמרתי לכם כי גם חזיתם אתי ולא תאמינו׃
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›ولكني قلت لكم انكم قد رأيتموني ولستم تؤمنون.
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›只 是 我 對 你 們 說 過 、 你 們 已 經 看 見 我 、 還 是 不 信
‹‹Ama ben size dedim ki, ‹Beni gördünüz, yine de iman etmiyorsunuz.›只是 我 對你們說過 、 你 們已經 看 見我 、 還是 不信
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Aber wisst ihr, das ist so eine Art von Zusammenarbeit zwischen mir und den Fans, also sagte ich "Klar".
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Ale wiecie, to rodzaj współpracy pomiędzy mną a fanami, więc się zgodziłem.
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Ampak veste, gre za nekakšno sodelovanje med mano in oboževalci, tako da sem rekel: "Seveda."
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Dar stiti, totul e un fel de colaborare intre mine si fanii mei, asa ca i-am raspuns "Desigur".
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim. (gülüşmeler)Pero saben, es una colaboración entre mis fans y yo, asi que dije, "Dale" (Risas)
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim. (gülüşmeler)Но знаете ли, това е едно сътрудничество между мен и моите фенове, така че казах " Така да бъде" (Смях)
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.하지만 이것도 저와 팬사이의 협동같은 거라서 전 "알겠습니다"라고 답했습니다
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Maar het is een samenwerking tussen mij en mijn fans, dus ik zei: "Natuurlijk."
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Mas há uma espécie de colaboração entre mim e os admiradores, por isso respondi: "Claro."
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Men i ved, det er en slags samarbejde mellem mig og fans'ene, så jeg sagde: "OK".
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Nhưng các bạn biết đấy, đó là một kiểu hợp tác giữa tôi và những người hâm mộ, nên tôi đã nói, "Được thôi."
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Però sapete, è una specie di collaborazione fra me e i miei fans, cosi dissi, "Certo."
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.Но это что-то вроде моего сотрудничества с фанатами, так что я сказал: "Хорошо".
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.אבל אתם יודעים, זה מין סוג של שיתוף פעולה ביני למעריצים, אז אמרתי, "יאללה."
Ama bilirsiniz bu hayranlarımla benim iş birliğimizdi bir şekilde ben de "tabii ki" dedim.لكن أتعلمون، إنه إلى حد ما نوع من التعاون بيني و بين المعجبين، لهذا قلت "بالطبع."
Ama bir Fransızca kelime olan raison d'être'i keşfettim. Ahha, bir dakika dedim.Pero descubrí la palabra francesa raison d'être. y me diee: ajá, a ver un segundo.
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Aber eines Tages ging ich mit ihnen raus und sagte:
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Ale pewnego dnia zabrałem ich na dwór i powiedziałem:
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Dar i-am dus afară într-o zi şi le-am spus,
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,De mégis kivittem őket, és egy napon azt mondtam nekik:
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,그러나, 저는 계속 그렇게 했고, 어느날, 저는 이야기 했습니다.
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Mais je les amenai dehors un jour et je leur dis,
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Ma un giorno li portai fuori e dissi loro:
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Men jeg tog dem med udenfor en dag og jeg sagde,
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Op zekere dag nam ik ze mee naar buiten en zei:
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Pero un día, los saqué afuera y les dije:
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Но един ден ги изведох навън и казах,
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,Однажды я взял их с собой и сказал:
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,אבל הוצאתי אותם החוצה יום אחד ואמרתי,
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,و لكن أخذتهم خارجا ذات يوم و قلت
Ama bir gün onları dışarı çıkarıp dedim ki,「あのビルの高さを見積もってみて」と言いました
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimDar m-am gândit, " Trebuie să fac asta".
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimIk vond toch dat ik dit moest doen.
Ama "Bunu yapmalıyım." dedim저는 "이 이일은 해야한다."고 생각했습니다.
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimMa ho pensato "Questo devo farlo."
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimMais je me suis dit : "Je dois faire ça".
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimMas pensei: "Tenho que fazer isto."
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimPero pensé, "Tengo que hacer esto."
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimTrotzdem habe ich beschlossen, dass ich das angehen muss.
Ama "Bunu yapmalıyım." dedimНо я решил: "Надо сделать".
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod