Amca Abbas dedikodu çıkartır, Zülfüye’ye iftira atar.Oni će pokvariti abdest, odnosno onečistiti vjernika.
Böylece bir süre takas dedikodusu kapandı.U jednom razdoblju uslijedio je prekid rada.
Kraliçenin de bununla ilgisi olduğuna dair dedikodular çıktı.Boli obvinení, že mali pomer s kráľovnou.
Dedikoduyu ve aynı zamanda kesin bir sessizliği simgeler.Prostota a súčasne jasný výtvarný názor.
Bu konser sonrası Kiss'in orijinal kadrosu ile tekrardan bir araya gelme dedikoduları ve beklentileri arttı.Táto akcia spustila vlnu špekulácií o tom, že sa znovu spojí pôvodná zostava skupiny Kiss.
Erkek gibi konuşur fakat huyları ergen, dedikoducu bir genç kızı andırır.Skušata poklicati policijo, vendar na drugi strani slišita enak glas kot v otroštvu.
Bana ulaşan dedikodulara göre bu sene benim için hiç de kötü bir sene olmayacak."Manyta, kad „jeigu tą dieną nieko neapgausi, tau bus nelaimingi metai“.
Saray halkı bu ikilinin sevgili olduğuna dair dedikodular yaymışlardı.Žiniasklaida klaidingai paskelbė, kad jie maiše mylėjosi.
2005 yılında tekrar hamile kaldığına dair dedikodular oluştuysa da bunların asılsız olduğu ortaya çıktı.2005. aasta detsembris tuuril olles teatas ta, et on jälle rase.
Bana ulaşan dedikodulara göre bu sene benim için hiç de kötü bir sene olmayacak.""Äsja vastu võetud eelarve tähendab, et meil saab olema raske aasta."
Her yerde olduğu gibi dedikodu oldukça yüksektir.Rändrahne on igal pool rohkesti.
Ayrıca yalan söylemek, dedikodu yapmak ve kibirlenmekde haram olarak kabul edilir.Rabelemist, närveerimist ja sõnelemist ta ei sallinud.
Üsâse dedikoduları yaymaktan sorumlu tutuldular.Kuuldustest, et juhid on ära viidud vallandas pahameeletormi.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.-Hur gammal är du egentligen?
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.- Itkeminen, lasten tekeminen - ja lähimmäisten haukkuminen.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Llorar, parir niños y hablar mal de sus vecinos.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Pleurer, enfanter et dire du mal d'autrui.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Weinen, Kinder gebären und über die Nachbarn lästern.
Ağlamak, doğurmak ve komşuları hakkında dedikodu yapmak.Weinen, Kinder gebären und über die Nachbarn lästern.
[ALKIŞLAR] Evet, dedikodular doğru.كنت رجل اعمال ناجح. نعم هذه الاشاعة صحيحة.
Ama bu arada... ...Prens Lee Han'a yönelen dedikodular hakkındaki duruşumuzu belirteceğiz.Αλλά για την ώρα... Θα πάρουμε στάση όσον αφορά τις φήμες που περιβάλλουν τον πρίγκιπας Λι Χαν.
Ama bu arada... ...Prens Lee Han'a yönelen dedikodular hakkındaki duruşumuzu belirteceğiz...لكن هذه المرة سنعطيكم وجهة نظرنا عن الاشاعات المتعلقة بالامير لي هان
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.더이상 먹을수도, 마실수도, 스테이지에서 소리칠수도 없고 공연을 보면서 서로 가쉽에 대해서 이야기 할수도 없지요.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.les bavardages pendant le spectacle furent proscrits.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.lidé už nemohli klábosit, museli být potichu po dobu představení.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.Żadnego jedzenia, picia, wrzasków czy plotkowania w trakcie koncertu.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.Больше никакой еды и напитков, криков в сторону сцены или болтовни во время представления.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.אין יותר לאכול, לשתות ולצעוק לעבר הבמה, או לרכל אחד עם השני במהלך המופע.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.لا للأكل أو الشُرب أو الصياح للواقفين على المسرح أو التهامس فيما بينهم أثناء العرض.
Artık konser sırasında yemek, içmek, sahneye bağırmak ya da birbiriyle dedikodu yapmak yoktu.ルールになってきたと いうことです 会場は静かになりました
Aslında sen... ...3. sınıf dedikodulara konu olmaya bile değmezsin.Te még egy harmadrangú hírességgel sem érsz fel.
Aslında sen... ...3. sınıf dedikodulara konu olmaya bile değmezsin.Tu es juste en dessous du niveau des célébrités... Juste une gloire éphémère.
Aslında sen... ...3. sınıf dedikodulara konu olmaya bile değmezsin.Είσαι απλά... Φήμες που δεν είναι καν στο επίπεδο ενός τριτοκλασάτου διάσημου προσώπου.
Aslında sen... ...3. sınıf dedikodulara konu olmaya bile değmezsin.انت فقط مجموعة من الثرثرات, لا تصلح حتى لنجمة من الدرجة الثالثة
Ayrıldığımız dedikoduları mı?Des rumeurs de rupture ?
Ayrıldığımız dedikoduları mı?Pletyka, hogy szakítottunk?
Ayrıldığımız dedikoduları mı?انفصال؟
Ayrıldığınızı duydum. Doğru mu? Ayrıldığımız dedikoduları mı?Υπάρχουν φήμες πως εσείς οι δυο έχετε χωρίσει είναι αλήθεια;
Başının belada olduğuna dair dedikodular dolaşıyordu.Kolem nás se šířilo hodně legend...
Başının belada olduğuna dair dedikodular dolaşıyordu. Oyununu bir üst seviyeye çıkarmalıydı yoksa giderdi.W biurze chodziły plotki, że ma kłopoty, i jeśli nie opracuję świetnej historii to wyleci.
Bazı güçlü kimseler sizin dışınızda kalan şeylerin de tecavüze neden olabileceği dedikodusunu yapıyorlar.Отвратительно, что люди распространяют слухи, что что-то кроме вас может вызвать изнасилование.
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunBeszélj a pletykák Venus Egy szép szó, egy becenevet neki elvakult fia és örököse,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunBicaralah kepada saya kata gosip Venus yang adil, Satu panggilan untuk anak dungu dan ahli waris,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunFalar com o meu fofocas Venus uma palavra justa, um apelido para o seu filho e herdeiro obtuso,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunGovori moj gossip Venus eno banano beseda, en vzdevek za svojega sina in dediča purblind,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunHablar con mi compadre Venus una palabra justa, un apodo para su hijo y heredero de miope,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunHovoriť so svojím klebety Venuša jeden spravodlivý slovo, jeden za jej prezývka slabozrakých syn a dedič,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşun내 소문 금성 한 공정 단어, 그녀 반소 경의 아들과 후계자에 대한 하나의 별명, 통화
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunMluvit se svým drby Venuše jeden spravedlivý slovo, jeden za její přezdívka slabozrakých syn a dědic,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunMów do plotek jeden Venus uczciwe słowo, jeden pseudonim dla jej przyślepy syna i następcy,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunParla al mio pettegolezzi Venere una parola giusta, un soprannome per il figlio ed erede molto miope,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunParle à mon bavardage Venus un mot juste, un surnom pour son fils et héritier myope,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunPuhu minun Gossip Venus yksi reilun sana, saman lempinimen hänen purblind poika ja perillinen,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunSprechen Sie mit meinem Geschwätz Venus eine Messe Wort, ein Spitzname für ihren blöden Sohn und Erbe,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunSpreek tot mijn roddel Venus een eerlijk woord, een bijnaam voor haar kortzichtig zoon en erfgenaam,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunTala med min skvaller Venus ett rättvist ord, en smeknamn för henne skumögd son och arvinge,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunTal til min sladder Venus en retfærdig ord, Et kælenavn for hendes purblind søn og arving,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunVorbeşte-mi un singur cuvânt barfa Venus echitabil, Un pseudonim pentru fiul ei îngust şi moştenitor,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunΜιλήστε με το κουτσομπολιό μου Αφροδίτη μία δίκαιη λέξη, ένα ψευδώνυμο για κουτός γιος και κληρονόμος του,
Benim dedikodu Venüs biri adil bir kelime, onu anlayışsız oğlu ve mirasçısı Bir takma, konuşunГовори ми клюки Венера една справедлив дума, един псевдоним за тъп си син и наследник,